15 Aralık 2014 Pazartesi

Benim İstanbul'um

Aralık ayının ilk yarısı bizim için çok hızlı geçti.
İlk hafta bir İstanbul seyahati vardı. Uçağa bineceğimiz esnada aldığımız vefat haberi ailecek bizi çok üzdü..bir süredir yastaydık, yeni yeni kendimize geliyoruz..

İstanbul'a gelince..
Yine karmaşık, daha bir kalabalık, yaşadıkları stres ve mutsuzluk sebebiyle insanların birbirlerine daha da kaba ve bencil davrandıkları bir şehir vardı karşımda..

İstanbul'da müzeleri gezmek, değişik tatlar keşfetmek, dostlarla birarada olmak, vakit varsa sanat etkinliklerine katılmak, alışveriş yapmak..kısacası İstanbul'da turist olmak güzel..ama sözkonusu yaşamaya gelince, bilmiyorum..

Herkese iyi haberler alacağı, keyif dolu ve neşeli bir hafta diliyorum..

İşte bu da benim İstanbul'um..

http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

2 Aralık 2014 Salı

Hoşgeldin Aralık

Kasım ayı benim için çok sevimli geçmedi..bu sebepten olsa gerek, içimden birşeyler yazıp paylaşmak ta gelmedi, Smyrnetalya'nın Facebook sayfasında bile düzenli paylaşımda bulunamadım, sadece telefonlar her an elimizin altında olduğundan Instagram'da düzenli birşeyler paylaşmaya çalıştım..

Ama artık üzerimize serpili bu ölü toprağını bir an önce atmak, bir silkelenmek gerekiyor...evet kayıplar, hastalıklar oldu ama hayat hep böyle geçmez, olumlu olmak gerekiyor..

Sanırım Aralık ayı da bunun için biçilmiş kaftan..
Aralık demek benim için kışın başlangıcı demek, yeni yıl demek, yeni hedefler, yeni kararlar, yeni projeler, yeni hayal ve umutlar demek..
Sonra kırmızı demek, ışıltı demek, yanan mumlar, fırında pişen kurabiyeler, sıcacık çay sohbetleri, battaniye altında yapılan film ve kitap keyifleri, örgü işleri, alışveriş zamanı demek..

Pazar günü nihayet ağacımızı kurduk.
Henüz süslerini takmadım, eksiklerim var, bitince sizlerle paylaşmaktan keyif duyacağım. Şu an bu durumdayız..
Yarından sonra bir İstanbul seyahatim var, döner dönmez evimizdeki yılbaşı ve kış hazırlıklarını tamamlayacağım.

Hepimize neşeli, keyifli, unutamayacağımız bir Aralık ayı diliyorum..

Bunlar da benim beğendiğim Aralık görüntüleri..
Kaynak: Pinterest
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

18 Kasım 2014 Salı

Çıkarsınlar Kasım'ı takvimden

Instagram takipçileri bilir: Çarşamba günlerini ne kadar seviyorsam, Kasım ayını da o kadar sevmiyorum..
Hani eşim Kasım doğumlu olmasa diyeceğim ki 11 ay kalsın, Kasım'ı çıkarsınlar takvimden..

Şöyle geçmiş yılları yokluyorum da, ben Kasım aylarında pek güzel haberler aldığımı, mutluluktan uçtuğumu hatırlamıyorum..
Genellikle de hep ayrılık, kayıp haberleri..
İki gündür ardarda ölüm haberleri..
Sevmiyorum Kasım'ı..

Belki de bu yüzden Instagram'daki #yılbaşıkafası etkinliğini daha Aralık gelmeden bu derece kucaklamam, benimsemem..çünkü yılbaşı zamanı, bilhassa Aralık ayı hep böyledir, insanın içine umut eker, iyimserlik verir, insana iyi gelir..

Dün komşum Nilgün'ün kayınpederini kaybettik, bugün ise annemin genç kızlık arkadaşı Zehra Teyze'yi..halbuki inanmıştım ben Zehra Teyze'ye, komadan çıkar diyordum..şu aralar bolca anneme destek olma, ona kederini unutturma zamanı..

