30 Kasım 2013 Cumartesi

Evin yenisi

Bugüne dek kaç takı düzenleyici aldığımı hatırlamıyorum, sözkonusu tüm takılarınızı -en azından sık kullandıklarınızı- elinizin altında bulundurabileceğiniz, pratik birşeyse, öylesiyle hiç karşılaşmadım zaten.. (tık tık)
Ta ki birkaç gün öncesine kadar..
Birkaç gün önce Tepe Home'da bu düzenleyici ile karşılaştım.
Üzerinde herhangi bir etiket, bir açıklama..hiçbirşey yoktu…yani belki takı düzenleyici bile değildir:) 
Ama bizim evin yeni takılığı bu oldu.

Yatak odasında çok fazla duvar olmadığından, yatak odası kapısının arkasına asmaya karar verdik..
Hem kapının açılıp kapanmasına engel olmuyor, hem de ortalıkta dağınık bir görüntü yok..
Klipsli küpelerim dışında asılabilecek her türlü takıyı buraya asabiliyorum.
Hatta aradaki çubuklara mutfakta kullandığımız -hani şu fincanları falan astığımız- kancalardan alıp yüzüklerimi de buraya asmayı düşünüyorum.
Boy aynası şekline bürünmüş takı dolaplarından başka daha kapsamlı bir takı düzenleyici gelmiyor aklıma..
Sizler takılarınızı nasıl düzenliyorsunuz?

Bakın Bizet'nin Carmen'i ne hallere geldi:)
Mutlu bir haftasonu diliyorum!
Sevgiler

27 Kasım 2013 Çarşamba

, ,

Yan gel yat

Biz ona bazen "daybed" bazen de "uzanma koltuğu" diyoruz.
Fransızlar "chaise longue/şezlong" diyorlar ki bence en doğru kullanım bu..
"Chaise" sandalye, "longue" ise uzun demek Fransızca dilinde…
Zaten bunlar da uzun, upuzun sandalyeler..

Bizim kültürümüzde uzanma koltuklarına pek yer yok..
Aslına bakarsanız, yakın zamana kadar koltuk takımı dışındaki mobilyalara da çok yer yoktu, 7-8 sene önce koltuk takımı almadığım için çok eleştirildiğimi de hatırlarım..
İşte o zamanlar Antalya'da Ikea'nın showroom şeklinde mini bir mağazası açılmıştı.

Eşimle nişanlı iken oraya gitme fırsatı bulduk, orada gördüğümüz çiçekli uzanma koltuğuna bayılmıştık ama bir yere düzgün konuşlandıramayız diye almaktan vazgeçip, aynı desenin ikili kanapesinde karar kılmıştık..halbuki ne farkeder ki, birinin iki kolçağı var, diğerinin yok..

Ama o kanape hala benim karargahım gibi, evde başka oturacak yer yokmuş gibi hep oraya otururum, zaten artık bizim ahali bunu bildiğinden, benim köşeyi boş bırakır:)

Her neyse..
Uzanma koltukları kesinlikle tam bir keyif köşesi..
Kitap/dergi oku, film izle, çay keyfi yap, hatta yan gelip yat, biraz şekerleme yap..o derece:)

Ama kesinlikle çok dar mekanlarda olmuyor, biraz genişçe bir mekan lazım, yani yaklaşık bir ikili kanape boyunda..
Eğer mekan çok geniş değilse ve bizim gibi bu tip köşelerde aklınız kaldıysa berjer+puf ikilisi ile benzer keyfi yakalayabilirsiniz, yeriniz olmadığında pufu başka türlü de kullanabilirsiniz.
Benim favorim kesinlikle bu!
Zaten sedef kakmalı sehpalar da son birkaç yıldır aklımda, hala beğendiğime göre sanırım önümüzdeki dönemlerde bir tane edineceğim.. 
Çok şaşıracaksınız ama alttaki üç modern uzanma koltuğu örneğini de çok beğendim!:)
Bilhassa yeşil olan favorim..
Bu fotoğrafı Smyrnetalya'nın Facebook sayfasında da paylaşmıştım, çok keyifli görünüyor..
Bir de kapıyı ayna ile kaplama fikrini çok sevdim, böyle yer kaplayan bir mobilya varken ayna derinlik katmıştır, akıllıca..
Perdeler, duvar kağıtları, mobilyalar..tam bir Fransız:)
Yatak odasında uzanma koltuğu fikri çok güzel ama sanırım salon büyüklüğünde yatak odaları da bizde çok rastlanan birşey değil..Amerika, Kanada gibi yerlere gitmek lazım:))
Kütüphanenin yamacında böyle bir koltuk harika olmamış mı sizce de..
Aynı renk ve modelde uzanma koltuklarını Mudo Concept'te görmüştüm, ilgilenenlere duyurulur..
Neredeyse tüm yurdu yağışın esir aldığı bu günlerde bu tip keyiflerimiz bol olsun..
Sevgiler

