20 Eylül 2016 Salı

Sonbahar

Antalya'nın yazı genelde Ekim sonuna doğru biter ama bu sene sonbahar erken gelecek gibi..bugün ilk yağmurumuz yağdı, hem de ne yağmur..
Şikayetçi miyim? Asla.
Çünkü ben tam bir sonbahar kızıyım.

Eskiden yazı da çok ama çok severdim.
Tabii o zamanlar Antalya gibi nemi bol, Temmuz/Ağustos aylarında akşamları dahi klimalı ortamlarda pineklediğimiz bir şehirde yaşamıyordum, yaz akşamları sokakta geçerdi..bu sebepten son zamanlarda sonbahar açık ara öne geçmeye başladı benim için..

Yaz bitti diye üzülenlere sonbaharı sevdirecek birkaç sebebim var:

-En sevdiğim sebep: sinema sezonu başlıyor! Sezon Brigitte Jones'un son macerası ile başlamış -henüz izlemedim- bakalım ne filmler olacak bu sezon, heyecanlıyım!

-Açık havada spor. Spor salonlarına çok bayılmadığımı söylemeliyim! Zaten yıllardır salonlara sevimli bakmaya çalışan bünyem bu sene iflas etti, bir kere bile gitmedim salona! Açık havada uzun yürüyüşler yapmayı çok seviyorum, şimdi tam zamanı!

-Bol balık! Evet deniz ürünlerine bayılıyorum! Şimdi sezon hamsiyle başladı, bol bol taze deniz ürünü yiyeceğiz. 

-Dizi zamanı! Eylül ayı ile birlikte yeni diziler ve geçen sezondan sevdiğimiz diziler birer birer ekranda yerlerini almaya başladılar. Geçen sezon sadece Kiralık Aşk'ı izlemiştim ama bu sene sanırım Uğur Yücel'in yeni dizisi ile yabancı bir dizi seçeceğim kendime. 

-İmaj değişikliği. Saçlarımız deniz tuzundan süpürge kıvamına geldi, plajlarda yediğimiz hamburgerler, patates kızartmaları da muhtelif yerlerimizde depolandı:)) Şimdi saçlarımızda biraz değişiklik, sağlıklı bir beslenme programı hepimize iyi gelecek!

-Kızlar hadi kahveye! Eh herkes yazlık beldelerden döndü, şehir kalabalıklaştı..şimdi arkadaşlarla buluşup birşeyler içmenin, sosyalleşmenin tam zamanı.

-Arınma zamanı. Evet ev detokslarından bahsediyorum. Bizde artık rutin oldu, yılda 2 kez mutlaka kullanılmayan ne varsa ayıklıyorum evde..sonrasında hissettiğiniz rahatlama ve hafiflemeyi anlatamam size, mutlaka deneyimlemeniz lazım.

Hadi kaçtım ben!

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Mutluluk dedikleri

Son 1 yıldır ne travmatik bir toplum olduk, farkında mısınız..
Şehitler, yolsuzluklar, kadın taciz ve cinayetleri, değerli kişilerin ölümleri, komşularımızla gelişen tatsız olaylar, darbe girişimleri derken çok fena bir yarıyıl geçirdik..
Haliyle herkeste bir depresyon, mutsuzluk, endişe ve güvensizlik halleri..herkes mutluluk ve huzur peşinde..

Ama biliyor musunuz, tek bu halde olan biz değiliz..
Instagram'da samimi olduğum bazı Fransız takipçilerle görüşüyorum, onlar da bizden farklı değil..bence yeni çağın hastalıklarından biri "mutsuzluk"

Bu mutsuzluk, huzursuzluk durumları sadece Fransa'da da değil, Amerika'da da mevcut..hatta öyle ki,  Texas Üniversitesi profesörlerinden Raj Raghunathan'ın "mutluluk dersleri" 2015'in en popüler kursuymuş.

Tempo Dergisi Haziran sayısında bu konuya epeyce yer vermiş. Profesör Raj Raghunathan bu konuyla ilgili bir de kitap yazmış: If you're so smart,why aren't you happy? (o kadar akıllıysan, neden mutlu değilsin)

Neyse kısa keseyim: profesöre sormuşlar, daha mutlu ve basit bir hayat sürmek için perspektifimizi nasıl değiştirebiliriz, diye..
Temel ihtiyaçlarımız ötesinde birkaç şey lazımmış:
-Gerçekten iyi bir ilişki (hayatınızda biri yoksa evcil bir hayvan da aynı işi görüyormuş)
-Zihninizi meşgul edecek ve gelecekte de yapmaktan keyif alacağınız, öğrenmeyi ve büyümeyi de kapsayan birşeylerle uğraşmak
-Hayat boyu sürecek bir "ruhani" duruş. "Biri beni koruyor. Her ne oluyorsa,en iyisi bu olduğu içindir"inancı (biz de hep "benim için hayırlı ne ise o olsun"demez miyiz?)

İşte bu kadar basit..

Yukarıdakilere tamamen katılmakla birlikte, birkaç madde de kendi mutluluk formüllerimden eklemek isterim:

-İyilik yapmak
-Maddi değeri önemli değil, başkalarıyla paylaşmak
-Kesinlikle ve kesinlikle günlük egzersiz alışkanlığı kazanmak (zaten makalenin bir yerinde de bu konuya değinmiş)
-Çok değil, bir ya da birkaç sağlam dost..eğer yoksa, birlikte vakit geçirmekten keyif aldığınız arkadaş/arkadaşlarla biraraya gelmek
-Sevdiğiniz etkinliklerle -dans,müzik,kitap,sinema,tiyatro- ruhunuzu beslemek
-Birşeyler üretmek (satış amaçlı olması şart değil, örgü örmek, değişik yemek tarifleri denemek, hatta blog yazmak)
-Başkalarıyla kıyası bırakmak, kendi çizginizi, tarzınızı, hayatınızı oluşturmak

Sizlerin mutluluk formülleri var mı?

Bak elin Fransızı boş durmamış, bir de "mutluluk nerede" diye bir şarkı yapmış:))
Yalnız klip başarılı, bizimkilerden de böyle kendine özgü klipler bekliyorum..
Sevgiler

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email