28 Şubat 2013 Perşembe

Bu bloğun değerli okuyucuları benim belli bir tarza bağlı kalmaktan hoşlanmadığımı, tarzları karıştırmaktan keyif aldığımı artık fazlasıyla anlamış durumdadır diye düşünüyorum:)

İtiraf etmem gerekir ki, aldığım eğitimin de etkisiyle olsa gerek, Fransız tarzı dekorasyonu çok beğeniyorum, hep başka bir yere koyuyorum ancak yine de bu tarzı başka tarzlarla karıştırmak çok hoşuma gidiyor...bunlardan biri de Uzak Doğu'ya özgü mobilyalar..

Bir mekanı dekore ederken tamamen aynı tarzı devam ettirenlere saygım sonsuz, ancak beni açmıyor ne yazık ki... Kabul, Uzak Doğu mobilyalarında nefis parçalar var, ancak ben bulunduğum mekanı baştan sona bunlarla dekore etmek yerine, başka mobilyalarla harmanlamayı tercih ederim.

Evet yanlış anlamadınız: size Uzak Doğu tarzından çok, mobilyalarından bahsedeceğim biraz..

Son yıllarda gerek modada, gerekse dekorasyonda Uzak Doğu etkisi fazlasıyla hissediliyor..bunu son zamanlarda o bölgedeki ülkelerin -bilhassa Çin'in- gelişip, zenginleşmesine bağlıyorum. Özellikle o bölgedeki zengin tüketiciye yönelen modacılar, her geçen gün oralarda yeni mağazalar açıp, Uzak Doğu tarzına has tasarımlar üretiyorlar.


Açıkçası etnik desene boğulmuş bir mekan benim çok ta tarzım değil, hatta bu tarzın önemli tamamlayıcılarından olan biblolar da hiç tarzım değil..ne kadar az biblo, o kadar iyi benim için..ancak dekorasyondaki etkisi gerçekten büyüleyici..
Sadelik ve işlevsellikten yana olan Japonlar'ın seçimine saygım sonsuz ancak bahsettiğim görüntü şu değil...


Benim antredeki dresuarı hatırlarsınız..
Uzak Doğu anlayışına uygun güzel bir mobilya, gördüğüm an aşık olmuştum..(tık tık)

Aynı şekilde büyük banyodaki lavabom da bu anlayışa uygun..üzerindeki ejderha desenlerine aldırmadan, gördüğüm an aldım, daha seramikleri bile seçmemiştim:)( tık tık)

Bu da güzel bir dresuar, sehpa olarak ta rahatlıkla kullanılabilir..


Bu orta sehpalar çok hoşuma gidiyor, bu tipte aynalar da mevcut..


Kırmızı ve mavi en çok kullanılan renklerden...bir de koyu ceviz rengi ve siyah..ama bence kesinlikle yeşil de çok yakışıyor..


Bu tip şifonyer/dolap tarzı mobilyalardan hoşlanıyorsanız Mudo Concept mağazalarında bolca mevcut.

Sandalyenin rengi çok güzel..



Bu tip direkli mobilyalar -bilhassa yataklar- çok hoşuma gitmiyor:/ Fakat siyahla altın rengi birleşince nasıl lüks bir görüntü ortaya çıkıyor, bunu göstermek için güzel bir örnek..


Buda heykelleri bu tarzın olmazsa olmazı..


Nefis bir masa...harika bir yan sehpa olabilir..dresuarı olmayan çok geniş girişler için de ideal.



Güzel bir şifonyer..ama ben bu şifonyeri girişte dresuar niyetine de kullanabilirdim..ya da salonda yemek masası bölümüne dolap olarak..evet, yakışırdı..



Bu mobilyalar başka tarz mobilyalarla birleşince çok hoş duruyor..
Bu salonda sehpa hiç sırıtmamış..hatta daha geniş Çin işi sehpalardan olsa daha da güzel olurmuş..


