14 Mayıs 2015 Perşembe

İzmir havadisleri

Kışlıkları kaldır, yazlıkları çıkar derken önceki hafta İzmir'de neler olduğunu anlatamadım size..
Instagram'da mümkün mertebe paylaşım yapmaya çalıştım ama blog yazmaya ne halim ne de vaktim kalmadı artık oralarda..

İzmir'e ailemi görmek ve bazı işlerimi halletmek için gittim ama herşey öyle güzel denk geldi ki, dostlarımla da harika zamanlar geçirme fırsatı buldum bu sefer..hatta iki arada bir derede festivallere bile katıldım:)

Festivallerden ilki, 1. Urla Enginar Festivali idi. Enginar temalı bu festivalde el yapımı çeşitli ürünlerin yanında enginarlı boyoz, enginar çorbası, enginar baskılı yastık ve tabaklar gibi ürünlerin de satışı gerçekleştirildi. Festivali düzenleyen komitede sınıf arkadaşımız Sırma'nın da olması bizi ayrıca gururlandırdı..
İlki karnaval tadında geçen bu festivali önümüzdeki sene kaçırmayın derim..
 İzmir'in meşhur Dostlar Fırını da festivale "enginarlı boyoz" ile katıldı.
Dostum Deniz'in annesinin festival için hazırladığı muhteşem kolyeler..hepsine aşık oldum..
Festival alanında gezinirken eşim "seni bir yere götüreceğim,biraz önce muhabbet ettiğim bakkal tavsiye etti" dedi..sonra da aşağıda gördüğünüz vahaya sürükledi beni..My Stone Home Art Urla Sanat Sokağı'nda mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir adres..tabii ki el boyama bu tabaklardan aldım!!:)
 Ablamın eşi Bayındır'lı. Köyünde çiçek festivali düzenleniyormuş, hem de 18. kez!! Pazar sabahı kalktık, Bayındır'ın yolunu tuttuk..
Enginar Festivali kadar havalı olmasa da, rengarenk çiçekleri görmek iyi geldi..Yalnız hava o gün o kadar sıcaktı ki, kalabalıkla da birleşince bir süre sonra çiçekleri bile göresim gelmedi, o derece:))
Baharda İzmir'de olmayı özlemişim..
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

22 Nisan 2015 Çarşamba

Her türlü detoks itina ile yapılır

Sizde durum nasıl bilmiyorum ama biz eşimle son zamanlarda bu "teknoloji bağımlılığını" çok abarttığımızı farkettik..

Öyle ki, bazen film mi izliyoruz mesela, ellerimizde birer telefon ya da tablet, bir yandan da orada takılıyoruz...Isıtıcıda suyun kaynamasını beklerken Instagram'da yorum yazıyoruz, Facebook'ta arkadaşımızın fotoğrafına yorum yapıyoruz, tableti elimize aldığımızda -işte bu konuda eşimin tek ofsaytı yok, o oyun oynayan zavallı benim!!- "hadi bir tur Candy Crush oynayayım bir yandan" diyoruz..

Sonra birgün farkediyorsun ki, daha az film izliyorsun, daha az okuyorsun, arkadaşlarınla karşılıklı kahve içip muhabbet etmek yerine bir bakıyorsun Facebook hesaplarındaki fotoğraflara yorum yazar olmuşsun://

10 gün önce eşimle bir karar aldık, belli saatler aralığında telefon, tablet, pc..hepsini kaldırmaya karar verdik..bilhassa telefonlar..son 1 haftadır gayet iyi gidiyor. Facebook hesabımı blog sayfasında paylaşım yapmak dışında neredeyse hiç kullanmıyorum, Twitter hesabım aktif değil, kişisel Instagram hesabımda en son 3 hafta önce fotoğraf paylaşmışım, geriye sadece blogun Instagram hesabı kaldı..ona da şöyle bir çözüm getirdim: müsait olduğum belli zaman aralıkları var, sadece o zamanlar göz atıyorum, çok sevdiğim hesapların galerilerine mutlaka göz atıp neler paylaştıklarına bakıyorum, paylaşım yapacaksam onu halledip telefonu çalışma odasına kaldırıyorum.

