31 Ekim 2012 Çarşamba

Woody Allen'ın son filmi "Roma'ya Sevgilerle" ne yazık ki Antalya sinemalarında gösterime girmedi. Aslında bu sonuca pek şaşırmadım, çünkü gişe başarısı garanti filmler dışında, diğer filmler burada pek gösterime girmiyor, bu yüzden ben de DVD'sinin çıkmasını bekliyorum.

Geçenlerde yabancı basında bu filmi araştırırken Woody Allen'ın evi -bence evden ziyade, "evlerden" biridir diye tahmin ediyorum:-)- gözüme çarptı, burada sizlerle paylaşmak istedim, zira ben bayıldım! 

Yaş ilerledikçe benim de zevklerim tam anlamıyla yerine oturuyor sanırım..şöyle ki, bu eve ve takip ettiğim dergilere baktığımda genellikle sehpa, yemek masası, yan sehpa, çalışma masası gibi mobilyaların ceviz rengi olanlarına takılıp kalıyorum. Beyaz ya da açık renkler sanki yazlık tipi evlere ya da balkon/bahçelere daha çok yakışıyor gibi, ne dersiniz?:-) Ama kanapeler kesinlikle beyaz olmalı, içim açılıyor bu tip ortamlarda..üstelik ceviz rengi mobilyalar ve el dokuması halılarla harika bir uyum yakalıyorlar..

Evettt, gelelim Woody Amca'nın fakirhanesine..
Sevgiler

25 Ekim 2012 Perşembe

İyi bayramlar!

Hepimizin tatil köylerini doldurduğu şu günlerde, kısa da olsa bir bayram yazısı yazmak istedim..
Bayramlar güzeldir, buluşma vesilesidir, hele de sevdiklerinizle biraraya geldiyseniz, tadından yenmez, bayram keyif haline gelir..

Bu bayram çok mutluyum, keyifliyim; İzmir ve İstanbul'dan ailem geldi, neşeli bir kalabalık var buralarda..:-)
Dün semt pazarından aldığım şakayıklarımı sizlerle de paylaşmak istedim..:-)



Sevdiklerinizle beraber, güzel sofralar başında toplanılan, harika bir bayram diliyorum!
Çocukluğumdan beri keyifle dinlediğim Barış Abi'nin şarkısıyla size veda etmek istedim!:-)
İyi bayramlar!


24 Ekim 2012 Çarşamba

,

Depolama Seçenekleri

Ne yazık ki pek çoğumuz kocaman, yayla gibi evlerde oturmuyor...
Ve yine ne yazık ki son zamanlarda yapılan evlerin büyük bölümü küçük metrekareli oluyor..
İşte bu doğrultuda üretici firmalar işlevselliği yüksek ama aynı zamanda gayet şık mobilyalar tasarlıyorlar son yıllarda..

Diyelim ki, küçük bir salona sahibiz..
Nasıl mobilyalar seçmek gerekir?
Aklıma gelen ilk seçenek, sandık şeklindeki sehpalar..






Sonra yan sehpa şeklinde de çok şık duruyorlar..
Üstelik bu sandık sehpaların içine dilediğinizi depolayabilirsiniz..


Bu sandık sehpalar yatak ucunda da çok hoş duruyor ve kullanışlı oluyor.
Yatak odasındaki sandığınızda battaniye, yastık, çarşaf, pijama takımları, vs..depolayabilirsiniz


Yatak odası demişken, yatak odaları için bir başka depolama seçeneği ve en yaygın olanı ise sandıklı bazalar..hangimizin evinde yok ki?:-)



Diyelim ki sandıklı bazanız yok..hiç üzülmeyin, o zaman da bu tip sepet ve kutular yardımıyla depolama yapabilirsiniz;-)


Dubleks bir eve sahip olanlar, eğer depolama alanınız yetmiyorsa, böyle bir çözüm kesinlikle işe yarayacaktır!:-) 


Ya da merdiven altını çalışma bölümü şeklinde de düzenleyebilirsiniz..


