18 Kasım 2014 Salı

Çıkarsınlar Kasım'ı takvimden

Instagram takipçileri bilir: Çarşamba günlerini ne kadar seviyorsam, Kasım ayını da o kadar sevmiyorum..
Hani eşim Kasım doğumlu olmasa diyeceğim ki 11 ay kalsın, Kasım'ı çıkarsınlar takvimden..

Şöyle geçmiş yılları yokluyorum da, ben Kasım aylarında pek güzel haberler aldığımı, mutluluktan uçtuğumu hatırlamıyorum..
Genellikle de hep ayrılık, kayıp haberleri..
İki gündür ardarda ölüm haberleri..
Sevmiyorum Kasım'ı..

Belki de bu yüzden Instagram'daki #yılbaşıkafası etkinliğini daha Aralık gelmeden bu derece kucaklamam, benimsemem..çünkü yılbaşı zamanı, bilhassa Aralık ayı hep böyledir, insanın içine umut eker, iyimserlik verir, insana iyi gelir..

Dün komşum Nilgün'ün kayınpederini kaybettik, bugün ise annemin genç kızlık arkadaşı Zehra Teyze'yi..halbuki inanmıştım ben Zehra Teyze'ye, komadan çıkar diyordum..şu aralar bolca anneme destek olma, ona kederini unutturma zamanı..

Valla bak, çıkarsınlar Kasım'ı takvimden..
Sevmiyorum.
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

14 Kasım 2014 Cuma

Ne kadar estetik?

Bu aralar benim gündem pek karışık..
Yılbaşı hazırlıkları, ev temizliği, yazlık/kışlık hazırlıkları falan derken buralara çok sık uğrayamadım..
İşte yeniden buradayım..

Bir de, bugüne dek Antalya'da hava o kadar muhteşemdi ki, hiç buralara uğramak istemedim, sürekli sokaklardaydım..
Bugün ise resmen gök delindi, inanılmaz bir yağmur vardı, hava da serinledi..

Havalar güzelken neredeyse hemen her gün yürüyüş yapmaya çalıştım. Hele bir de falezlerin üzerinde yeni bir park yapıldı, Düden Park, orada yürüyüş yapmak harikaydı..

Bu yürüyüşlerden birinde bir hanımefendi ile karşılaştım.
O da bizim gibi yürüyüş yapıyordu..
Orta yaşlarda -50-55 civarında- bir hanımefendi..
Özellikle mi öyle istedi, memnun mu, hiçbir fikrim yok ama dudağındaki botoks bir felaketti..yüzünün yarısı dudak..
Neredeyse şunun gibi..
Sonra bir Renee Zellweger faciasına denk geldim internet gazetelerinde..nasıl bozulmuş, o tatlılığı nasıl gitmiş..tanıyamadım..Meg Ryan gibi o da estetiklerle mahvetmiş kendini..
Yanlış anlaşılmasın, estetik ameliyatlara karşı değilim. Hatta kişiyi mutsuz edecek bir görüntü varsa, yapılsın da, itirazım yok..ama bazıları gerçekten çok fena görünüyor..hani belki dozunda yapılsa, güzel bile görünenler var..Gwyneth Paltrow gibi..
Kendim yaptırır mıyım..hiç sanmıyorum.

Sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda, merak ediyorum..

Bu arada herkese nefis bir haftasonu diliyorum..
Sevgiler

Ajda Pekkan'la veda edişim estetik denince akla gelen ilk isim olduğu için değil, bu ara gerçekten Ajda'nın eski şarkılarını dinlediğimden...:)
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

7 Kasım 2014 Cuma

Beni bu havalar mahvetti

Çokkkk mahçubum çokk..
Yani neredeyse 1 ay olmuş yazmayalı..3 hafta..
Ama mazeretim var..
Beni bu havalar mahvetti..

Bizim buralara hala kış gelmedi.
Instagram'daki hesabımı takip edenler bilir, öyle bir durumdayız ki, gündüzleri denizlik bir hava -ki millet giriyor, ben cesaret edemiyorum- akşam hırkalık bir hava..
Dolapları temizledim, kışlıkları çıkardım ama ev tamamen kışlık havasında değil, ortada bir yerlerde...yeni yeni yorganları yıkattım, bu hafta kullanırız artık sanırım..

Bu güzel havaları fırsat bilip, Cumhuriyet Bayramı'nı Kaş'ta geçirmeye karar verdik.
Hep derdim ki "Cumhuriyet Bayramı en güzel İzmir'de kutlanır" diye..hani şovenliğim tutacak, memleketimi öveceğim ya..öyle derdim işte..
Ama öyle değilmiş..en az İzmir kadar coşkulu milli bayram kutlanan bir yer daha varmış..birkaç yıldır hep Kaş'ın methini duyuyordum, bu kez gitmek nasip oldu.