26 Kasım 2013 Salı

Paşabahçe

Sizde de hiç oluyor mu: gittiğim yerlerde bazen çok güzel şeylerle karşılaşıyorum, ancak bu yer kapalı bir mekansa içeride fotoğraf çekmeye utanıyorum:/ 

Önceden size Lefkoşa'da çok beğendiğim bir kafenin fotoğraflarını çekmiştim ama çok erken saatlerde gittiğimiz için içeride kimse yoktu, o yüzden fotoğraflamam -gerçi yine de içim rahat etmedi, kafenin sahibinden izin aldım- çok zor olmadı..

İşte geçenlerde gittiğim bir yerde yine -gizlice de olsa!:))- fotoğraf çekme imkanım oldu.
Mekan, yenilenen Paşabahçe mağazası.
Sözkonusu dekorasyon/aksesuar ise, Paşabahçe benim en sevdiğim markaların başında geliyor, hatta en sevdiğim diyebilirim.

Birkaç hafta öncesine kadar Paşabahçe mağazası bana yürüyüş mesafesinde bir yerdeydi, kimi zaman alışveriş yapmayacak bile olsam, sadece neler var neler yok diye bakmak için giderdim. 
Yine böyle gittiğim günlerden birinde beni tatsız bir sürpriz bekliyordu: mağaza kapanmış, çarşı içinde açılan yeni AVM'ye gitmişler. Geçenlerde AVM'ye yolum düşünce ilk uğradığım adres orası oldu tabii..

Mağazanın yeni halini görünce taşınmalarına bu kez sevindim, çünkü yeni yerleri harika olmuş…endüstriyel dekorasyon tarzının uygulandığı bu mağaza eskisinden daha geniş, daha çok çeşit var..
 Benim olmazsa olmazım mavi/lacivert/beyaz için ayrı bir bölüm oluşturmuşlar, bayıldım!
Hatta şimdiden önümüzdeki bahar/yaz dönemi için bu ürünlerin de bulunduğu sofralar hayal etmeye başladım bile!:)
Sevgiler

22 Kasım 2013 Cuma

Kışın başlangıcı

İtiraf etmeliyim ki geçen hafta millet denize girerken biraz kaygılanmadım değil..

Zira aylardan Kasım, hatta artık son haftalarındayız, Aralık kapıda ve hava hala günlük güneşlik…bu zamanlarda Antalya'da yağmurlar başlamış, hava iyice serinlemiş -evet serinlemiş, soğumuş değil!- olurdu. Havalar böyle güzel diye sevindiğimize bakmayın, aslında ekolojik dengenin bozulma tehlikesi insanı endişelendiriyor, barajlarda su sıkıntısı baş göstermeye başladı bile..