Kullanılmayan duvarlar da harika birer depolama seçeneğidir!
Şık kutular yardımıyla bu duvarlara sadece kitap değil, herşeyi depolayabilirsiniz!
Son fotoğraf benim favorim, bayıldımmmm!:-)






Diyelim ki büyükçe bir odanız var ama onu işlevsel hale getirmek, farklı şekillerde kullanmak istiyorsunuz..
O zaman paravan şeklindeki kitaplıklar yardımıyla hem mekanı bölebilir, hem de depolama yapabilirsiniz, dağınıklık ortadan kalkmış olur..



Ya da böyle gerçek bir paravanla da mekanı bölüp, ufak tefek eşyalarınızı paravan üzerinde toplayabilirsiniz!


Diyelim ki çocuğunuzun odasında bir niş var ama ayrıca gardırobu da var..nişi bu şekilde değerlendirebilirsiniz...ben çok sevdim:-)


Salonda mobilya seçimi de önemli..
Bu tip mobilyalar dar mekanlar için birebir..
Mesela bu kanapelerin sandıklı modelini de seçebilirsiniz..



Ayrıca salonda/yatak odasında/girişte sandıklı bir puf hiç te fena olmaz..iyi bir depolama seçeneği..


Dolap sığmayacak kadar küçük tuvalet/banyolar için bu da güzel bir seçenek..


Böyle bir oturma ünitesini istediğiniz yerde kullanabilirsiniz..
Hem az yer kaplar hem de sepet ve çekmeceler sayesinde dağınıklığı da toplar..
Sizi bilmem ama ben balkona çok yakıştırdım...ne dersiniz?:-)


21 Ekim 2012 Pazar

,

Ne Varsa Eskilerde Var

Bundan 15-16 sene önceydi, üniversite öğrencisiydim.
Hayatıma 3 insan girdi: birbirinden farklı, hatta neredeyse tamamen zıt karakterlerde diyebileceğim, birbirinden muhteşem 3 kadın..

Zaman içinde bir dünya şey paylaştık, ağladığımız zamanlar da oldu, daha çok güldüğümüz zamanlar da..yeri geldi isyan ettik, yeri geldi rüyalarımızı, hayallerimizi paylaştık..anılar biriktirdik, hala da biriktirmeye devam ediyoruz.

Sonra okul bitti, hayatlar değişti.
Kimimiz evlendi, kimimiz İzmir'den başka yerlere göç etti, kimimiz kariyer peşine düştü..
Hepimiz savrulduk ayrı yerlere..
Şimdi birimiz İzmir'de, birimiz Bodrum'da, birimiz Kıbrıs'ta ve ben Antalya'da...ama bu bizim dostluğumuzu hiç engellemedi, aynı şehirde yaşamasak ta, her görüşmemizde kaldığımız yerden devam ettik, ilişkimiz daha da güçlendi.

Ve 2 gün önce biri İzmir'den Bodrum'a geçmiş, birlikte bana çıkıp geldiler:-)
Kıbrıs'taki dostumuzun eksikliğini hissedip bol bol kulaklarını çınlatsak ta, uzun zamandır geçirdiğim en güzel haftasonuydu, ilaç gibi geldi..
2 gün boyunca bol bol kaynattık, başımıza gelenleri paylaştık, sıkıntılarımızı, tasalarımızı birbirimize anlatıp bir nebze de olsa rahatladık...Eskileri de yad edip bulunduğumuz her ortamı şen kahkahalarla çınlattık :-)) Görünen o ki, en kısa zamanda bir Kıbrıs yolculuğu gözüküyor bize:-)

İçlerinde en ketumu, duygularını söyleyemeyen bendim...ama gerçek olan şu ki, zaman ilerledikçe, nefes aldığımız hergün yeni bir deneyim kazandıkça şunu farkettim: insan sevdiklerine ne kadar değer verdiğini, önemsediğini, sevdiğini o ufacık cümle "seni seviyorum" ile arada tasdik etmeli..fazla geç olmadan..

