Kayıtlar

Ekim, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

1983 Beyoğlu ve ilk blogger etkinliği

Resim
2012 yılından bu yana blog yazıyorum, ilk kez bir "blogger etkinliği"ne katıldım. Ama herhangi bir bloggerın daveti ile değil, etkinlikte konuşma yapıp katılımcıları bilgilendirecek olan profesyonel yaşam koçu Selin Günsev'in teşvikiyle..
Selin Antalya İzmirliler Derneği'nden arkadaşım…Tanıyabileceğiniz en güleryüzlü, dünya tatlısı insanlardan..Eğer somurtuk, isteksiz, mutsuz biriyseniz -tabii onun da içini karatmadan:))- hayatınıza Selin gibi insanlar katın, bir anda olaylara ve hayata daha farklı, daha iyimser bir gözle baktığınızı göreceksiniz..
Blogger etkinliklerine neden katılmadığımı da belirteyim: bazı bloglara bakıyorum..kendilerine, ciltlerine (evet cilt bakım bloglarına çok merakım var, okurum), evlerine,vs..uymadığı, içlerine sinmediği, sevmedikleri, inanmadıkları şeyleri sırf hediye edildiği için bu ürünler için bloğa girip yazılar yazıyor, methiyeler düzüyorlar..Instagram'da bu tip taleplere cevap vermeyişimin sebebi bu, dilerim bu yazıyı okuduktan so…

Bu köşe kış köşesi

Resim
Başlığa aldanmayın, henüz Antalya'ya kış gelmedi...yazın son günlerini yaşıyoruz hala…öğle saatlerindeki 28-30 derecelik hava "vakit olsa da denize girsek" türünden, o derece..
Ama bu cakamız da Ekim sonu gibi biter, bilesiniz..biz de ülkenin dört bir yanındaki diğer faniler gibi "aaa ne ara geldi bu kış" diye hayıflanır dururuz..
Ben pek hayıflanmam gerçi, çünkü mevsim geçişlerini çok seviyorum...o dönem ayrı bir telaş, heyecan oluyor..insanlar yeni diyetlere başlıyor, yeni kararlar alıyor, kendilerinde ya da evlerinde değişime gidiyor..
Yaza geçerken bizim sandalyeleri değiştirmiştik, hatırlar mısınız (işte burada!) Berjerleri de değiştirecektik ama babamın rahatsızlığı ortaya çıkınca herşeyi bıraktık öylece..döşemelerini değiştirmek sonbahar geçişinde nasip oldu..
Eski haline dair yalnızca bu fotoğrafı bulabildim:/  Benden size bir tavsiye: Ne kadar albenili, güzel olursa olsun, kesinlikle saten türünde kumaş almayın..üzerindeki işlemeler hala nefis duruyordu ama s…

Gidenin ardından

Resim
Uzun zaman oldu yazmayalı..
Haziran'daki tek yazıyı saymazsak, Mayıs'tan bu yana hayatımda hiçbirşey olmadı mı..olmaz mı..Mayıs'tan bu yana hayatın nasıl geçip gittiğini anlamadım sanırım..çok içaçıcı, sevinçli zamanlar değildi…aslında ben sıkıntılı zamanlarda yazarak, konuşarak rahatlayanlardanım ama bu sefer öyle olmadı, canım yazmak istemedi, "instagram tembelliği" de işime geldi..
Mayıs ayında kanser tedavisi gören babam ani bir rahatsızlık neticesinde hastaneye kaldırıldı..
Baştan sarayım: gerçek biyolojik bağlardan söz edecek olursak, babam diye bahsettiğim aslında kayınpederim..ben kendi babamı 13 yaşında kaybettim, abilerimin özverili sonuçlarını saymazsak, babasız büyüdüm diyebilirim..sonrasında Özkan sayesinde bana yeniden bir baba bahşedildi, hem de ne baba..ketum kişiliğine inat, benimle muhabbet eden, dertleşen, başımız sıkıştığında "babam var ya" deyip arayabildiğimiz, kapı gibi arkamızda duran, dürüstlük timsali bir adam..
Sonra bir Ağustos a…