Sonuç mu? Son bir haftadır yarım kalan kitap ve dergilerimi bitirdim, üzerine bir de film izledim..oğlumla daha fazla oyun oynar oldum, üstelik o da Youtube'ta birşeyler izleme alışkanlığını yitirdi..saat 21.00-21.30 arası Efe uyuduktan sonra bir de koca gece bize kalıyor, teknolojik aletler ne kadar vaktimizi alıyormuş, hayret ediyorum..

Biliyorsunuz ben her yazı sonunda sevdiğim şarkıları paylaşıyorum sizlerle..aşağıdaki şarkıyı albüm çıktığı ilk günden beri süper keyifle dinliyorum, klibinin çıktığını keşfetmem tam da bu detoks zamanına denk geldi, Fransızca bilmenize -ya da İngilizce, İngilizce alt yazı da eklemişler klibe- gerek yok, klip zaten şarkıda ne anlattığını net şekilde ifade ediyor..

Herkese dozunda teknolojili, bol muhabbetli ve keyifli günler olsun..
Sevgiler,
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

16 Nisan 2015 Perşembe

Beklenen bahar

Farkında mısınız, bu sene bir türlü bahar gelmedi..
Geçen seneye kadar bu zamanlar Antalya'da bir tişört ve ince bir gömlekle gezerdik ama daha geçen hafta hala kabanımı giyiyordum buralarda:/

"Ya bu havalar niye böyle oldu son yıllarda, anlamadım gitti, çok dengesiz!!" diyenleri de ben anlamıyorum!! Yaşadığımız şu güzelim dünyaya kötü davranıp elbirliği ile mahvettik, artık herşeyi bekleyelim..mevsimler de şaşar, güneş daha da fazla yakar, buzullar da erir...

İşte o hepimizin -aslında genelleme yapmamak lazım, çünkü eşim gibi alerjileri bol olan arkadaşlar bahar aylarından nefret ediyorlar:))- beklediği bahar nihayet geldi..

Birkaç gündür içim pırpır..her sabah hafif bir kahvaltı sonrası sahilde yürüyesim, kışlıkları üst dolaplara saklayasım, bu güneşli havalara uygun saksılar, çiçekler alasım, diyet yapasım, açıkhavada daha fazla takılasım, her açıdan hafifleyesim var..

Biz bu ara evi kış modundan bahar/yaza geçirme niyetindeyiz..aşağıdaki bahar görüntülerini çok sevdim, belki sizlere de ilham verir..

Sevgiler,

http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

7 Nisan 2015 Salı

Ünlülerin yatak odalarına kadar girdik!:)

Başlıkta ciddi bir yan yok, sakın takılmayın..
Hani magazin programlarında klişe cümleler vardır "evinin kapılarını ilk kez bize açtı", "yatak odalarına kadar görüntüledik" vs..bu da o programlardan esinlenmiş bir başlık..

Görselleri incelerken birşeyi farkettim..insanlar genellikle -özellikle modacılar- genel anlamdaki zevklerini yatak odalarına da yansıtmışlar..yani mesela bana hiçbirşey söylemeden Cavalli ya da Versace'nin yatak odalarını gösterseler, odaların onlara ait olduğunu yüksek ihtimalle tahmin ederdim, çünkü kreasyonlarında kullandıkları çizgileri yatak odalarında da devam ettirmişler..

Aşağıdaki görsellerin yatak odalarını yeniden düzenleyeceklere fikir verebileceğini düşünüyorum..tabii ne kadar hoşunuza giderse gitsin, kendinizden birşeyler eklemeyi sakın unutmayın, yoksa orası sizin odanız olmaz..

Hadi tura başlayalım..