Akşam 10 dakikalığına yağan yağmuru saymazsak, muhteşem bir hava vardı..
Çok fazla sözü uzatmayıp sizi Kaş ve Cumhuriyet Bayramı fotoğraflarıyla başbaşa bırakayım..
Kaş'a hiç gitmediyseniz, özellikle bu harika bahar havasını fırsat bilip bu cenneti ziyaret edin derim..

Akşam büyük kalabalığa ev sahipliği yapacak olan Cumhuriyet Meydanı gündüz vakitlerinde bayraklarla süslenmiş..
Kaş'ın nefis gün batımı..
Hazır Kaş'a gitmişken, Demre'ye geldiğinizde mutlaka yengeç deneyin..
 Herkese keyifli ve mutlu bir haftasonu diliyorum!
Sevgiler


http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

13 Ekim 2014 Pazartesi

Konserve yapımı

Sanırım "Milena'ya Mektuplar"daydı, Kafka "İki sayfa yazı yerine iki saat yaşamak demeyin; yazı daha yoksul ama daha açık" demişti. Ancak ben buraya iki satır birşeyler yazmak yerine bu aralar hep yaşamayı seçtim..baksanıza, buralara birşeyler yazmayalı neredeyse 1 ay olmuş!!

Bir de havalar o kadar güzeldi ki, millet haldır haldır sonbahar temizliği yapıp, kışa hazırlanırken  bizim evde daha halılar bile çıkmadı ortaya, hala yaz modundayız..
Bu kadar umursamazlık içinde yaptığım tek kış hazırlığı, patlıcan ve kırmızı biber közleyip, konserve yapmak oldu.

Bu konserve şeklini ilk kez geçen sene aile dostumuz Nevin Abla hazırlarken gördüm. Buzluktan çıkan taze fasülyenin kokusuna tahammül edemediğim için bir de böyle denemek istedim. Sonuç mu? Geçen sene neden sadece 2 kavanoz yaptığımıza hayıflanıp durduk..
Konservenin yapımı ise kolay ötesi: Taze fasülye, bamya, vs..ne isterseniz sanki o gün yiyecekmiş gibi pişiriyorsunuz. Ardından da sıcakken kavanozlayıp, tıpkı domatesleri yaptığımız gibi, ters çeviriyorsunuz. Bir gün bekledikten sonra da kilerinize kaldırıyorsunuz, bu kadar.

Bamyayı pişirirken biraz diri bırakmanızda fayda var.

Bilhassa yemek yapamadığınız günlerde bu kavanozlar adeta kurtarıcı oluyor, mutlaka tavsiye ederim.
Hepimize nefis bir hafta olsun!
Sevgiler

http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

22 Eylül 2014 Pazartesi

Bir düşüş hikayesi ve artçıları


Yaklaşık bir haftadır aklım pek başında değil..

Domates yapmadan bir gün önce, geçtiğimiz Salı günü, düştüm.
Öyle böyle bir düşmek değil, Kenan Işık gibi, banyoda, kafaüstü..
İlk saatler yaşadığım travmadan olsa gerek, doktora gitmeyi reddettim, bir süre ağlamayı tercih ettim..
Sonra baktım ki, hiç alışkın olmadığım bir saatte -22.00 gibi- uyuklamaya başladım, eşim rahat etmedi, acile gitmekte ısrar etti.

Olay daha hastane kapısında başladı: bir anne..hastalıktan evladını kaybetmiş, ağıt yakıyor..içim ezildi, gidip başsağlığı bile dileyemedim..nasıl sağ olsun kadın, yaşadığı kolay değil..

İçeri girdiğimde başka bir olay beni bekliyordu.
Kafa filmi için beklerken sedye ile apar topar biri getirildi..
En fazla 20'lerinde, motorsiklet kazası..ne kask var, ne dizlik..vücut paramparça olmuş..
Aradan biraz geçti, annesi ve ablası geldi..Annenin o an yaşadıklarını uzun uzadıya anlatacak değilim; diyebileceğim tek şey, oğlunu gördüğü o an sanırım ömüründen en az 10 yıl gitti..

Önce yaşadığım şey ciddi olmadığı için şükrettim, sonra o iki anneye sabır diledim içimden..
Ertesi sabah ta sızlanmayı kesip semt pazarında aldım soluğu...domates işini halletmek için..eh tabii ağrılarım devam ettiği için, kavanozların bazılarını çok sıkı kapatamamışım, aktılar..akınca da fena kokuyor meret şey, 2 gündür kileri temizleyeceğim diye uğraşıyorum..

Elimdeki yara henüz geçmedi, kolumda da hafif bir ağrı var hala..ama asıl ağrı o kadınlar aklıma geldikçe yüreğimde..

Fotoğraf: Pinterest

http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

19 Eylül 2014 Cuma

Kışlık domates yapımı

Geçen seneki domates maceramı belki hatırlarsınız.. (burada)
O zaman tarifinden emin olmadığım, kavanozu açınca neyle karşılaşacağımı bilmediğimden olsa gerek, detaylı bir tarif vermemişim...ancak geçen kış bu domatesler o kadar çok beğenildi ve tüketildi ki, şimdi gönül rahatlığı ile tarif verebilirim:)

İhtiyacınız olan tek şey, kavanoz ve domates.