Bu taburelere bayılıyorum! Vakti zamanında bir mağazada görüp almamıştım, pişman ötesiyim :( Şimdi zevkime uygun birşey kolluyorum ısrarla:) Bu tarz bir evde hiç te sırıtmamış, öyle değil mi?


Sandık nefis...her yerde kullanılır..çok şık, bayıldım..


Eh bu konunun sonuna da bir Buddha Bar şarkısı yakışır artık :)
Keyifli dinlemeler..

27 Şubat 2013 Çarşamba

Sizi bilmem ama ben Jennifer Lopez'e bayılıyorum! Şarkılarına pek bayıldığım söylenemez, zira Beyonce ve Alicia Keys gibi sesler varken Jennifer Lopez ne yazık ki yetersiz kalıyor:/ Ancak JLO gerçekten güzel bir kadın -İstanbul'da konserini izleyen arkadaşlar da bunu doğruluyorlar- giyim stilini de çok beğeniyorum, tam vücuduna göre seçimler yapıyor, çok hoş görünüyor.

Her ne kadar Made in Manhattan sıradan bir Hollywood filmi olsa da, filmi sırf Ralph Fiennes'ın oyunculuğu, Jennifer Lopez'in de güzelliği hatırına izlemiştim, orada ne kadar müthiş görünüyordu, resmen bayıldım!

Geçenlerde yabancı bir magazinin internet sitesinde Jennifer Lopez'in eviyle karşılaştım; kadın giyim konusunda olduğu kadar dekorasyon konusunda da oldukça zevkli, evinde çok zarif ve sade seçimler yapmış. Evi kesinlikle göz yormuyor, çok sade, insanın içi açılıyor...

Bu ev benim olsaydı -aç tavuk kendini buğday ambarında sanarmış misali :))- kesinlikle renk katardım, benim için fazla beyaz:) Benim için evde kesinlikle beyazla canlı renkler harmanlanmalı, birarada olmalı, içim açılıyor öyle olunca:)



Evin en çok mutfağını beğendim, ki bu bile fazla renksiz benim için :) Ancak mutfağın modeli, mobilyaları gerçekten şık görünüyor..ha bir de dolap kapaklarının rengi..müthiş.


Avizeyi çok beğendim, bu mutfakta harika durmuş..



Dediğim gibi, bu salona kesinlikle renk lazım, bilhassa kanapeler çok güzel..


Şömine çok sade ve şık, çok beğendim..Yanında kütüphane fikrini de çok seviyorum..


Gitmeden önce JLO'nun en sevdiğim şarkısını paylaşmak istedim :)
Keyifli dinlemeler..

26 Şubat 2013 Salı

,

Feng Shui dekorasyon mevzusu

Feng Shui konusunu yazmak uzunca zamandır aklımda...Sebebini bilmediğim bir sebepten sürekli erteleyip duruyorum. Ne zaman ki geçenlerde aşık olup aldığım aynayı girişe asmaya niyetlendiğimizde kapı karşısındaki boş duvara asmaya kalkan eşime "aaaa dur, kapı karşısına ayna asılmaz, eve giren iyi enerji ayna yüzünden dışarı çıkar şimdi, şu çerçeveyle aynanın yerini değiştirelim" diyene kadar:)))
Şimdi kapının tam karşısında çerçeve var, aynayı çarpraza astık.
Açıkçası bir süre öncesine kadar Feng Shui ile ilgili bilgim yok denecek kadar azdı. Şimdi de her alana uygulayacak kadar bilgili olduğumu pek söyleyemem ancak en azından giriş ve yatak odalarının dekorasyonu konusunda birşeyler öğrendim. Sizlerle de -bilhassa Şebnem için:)- bildiklerimi fazla ayrıntıya girmeden  paylaşmak istedim. 