Sanat eseri gibi ayakkabılar üreten Brian Atwood'un yatak odası..tepedeki ışıklandırmayı hiç sevmedim:/
Grey's Anatomy oyuncusu Ellen Pompeo'nun odası da bu şekilde..bohem bir havası var..muhtemelen Yay ya da Akrep burcu, seyahati de çok seviyor..
Sex And City'nin Carrie'si SJP'ın yatak odası..nasıl da ferah..perdeler azıcık renkli olaydı, daha mı iyi olurdu sanki (yani benim zevkime göre:))
Roberto Cavalli tasarımlarında hep iddialı renkler, leoparlar, kahve tonları vardır..odasına bakar mısınız..
Versace tasarımlarını hemen herkes bilir..bu da Donatella Versace'nin yatak odası..
Dünyanın en zengin adamlarından Donald Trump'ın karısı Ivanka Trump'ın yatak odalarından biri..bu derece zengin bir kadın için fazla küçük -ya da bizim gördüğümüz kısım bu- bir oda, şaşırtıcı..
Ünlü modacı Monique L'huillier'nin yatak odası..tıpkı meşhur gelinlikleri gibi, abartısız, sade ve temiz bir görüntü..
Tasarımcı Jonathan Adler'in yatak odası beni benden aldı..nasıl bir zevksizlik:/o ayna kaplı yatak direkleri nedir, biri bana açıklasın..disko topu geldi aklıma..
Ralph Lauren'ın Montauk'taki evinin yatak odası..nasıl da sevimli..bu adamın tasarımlarına da yarattığı evlere de bayılıyorum..
Cindy Crawford'un Malibu'daki bu evini önceden yayınlamıştım..yatak odasına bayılmıştım, hala favorilerimden..
"Milyon Dolarlık Bebek" Hillary Swank'ın yatak odası..nerede olduğunu yazmamışlar ama kesinlikle şehir evi burası..muhtemelen de New York..modern ve şehirli bir havası var..

Sizin favoriniz hangi yatak odası oldu?
Yatak odasında en çok hangi renkler favoriniz, merak ediyorum..
Sevgiler
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

3 Nisan 2015 Cuma

Mutfaktan bildiriyorum

Dün söz verdiğim gibi, işte buradayım!:)
Bu duvarı belki hatırlarsınız, sadece bir simitçi sehpa -sahi öyle mi deniyordu üzerinde tabla olan çapraz ayak sehpalara??- ile üstünde mini bir bardak rafı vardı. (eski haline tık tık )
Bu köşeyi o kadar çok kullanmaya başladık ki, biraz büyütelim dedik..

İlk iş Ikea'dan bir tezgah almak oldu..
Sonra bizim evin mobilyalarını yapan Ferdi'den bir tabak rafı isteyince, bizi kırmadı.
Boya işini kendim yapmak istedim, çünkü bizim oralara has, mavili, yeşilli birşeyler istiyordum..
Boyadım, sonuç böyle oldu.
 Fakat zamanla bizi rahatsız eden bir durum ortaya çıktı: terek altındaki fincan kalabalıklığı bizi çok yordu, Ferdi bardaklar için de bir raf yapaydı iyiydi..
Sağolsun onca işinin arasında -bahar dönemi Antalya'nın en yoğun olduğu zamanlardandır, çünkü tüm millet turizm sezonuna hazırlanır- bize yeni bir terek hazırladı, bu sefer bardaklar için bir raf ta düşünülmüştü..
Boya konusunda kararsız kaldım -çok mu belli Terazi olduğum:))- mavi/yeşil derken, eşim Cadence'ın bu turkuaza kaçan yeşilini çok beğendiğini söyledi. Adam 40 yılın başı birşey istemiş benden, kırayım mı yani, boyadım gitti:)

Yakın plandan rafın rengi şu türden birşey..
Evin eski halini (tam da burada,tık tık)hatırlar mısınız..oradaki fotoğraflarda olması lazım, evin eski sahibi Wesna evin muhtelif yerlerine -mutfak dışında salon ve antrede de vardı-tabaklar asmıştı..bu detay inanılmaz hoşuma gitmişti, tabakları da bu yüzden astım, eski ruhunu devam ettirsin istedim..
Tezgahın alt kısmına ise sıklıkla kullandığımız malzemeleri yerleştirdik.
  İşte ortaya böyle bir köşe çıktı..
Bu köşeyi şimdi daha da fazla kullanır olduk..bazen düşünüyorum da, üst dolaplara kapak yaptırmak çok gereksiz gibi -aslında mutfak büyük olsa, üstlere hiç dolap yaptırma, dolaplar sadece altta olsun- şimdiki aklım olsa büyük ihtimalle üst dolaplara sadece raf yaptırırdım..

Bu dekorasyon işleri işte böyle labaratuvar işleri gibi, devamlı deniyorsun, yeniliyorsun, güzel bir sonuç elde edene kadar uğraşıyorsun:)
Ama kesinlikle çok zevkli!:)

Boya yaparken en çok dinlediğim şarkılardan biriyle gidiyorum! Dinleyin, sabah sabah kendinizi iyi ve enerjik hissetmeniz garanti!:))
Sevgiler


http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

2 Nisan 2015 Perşembe

Ben geldim!