Valla bak, çıkarsınlar Kasım'ı takvimden..
Sevmiyorum.
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

7 Kasım 2014 Cuma

Beni bu havalar mahvetti

Çokkkk mahçubum çokk..
Yani neredeyse 1 ay olmuş yazmayalı..3 hafta..
Ama mazeretim var..
Beni bu havalar mahvetti..

Bizim buralara hala kış gelmedi.
Instagram'daki hesabımı takip edenler bilir, öyle bir durumdayız ki, gündüzleri denizlik bir hava -ki millet giriyor, ben cesaret edemiyorum- akşam hırkalık bir hava..
Dolapları temizledim, kışlıkları çıkardım ama ev tamamen kışlık havasında değil, ortada bir yerlerde...yeni yeni yorganları yıkattım, bu hafta kullanırız artık sanırım..

Bu güzel havaları fırsat bilip, Cumhuriyet Bayramı'nı Kaş'ta geçirmeye karar verdik.
Hep derdim ki "Cumhuriyet Bayramı en güzel İzmir'de kutlanır" diye..hani şovenliğim tutacak, memleketimi öveceğim ya..öyle derdim işte..
Ama öyle değilmiş..en az İzmir kadar coşkulu milli bayram kutlanan bir yer daha varmış..birkaç yıldır hep Kaş'ın methini duyuyordum, bu kez gitmek nasip oldu.

Akşam 10 dakikalığına yağan yağmuru saymazsak, muhteşem bir hava vardı..
Çok fazla sözü uzatmayıp sizi Kaş ve Cumhuriyet Bayramı fotoğraflarıyla başbaşa bırakayım..
Kaş'a hiç gitmediyseniz, özellikle bu harika bahar havasını fırsat bilip bu cenneti ziyaret edin derim..

Akşam büyük kalabalığa ev sahipliği yapacak olan Cumhuriyet Meydanı gündüz vakitlerinde bayraklarla süslenmiş..
Kaş'ın nefis gün batımı..
Hazır Kaş'a gitmişken, Demre'ye geldiğinizde mutlaka yengeç deneyin..
 Herkese keyifli ve mutlu bir haftasonu diliyorum!
Sevgiler


http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

13 Ekim 2014 Pazartesi

Konserve yapımı

Sanırım "Milena'ya Mektuplar"daydı, Kafka "İki sayfa yazı yerine iki saat yaşamak demeyin; yazı daha yoksul ama daha açık" demişti. Ancak ben buraya iki satır birşeyler yazmak yerine bu aralar hep yaşamayı seçtim..baksanıza, buralara birşeyler yazmayalı neredeyse 1 ay olmuş!!

Bir de havalar o kadar güzeldi ki, millet haldır haldır sonbahar temizliği yapıp, kışa hazırlanırken  bizim evde daha halılar bile çıkmadı ortaya, hala yaz modundayız..
Bu kadar umursamazlık içinde yaptığım tek kış hazırlığı, patlıcan ve kırmızı biber közleyip, konserve yapmak oldu.

Bu konserve şeklini ilk kez geçen sene aile dostumuz Nevin Abla hazırlarken gördüm. Buzluktan çıkan taze fasülyenin kokusuna tahammül edemediğim için bir de böyle denemek istedim. Sonuç mu? Geçen sene neden sadece 2 kavanoz yaptığımıza hayıflanıp durduk..
Konservenin yapımı ise kolay ötesi: Taze fasülye, bamya, vs..ne isterseniz sanki o gün yiyecekmiş gibi pişiriyorsunuz. Ardından da sıcakken kavanozlayıp, tıpkı domatesleri yaptığımız gibi, ters çeviriyorsunuz. Bir gün bekledikten sonra da kilerinize kaldırıyorsunuz, bu kadar.

Bamyayı pişirirken biraz diri bırakmanızda fayda var.

Bilhassa yemek yapamadığınız günlerde bu kavanozlar adeta kurtarıcı oluyor, mutlaka tavsiye ederim.
Hepimize nefis bir hafta olsun!
Sevgiler

http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

22 Eylül 2014 Pazartesi

Bir düşüş hikayesi ve artçıları


Yaklaşık bir haftadır aklım pek başında değil..