Feng Shui ne demek? Evrende bizi sarmalayan yaşam enerjisini yaşadığımız mekanlarda -ofiste, evde- harekete geçirmeye yarayan eski bir Çin öğretisi...doğru uygulamalar yaparak yaşam akışımızı olumlu yönde değiştirmeye yarayan bir öğreti..

Öğretideki maddeleri okuduğumda pekçoğunu farkında olmadan zaten uyguladığımı farkettim, herşeyi harfiyen uygulamaya gönüllü olduğumu pek söyleyemem...kimi maddeler -mesela başta bahsettiğim şu ayna konusu- gerçekten de mantıklı geliyor..ancak enerji akışı kolay olsun diye dikdörtgene yakın kare, hiçbir girintisi olmayacak şekilde bir ev arayacak kadar henüz çıldırmadım:)) Elementler konusuna ise hiç girmiyorum, çünkü 5 elemente göre ve kişilerin elementlerine göre de ayrıca bir uygulama mevcut...dediğim gibi kafanızı fazla bulandırmadan, genel hatlarıyla bahsedeceğim.

Bazı maddeleri dekorasyonda uygulamayı deneyerek evimizde/işyerimizde daha pozitif bir enerji akışı, dingin bir ruh hali sağlayabiliriz.

Nasıl mı?

-Mekan enerji akışını engelleyecek kadar dolu ve dağınık olmamalı, fazla eşyalardan arınmalı
-Olumsuz enerji saçacak objeler, dekoratif aksesuarlar, resimler ve renklerden kaçınmalı
-Kullanmaktan hoşlanmadığınız, sinir olduğunuz tüm eşyalardan kurtulun. Sizin için bir anlam ifade eden, görmekten hoşlanacağınız eşyalara yer açın.
-Giriş kapısının karşısında kolon, ayna, cam, tuvalet, merdiven olmamalı
-Yatak odasında kiriş altında uyumamalı. Ayaklarınız kapıya gelmeyecek şekilde yatak konumlandırılmalı. Çarşaf ve örtülerde geometrik desen tercih edilmemeli. Yatakbaşı pencereye dayalı ya da pencerenin altında olmamalı.Yatak odasında canlı bitki, akvaryum gibi suyla ilgili hiçbirşey bulunmamalı.
-Çalışma odası varsa koridor sonunda olmamalı ve mümkün mertebe sade olmasına özen gösterilmeli. Masa duvara yaslanmalı ve yakınında pencere bulunmamalı.
-Mutfakta ateş (ocak, fırın) ve su (buzdolabı, lavabo) elementleri kesinlikle karşı karşıya gelmemeli, ocak, fırın, lavabo..bunlar yanyana da yerleştirilmemeli (bu nasıl olacak anlamadım :)) 
-Yemek odanız varsa karşısında tuvalet bulunmamalı ve giriş kapısını görmemeli.
-Oturma odasında sade mobilyalar tercih edilmeli. Kolon ve sivri köşe varsa bitkilerle kamufle etmeli. 
-Tuvalet ile yatak odası aynı duvarı paylaşacak şekilde yerleştirilmemeli, oturma odası ve mutfağın karşısında olmamalı. 
-Yatak odanızda televizyon gibi elektronik aletler bulundurmayın. Sabah uyandığınızda görmekten hoşlanacağınız resimler asın.
-İşte bu en sevdiğim madde : etrafınıza renk ve sanat katın :)

Yalnız dikkatimi birşey çekti: bu felsefeye uygun dekore edilen mekanlara baktığımda hepsinde huzur ve sakinlik gördüm...fotoğraflara göz atarken hiçbirinin beni yormadığını farkettim, sanırım fazla eşyadan arınmış olmasından kaynaklanıyor..