Derken, bugün yağmurlu ve serin bir sabaha gözlerimizi açtık!:)
Biz de evi birkaç gündür kışa hazırlamaya çalışıyorduk ama yastıklardan da gördüğünüz üzere, hazırlıksız yakalandık:) Yastıklarımı örmeye hala devam ediyorum, balkonunkiler bitmek üzere..
Önceki yazılardan hatırlarsınız, balkona halı/kilim arıyordum..
Geçtiğimiz haftalarda zevkime göre bir kilim nihayet bulabildim.
Balkona sıcak bir hava verdi, üstelik makinede de yıkanabiliyor.
Bu arada evdeki fotoğraf makinesi ile yavaştan flörtlerimiz başladı..
Bu post fotoğraf makinesi görselleriyle hazırlanmış ilk post..
Dürüst olmak gerekirse, akıllı telefonlarla fotoğraf çekip kolayca bilgisayara aktarmaya o kadar alışmışım ki, fotoğraf makinesi ile uğraşmak birazcık zor geldi:)
Ama fotoğrafların çok daha güzel göründüğü de bir gerçek..
Bu işe en çok fotoğrafçılığa fazlasıyla merakı olan eşim seviniyor:)

İşte bunlar da çömezlik çalışmalarım:)
Bu kız kış hazırlıklarını tamamlamak için kaçar…
Sevgiler:)

19 Kasım 2013 Salı

Hayat devam ediyor

Birkaç gündür pek keyfim yoktu.
Ömer Amcam'dan bahsetmiştim size…aklıma geldikçe ağlıyorum, gözlerim kurbağa gibi olmuş..
Sonra Özgül'le konuştuk.
Sanki bu kadar güçlü olduğu yetmiyormuş gibi, bir de beni teselli etmeye başladı, utandım..vallahi de utandım:/

Avarelik yapıp biraz kafamı dağıtmaya karar verdim.
Antalya'daki hayvanat bahçesi adeta bir vaha, bu şehirde yaşayıp ta bugüne dek gitmeyen herkese tavsiye ederim.
Dün termometre 22-25 arasında seyredince, deniz kıyısında aldık soluğu..
Millet denizin tadını çıkarıyordu ama oğlum nanemolla olunca biz ancak seyretmekle yetindik.
 Sonra şöyle bir çevreme bakındım..
Kimi sahilde koşuyor, kimi yürüyor, kimi yüzüyor..
Kimi çocuklarının küçüklüğüne aldırmadan Kasım günü sokuverdi denize, kimi pikniğe gelmiş, kimi güneşlenip kitap keyfi yapıyor..
Deniz çarşaf gibi..
Güneş içimi ısıtıyor..
Sonra birden dedim ki: hayat güzel be..

Evet acılar olacak, hayalkırıklıkları da olacak, hoşumuza gitmeyen başka şeyler de..
Ama sevinçler de var bu yaşamda, umutlar da, mutluluklar da..
Mühim olan, bu hayatı hakkını vererek yaşamak..
Artık Ömer Amca'yı da ağlayarak değil, güzel anılarla anmak lazım..
Hayat devam ediyor.

15 Kasım 2013 Cuma

Ömer Amcam...

Yer İzmir.
Yılı net hatırlamıyorum ama ilkokuldayım..ya 2. sınıf ya da 3.

Babam sesleniyor "Ayşe, yeni taşınan karşı komşumuzun çocukları sokakta kalmış, eve davet et kızım, kış günü sokakta beklemesinler"
Sinirleniyorum. Tabii ki gitmiyorum, bir de onlarla mı uğraşacağım, evde çizgi film izlemeye devam ediyorum…ta ki fırçayı yiyene kadar…babamın yükselen ses tonu karşısında, gönülsüz eve davet ediyorum kendilerini..

Çelimsiz, beyaz tenli, kahverengi saçlı, yeşil/mavi gözlü, çilli bir kız..
Abisi biraz daha farklı, Chad Allen'ın çocukluk hali karşımda sanki, sapsarı saçlar, mavi gözler ama o da çelimsiz..
Sonunda isimlerini de öğreniyorum: Özgül ile Ömür.
Bir de küçük bir erkek kardeşleri varmış, onun adı da Özgür.

Gel zaman git zaman, Özgül benim en yakın arkadaşım oluyor mahallede..
Abim Ömür'le, kızkardeşim ise Özgür ile çok yakın arkadaş oluyor..Anne ve babalarımız da sık görüşmeye başlıyor..hatta yeni yıl yaklaşmak üzere, yılbaşı gecesini hep birlikte kutluyoruz…ne keyifli günler..
Bir daha da ayrılmadık zaten, 30 sene falan geçmiş…artık kardeşim olmuş..