Domates yapmadan bir gün önce, geçtiğimiz Salı günü, düştüm.
Öyle böyle bir düşmek değil, Kenan Işık gibi, banyoda, kafaüstü..
İlk saatler yaşadığım travmadan olsa gerek, doktora gitmeyi reddettim, bir süre ağlamayı tercih ettim..
Sonra baktım ki, hiç alışkın olmadığım bir saatte -22.00 gibi- uyuklamaya başladım, eşim rahat etmedi, acile gitmekte ısrar etti.

Olay daha hastane kapısında başladı: bir anne..hastalıktan evladını kaybetmiş, ağıt yakıyor..içim ezildi, gidip başsağlığı bile dileyemedim..nasıl sağ olsun kadın, yaşadığı kolay değil..

İçeri girdiğimde başka bir olay beni bekliyordu.
Kafa filmi için beklerken sedye ile apar topar biri getirildi..
En fazla 20'lerinde, motorsiklet kazası..ne kask var, ne dizlik..vücut paramparça olmuş..
Aradan biraz geçti, annesi ve ablası geldi..Annenin o an yaşadıklarını uzun uzadıya anlatacak değilim; diyebileceğim tek şey, oğlunu gördüğü o an sanırım ömüründen en az 10 yıl gitti..

Önce yaşadığım şey ciddi olmadığı için şükrettim, sonra o iki anneye sabır diledim içimden..
Ertesi sabah ta sızlanmayı kesip semt pazarında aldım soluğu...domates işini halletmek için..eh tabii ağrılarım devam ettiği için, kavanozların bazılarını çok sıkı kapatamamışım, aktılar..akınca da fena kokuyor meret şey, 2 gündür kileri temizleyeceğim diye uğraşıyorum..

Elimdeki yara henüz geçmedi, kolumda da hafif bir ağrı var hala..ama asıl ağrı o kadınlar aklıma geldikçe yüreğimde..

Fotoğraf: Pinterest

http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

19 Eylül 2014 Cuma

Kışlık domates yapımı

Geçen seneki domates maceramı belki hatırlarsınız.. (burada)
O zaman tarifinden emin olmadığım, kavanozu açınca neyle karşılaşacağımı bilmediğimden olsa gerek, detaylı bir tarif vermemişim...ancak geçen kış bu domatesler o kadar çok beğenildi ve tüketildi ki, şimdi gönül rahatlığı ile tarif verebilirim:)

İhtiyacınız olan tek şey, kavanoz ve domates.

İlk önce domatesleri iyice yıkıyoruz. 
Yıkanan domatesleri 4 parçaya bölün. Kabuk falan soymanıza gerek yok, sadece domateste çürük olursa onları almanız yeterli.. (blenderdan iyice geçince kabuk falan kalmıyor)
Sonra doğranan domatesleri derince bir çelik tencereye boşaltın, yüksek ateşte kaynamaya başlasın. 

Domatesler kaynarken kavanoz kapaklarını sıcak su dolu bir kaba koyun.

Domatesler erimeye başlayınca ocaktan alıp iyice blenderdan geçirin. (büyük parça kalmayacak şekilde..kalsa da yemek yaparken eriyor zaten)

Blenderdan geçmiş hazır domatesi soğumaya bırakmadan direkt kaynar şekildeyken kavanozlara doldurun. Ardından sıkıca kapağını kapatıp ters çevirin.

Hepsi bu!
Kavanozlar ters çevrili durumda birkaç gün beklesin, eğer sıkıca kapanmayanlar olduysa onlar akıp fire verecektir..onları da yemek yaparken -eğer hava çok sıcak değilse ve ekşimediyse- hemen değerlendirebilirsiniz.

Ufak bir tüyo: İzmirliler'in "şişe domat" dediği -bir sürü ismini duydum, o yüzden bildiklerimi sayayım- bazılarının yumurta, bazılarının da Ankon dediği domates çeşidi bu iş için biçilmiş kaftan..çünkü bu domatesle yapılan sos çok daha koyu, kıvamlı oluyor..
Bu sosu her türlü yemekte kullanabileceğiniz gibi, makarna sosu, domates çorbası ve kızartmalarda da kullanabilirsiniz.

Yapacak olan herkese kolaylık diliyorum..
Sevgiler



http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...