Sizi çok seviyorum kızlar..iyi ki hayatıma girmişsiniz, iyi ki dostum, kızkardeşim olmuşsunuz..ve şimdi biliyorum ki, fırsat bulup ta sizlerle biraraya geldiğim her an bu hayat daha da güzel..

İyi ki varsınız! ❤❤❤

18 Ekim 2012 Perşembe

, ,

Çay Fincanı

Yazın pek çayla aram iyi değil..bilhassa Antalya'nın sıcağında çay çekilir gibi değil..
Her ne kadar burası bugün 34 derece olsa da, en azından akşamüzeri çay keyiflerine başladık:-) En çok naneli yeşil çayı tercih ediyorum, bir de bergamot aromalı çayları..

Genelde mug denilen büyük fincanlarda bitki çayı içiyorum ancak son zamanlarda çiçek desenli eski fincanları çok beğeniyorum. Tepe Home'da bu tip fincanlar gördüm ama renklerini beğenmedim. Aslında bir de Paşabahçe'ye bakmak lazım, orada her zaman iyi seçenekler vardır;-)

İşte bunlar da benim beğenip gözüme kestirdiklerim:



Ah ah, ananemin fincanlarının niye kıymeti bilinmedi ki, şunun güzelliğine bakar mısınız..
Kesin oldukça eski birşey, şimdilerde böylelerini bulmak zor..





Yine tabii bleu/blanc favorim...ama şunun güzelliğine bakar mısınız?:-)



Bu çiçeklilerin renkleri de çok güzel...hepsi benim olsun!!:-))



16 Ekim 2012 Salı

Goblen Sanatı

Geçen Aralık ayında, Prag'ta birşey dikkatimi çekmişti: kentin pekçok yerinde goblen valizler satılıyordu. O kadar şirinlerdi ki, kaliteli olduklarını bilsem, yeni bir valizle dönebilirdim oradan ama hiç te kaliteli değillerdi.

Üzerinden bir sene bile geçmedi, bu kez goblenler karşıma D&G defilesinde çıktı; goblen tekniğiyle harika çantalar yapmışlar bu sezon, hatta burada da paylaşmıştım..işte bu güzellikler..
Her ne kadar henüz buralara kış uğramamış olsa da -şöyle söyleyeyim, bugün Antalya 31 derece ve insanlar hala denize giriyorlar:-))- mağazaların kış kıyafetleri ile bezenmiş vitrinleri bizim aklımıza çoktan kış fikrini soktu bile..

Ben de bu havaya girmiş biri olarak, bilhassa kış akşamları için kendime bir uğraş buldum sanırım: goblen işlemek!

Goblen 17.YY gibi Fransa'da ortaya çıkıyor. Sarayın ihtişamlı dekorasyonunu oluşturmak amaçlı keşfedilen goblen, adını da bu işleme için imalathane kuran ailenin soyadından alıyor. Ülkemize ise batılı diplomatlar ve azınlıklar kanalıyla geliyor.

Tabii ki kağıt üzerinden sembollere bakarak goblen işlemeyeceğim! El işi konusunda benim kadar beceriksiz birini ancak üzerinde renkli baskısı hazır olan goblenler paklar!:-) Acemilerin öncelikle çiçek desenleriyle başlamaları uygun olurmuş, zira yaptığımız hatalar çiçek desenlerinde kayboluyor, pek görünmüyormuş:-) Çiçek desenlerine bayılan biri olarak, bu noktada acemi olmak çok hoşuma gitti:-))

Bunlar da beğendiğim bazı goblen modelleri..
Aranızda benim gibi bu işe heves eden varsa, belki bu video işine yarayabilir..

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email