Sonra birgün babam gitti.
Ne olduğunu anlamamışım, 13 yaşındayım…ağlamadım bile…güçlü görünmek marifet ya o yaşlarda..

İşte o zamanlar Özgül'ün babası Ömer Amca bize resmen babalık yapıyor..bizlerle oyunlar oynuyor, anneler çalıştığından, erken geldiğinde soframızı hazırlıyor, neler neler..

Bu sabah benim için çok sıradan bir gündü.
Annem arayana kadar..
Yani annem genelde sabahları hep arar, birkaç dakikalık kısa rutin konuşmalarımız vardır ama bu başka..
Ömer Amcamı kaybetmişiz..

Ben iyi insanlar yatağa düştüğünde, buraları çok çabuk terkettiğine inanırım.
Bir gece önce yoğun bakıma alınmış, ertesi gün sabaha karşı anneme haberi gelmiş..
Ömer Amca'yı bir tanısaydınız..
Kimseye zararı olmayan, herkese babalık yapan, koca yürekli, şeker bir adamdı…
Şimdi bir babamı daha yitirdim..

İzmir günlerdir günlük güneşlikti, bugün yağmurlu..
Az önce burada da yağmur başladı.
Gökyüzü bile Ömer Amcam için üzülüyor..

Ah be Kasım yine attın çalımını..

13 Kasım 2013 Çarşamba

Kış günlerinin baştacı

Sizler ne durumdasınız bilmiyorum ama biz hala tam anlamıyla kış moduna giremedik..

Düne kadar akşam da dahil, üzerimizde kısa kollu bluzlarla rahatlıkla durabiliyorduk..fakat 2 gündür akşamları serinlemeye başladı artık..kısa kollu pijamalarımız yerlerini uzun kollulara bıraktı. Fakat gündüzleri yine sıcak, sabah yürüyüşlerimizde şort bizi rahatsız etmiyor hala..

Yarın da bir "kış temizliği" yapmak niyetindeyiz..
Geçenlerde kışlıklarımızı çıkardık, yazlıkların çok ince olanlarını kaldırdık, t-shirtlerimiz ise hala elimizin altında..

Ancak bazı hazırlıklara biraz erken başladım…örgü örmek gibi..
Kışlık yastıklarımın bir bölümü oldukça eskidi, ben de eskiyenlerin yerine yastık örmeye karar verdim, çünkü şu ara kışlık yastıklar gereksiz pahalı..
Birkaç tanesi bitti, hatta anneme hediye ettiklerim bile oldu:)

Şimdilik çok hızlı gittiğimi söyleyemem, zira kendimi dizginlemeye karar verdim.
Bu meret öyle birşey ki, başladınız mı sonu gelmiyor…tıpkı çiğdem yemek gibi; bir başlıyorsunuz, elinizden bırakamıyorsunuz:)
Artık sadece birşey izleyeceğim zaman elime örgü alıyorum ve dizi/film/program..her neyse, bittiğinde örgüyü de kaldırıyorum..yoksa öyle bir hale geliyor ki, yerimden kalkmadan, saatlerce örebilirim, o derece:))

Yastıklar bittikten sonra koltuk şalı örmeye karar verdim bir tane, becerebilir miyim bilmem:)
Kışın battaniyeler bizim kanapelerin baştacı, çok seviyoruz..
 İşte bu tam benlik..neredeyse herşeyiyle beni anlatıyor..bayıldım..
 Tarçın rengi benim bu seneki favorim..çok beğeniyorum..
Kırmızı, lacivert, beyaz..biraraya gelince kötü birşey çıkması neredeyse imkansız gibi..
Nötr tonlardaki dekorasyonu sevenler için harika bir battaniye..
 Benim kafamda buna benzer birşey örmek var..
Ayrıca buluta bayıldım, oğluma da yapmak istiyorum!:)
 Hımmmm, bunu ancak annem gibi kompetan biri yapabilir:)
 Buna bayıldım! Rengarenk şeylere bayılıyorum, beni çok cezbediyor..
Sevgiler

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email