İlk önce domatesleri iyice yıkıyoruz. 
Yıkanan domatesleri 4 parçaya bölün. Kabuk falan soymanıza gerek yok, sadece domateste çürük olursa onları almanız yeterli.. (blenderdan iyice geçince kabuk falan kalmıyor)
Sonra doğranan domatesleri derince bir çelik tencereye boşaltın, yüksek ateşte kaynamaya başlasın. 

Domatesler kaynarken kavanoz kapaklarını sıcak su dolu bir kaba koyun.

Domatesler erimeye başlayınca ocaktan alıp iyice blenderdan geçirin. (büyük parça kalmayacak şekilde..kalsa da yemek yaparken eriyor zaten)

Blenderdan geçmiş hazır domatesi soğumaya bırakmadan direkt kaynar şekildeyken kavanozlara doldurun. Ardından sıkıca kapağını kapatıp ters çevirin.

Hepsi bu!
Kavanozlar ters çevrili durumda birkaç gün beklesin, eğer sıkıca kapanmayanlar olduysa onlar akıp fire verecektir..onları da yemek yaparken -eğer hava çok sıcak değilse ve ekşimediyse- hemen değerlendirebilirsiniz.

Ufak bir tüyo: İzmirliler'in "şişe domat" dediği -bir sürü ismini duydum, o yüzden bildiklerimi sayayım- bazılarının yumurta, bazılarının da Ankon dediği domates çeşidi bu iş için biçilmiş kaftan..çünkü bu domatesle yapılan sos çok daha koyu, kıvamlı oluyor..
Bu sosu her türlü yemekte kullanabileceğiniz gibi, makarna sosu, domates çorbası ve kızartmalarda da kullanabilirsiniz.

Yapacak olan herkese kolaylık diliyorum..
Sevgiler



http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

16 Eylül 2014 Salı

Yazlık ev dediğin..

Baştan uyarayım: bu yazı fazlasıyla fotoğraf içerir!:)

Neden böyle oldu biliyor musunuz: kıyamadım. Evet, hepsi birbirinden o kadar güzel köşe var ki evde, kıyamadım..o gördüğüm güzel şeyleri sizler de görün istedim..bende böyle; güzel bir şarkı dinleyince, iyi bir yemek yiyince, etkileyici bir film izlediğimde -film postunu unutmuş değilim! sadece bu ara çok seyahat edince buralara çok yazma fırsatı bulamadım-, iyi bir kitap okuduğumda ya da indirimde güzel birşey bulduğumda, vs..dayanamıyorum, etrafımdakilerle de paylaşmak istiyorum, pek öyle herşeyi kendime saklayanlardan değilim.

Neyse gelelim konumuza..
Dünkü yazıda haftasonu yaptıklarımın bir bölümünü anlatmıştım.
İşte Balıklıova'daki bu ev de bir diğer durağımdı.
Bu evi İzmir'den çok eski bir dostum yaz aylarında kullanıyor...Bu dostumdan size bir süre önce bu yazıda bahsetmiştim.

Evle ilgili çok fazla detay vererek sizleri de upuzun bir yazıyla sıkmak istemiyorum.
Diyeceğim tek şey: bu evde herşey kararında, ne fazla ne az..sadece ihtiyaçlara göre düzenlenmiş, mütevazi, insanın içini açan nefis bir yer..ve kesinlikle benim "yazlık ev" anlayışıma birebir uygun...tabii minik bir koyda tek ev oluşu işin ekstra bonusu:) Benim gibi doğa aşıklarının ölüp biteceği türden bir yer burası..

Eve böyle ağaçlarla kaplı minik bir yokuştan giriyorsunuz..

Yokuşun sonu bu evlere ulaşıyor..
Verandadaki divan Selim Efe'nin üzerinde kestireceği kadar konforlu:)
Terastaki yatağı çok sevdim..manzarasının nereye baktığını tahmin etmişsinizdir sanırım:)
Instagram'daki takipçilerimiz bilir: bu balıklı sehpayı geçen sayfamızda paylaşmıştım:)
Muhabbet etmekten ışığın durumunu unutunca, ortaya biraz böyle parlakımsı fotoğraflar çıktı:)olsun varsın, kaynatmaktan daha değerli değil fotoğraflar:)
Instagram'da da belirttiğim gibi, sizce de bu eve yakışmamış mı bu balıklı sehpa?:)
Selim Efe'yi denizden zor çıkardık..her fırsatını bulduğunda suyun kenarındaydı zaten..
İzmir'den Antalya'ya geleli 9 yıl oldu.. gerek denizi, gerek doğası, gerekse çevre temizliği açısından Antalya'yı gerçekten çok seviyorum..ancak Çeşme ve Balıklıova sonrası kalbim bir kez daha Ege'de kaldı.
Bu ev daha nice huzurlu ve mutlu günlere tanıklık etsin...bizlerle birlikte..
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...