Sade olmak renksiz olmak demek değil...renkler dengelenerek çok ferah mekanlar ortaya çıkarılabilir, bu oturma odası buna güzel bir örnek, çok sevdim.
Çok keskin, gözü yoran aydınlatmalardan kaçınmak ta uygulamalar arasında..bu güzel bir örnek olmuş, bizim yatak odasını andırıyor..
Sivri köşe ve kolonları kapatmaya güzel bir örnek..
Fakat bu kadar yeşil alerjik astım olan eşimi bozar:)
Bu odaya bayıldım..benim renklerim!

25 Şubat 2013 Pazartesi

, ,

Sinema aşkına!:)

Bu yazıyı yazdığım şu saatlerde Oscar Töreni'ne sadece birkaç saat kaldı. 
Öğrencilik yıllarımda Grammy, Oscar, Golden Globe ödüllerini kaçırmamaya çalışır, keyifle izlerdim...bilhassa da Oscar'ı...hatırladığım kadarıyla o zamanlar modaevlerinin savaşları bu kadar baskın değildi, oyuncular ve filmler daha ön plandaydı; şimdilerde ise oyuncu ve filmlerle beraber kırmızı halıda ne giyildiği de çok önemli artık...açıkçası trendleri -bilhassa saç, makyaj, aksesuar, renk- takip etmek adına Oscar Ödül Töreni en az moda haftaları kadar değerli ve önemli..

Her neyse, aslında bahsetmek istediğim Oscar değil ancak onunla doğrudan bağlantılı bir konu..

Sinemayı sever misiniz? Ben çok severim. Allahtan eşimin de sinemayla arası oldukça iyi, evlendiğimizden bu yana hatırı sayılır bir DVD koleksiyonuna sahip olduk. Kimi filmler -pazarlama stratejisiyle ilgisi olduğunu düşünüyorum- Antalya'ya ne yazık ki gelmiyor, mesela Woody Allen'ın son filmi "Roma'ya Sevgilerle" filmi salonlara gelmedi, ben de ısrarla DVDsinin çıkmasını bekliyorum. 

İşte bu DVD koleksiyonu bir yerlere sığmamaya başlayınca, eski kiralık olan evimizde filmler için açık sistem bir dolap almıştık, hala da kullanıyoruz. Üzerinde de eski model bir televizyonumuz var, şimdi onun yerine yenisini almayı düşünüyoruz. Size daha önce de bahsettiğim, henüz düzenlemediğimiz -dolayısıyla burada fotoğraflarını paylaşamadığım- misafir/hobi odamızda bu düzenek..Zamanla kullandıkça bu odanın nasıl şekil alacağı yavaş yavaş belli olmaya başladı; önceden bu bloğa fotoğraflarını koyduğum kitaplık ta aynı odada, filmlerimiz de aynı şekilde..görünen o ki, bu oda bizim kitaplarımızı okuyup, kalabalık olmadığımız zamanlarda film keyfi yapacağımız bir oda olacak...yani bir nevi "sinema odası" gibi birşey..

Son yıllarda "sinema odası" konsepti yavaş yavaş -bilhassa geniş metrekareli evlerde- bizlere de sıçramaya başladı. Teknoloji meraklısı bir millet olarak ilk çıktığı günden beri ev sinema sistemlerini zaten satın alıyorduk ancak artık evimizde uygun bir oda varsa sırf bu işe özel odalar da hazırlayabiliyoruz. 

Şimdi sizlerle bu sinema odalarına dair örnekler paylaşmak istiyorum. Dekorasyonda genellikle benim aramın çok ta iyi olmadığı "modern" tarz tercih edilmiş olsa da bu tip mekanlarda film seyretmek en az sinemadaki kadar keyiflidir diye düşünüyorum :)



Sanırım bu oda benim tarzıma en uygun olanlardan biri...




Bu DVD dolabı çok kullanışlı görünüyor!


Oda çok güzel, keşke böylesine büyük bir odaya daha büyük bir ekran tercih etselerdi..





Gördüğünüz gibi tasarım sınır tanımıyor!:)


Bu kanape/yatak çok sevimli!:)








Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email