Merhaba, nasılsınız?
Tadilattı, badanaydı, eş/dost/aile ziyaretiydi, Instagram'dı derken, buraya yazmayalı 2 koca ay olmuş!:/

Öncelikle mail atıp tek tek hesap soran, "neden yazmıyorsun, ters giden birşey mi var, sıkıntın varsa dinlerim" diyen, sitem eden, "evde neler oldu, ne değişiklikler yaptın, hiç haber vermiyorsun" diyen, merak eden her okura -zaten maillere cevap verdim ama yetmez- tek tek teşekkür ediyorum, iyi ki ama iyi ki varsınız!

Instagram açıldı, blog raconu bozuldu diyorum ben buna..İtiraf ediyorum, Instagram'da anlık paylaşım o kadar kolay ki -evet ben tüm fotoğrafları Iphone ile çekiyorum, makine kullanmıyorum- blog yazmaya epeyce üşendim bu ara...

"Şöminenin akibeti"ni hepinizin merak ettiğini biliyorum, kısaca anlatayım: 
Artık ne salonumuzda bir şömine, ne de balkonumuzda bir barbekü var, ikisi de yerlerinden söküldü..
Badanamız da yapıldı..

Ancak Şubat sonu badana yapılırsa ne olur? Boya kurumadı, doğal olarak bazı yerler attı..önümüzdeki günlerde oralara yeniden rötuşlar yapılacak..şömine yerine kitaplık olayı ise bizi epeyce zorladı, Ikea'nın Billy modeli bizim ölçülere uymadı, özel yapım kitaplık fiyatları ise fazla maliyetli geldi. Şimdi Ikea'da Hemnes serisinin bir kitaplığını buldum ancak önümüzdeki günlerde 
kısa bir İstanbul seyahatim olacak, orada yakından görüp öyle karar vermek istiyorum..

Bu arada çok güzel gelişmeler de oldu..
Evim Dergisi için 5 blogger Nisan ayında bir çalışma yaptık, evimizin duvarlarından birini nasıl değerlendirdiğimizi anlattık..dergide bizim mutfağın -hani bir türlü burada yayınlayamadığım://- duvarına neler yaptığımı göreceksiniz.
Tabii şu an duvarda yine ufak tefek değişiklikler oldu, rahat duramadım ben:)) O değişiklikleri de yarın blogta bulacaksınız. (gerçekten bulacaksınız, hatta bu akşam fırsatım olursa akşamdan hazırlayacağım:))
En sevdiğim Salut ile gideyim buralardan..
Salut (salü) Fransızca'da merhaba demek:)
Özlemişim uzun uzun konuşmayı:)
Herkese sevgiler!

http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

23 Ocak 2015 Cuma

Şöminenin akibeti 2

Bir önceki yazıda bizim şöminenin söküleceğinden bahsetmiştim..
Yerine ne yapacağımızı çok düşünmedik bile, eşimin de benim de ilk seçeneğimiz bir kitaplık oldu.

Birkaç zamandır kitaplık modellerine göz atıyorum.
Kafamda bazı sorular var..kapaklı mı kapaksız mı, alt kısımda dolap olmalı mı olmamalı mı,vs..
Ben aslında en çok kapaklı istiyorum, çünkü toz derdi sıfır, çalışma odasındaki dolaptan biliyorum..

Şömine çıktığında ölçüler uyarsa eğer, Ikea'nın Billy kitaplığını da beğeniyorum, hem özel yaptırmaktansa daha ekonomik bir seçim olur bizim için..
Üstelik Billy'nin de cam kapaklı seçeneği mevcut..
Billy dışında beğendiğim diğer modeller..
Bir de böyle kapaksız modeller var..
Ve böyle altı dolaplı modeller..
Bir de tv ünitesi şeklinde olan modeller var..önce böyle birşey düşündüm ancak bunda cam kapak şansınız hiç yok, çünkü cam kapaklarla o kitaplık tıpkı bir büfeye benzer..sonra bir de benim arada değişiklik isteyen bünyem için oldukça kısıtlayıcı bir hamle olur bu:))
Henüz karar veremedim ancak sanırım bu konudaki kararımızı şömine söküldükten sonra ortaya çıkan ölçüler belirleyecek..
Sizlerin de fikir ve önerilerine açığım..
Sevgiler
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...