17 Kasım 2015 Salı

Bir detoks hikayesi

Hayır, sözümü unutmadım..
Geçtiğimiz hafta 5 gün boyunca uyguladığım Umay Villa Detoksu'ndan bahsedecektim size..

Öncelikle şunu söyleyeyim: 
Burada detoks listesini yayınlamayacağım. Sebeplerden biri, listelerin uzun olması..diğer ve asıl önemli sebep ise Umay Hanım'ın emeğine saygı duymam..sonuçta bu 10 ayrı listeyi ayrı ayrı denemiş, insanların kilo verip vermediğini gözlemlemiş, sonra egzersiz hareketlerini birer birer uygulayıp fotoğraflatmış, bir sürü emek var ortada..kitabı almak en doğrusu..
Ama ben gözlemlerimi aktarmak istiyorum size..ben bu kitabı almadan önce yorumları okudum, pekçok insanın neler hissettiğine, kilo verip vermediğine, vs..baktım, ondan sonra kitabı almaya karar verdim..belki benim gözlemlerim de size yardımcı olabilir..

Kitapta toplam 10 adet detoks var, kimi 5 günlük, kimisi 7 günlük..
Biz -eşim de benimle birlikte yaptı- ilk önce 3 numaralı detoksu yapmaya karar verdik.

İlk gün gerçekten zor geçti. Aslında nasıl biliyor musunuz..Ramazan Ayı'nın ilk günü gibi...hani sabah herşey yolundadır, öğleden sonra bir rehavet ve uyku hali olur, işte aynen öyle geçiyor ilk gün..sanırım ilk gün yemeğin çok az olması (ya da bizim midelerin artık çöplük haline gelmesi:))) da etken buna..

Ama çok ilginçtir, ertesi gün o halsizlikten eser kalmıyor, daha iyi hissediyorsunuz kendinizi..bilhassa 3. günden itibaren bir enerji patlaması yaşıyorsunuz..ben uzun zamandır ilk kez zorlanmadan uyanmaya başlamıştım detoks döneminde..sanırım toksinlerimden arınmaya başladığım için, bilmiyorum..kendinizi inanılmaz iyi hissediyorsunuz..

5 gün süresince kesinlikle ekmek, makarna, pilav tüketmiyorsunuz..sanırım bizi hantallaştıran fazla karbonhidrat tüketimi, eşimle buna karar verdik..

Detoks sonrası 2 haftalık bir koruma programı var, o programın ilk 5 gününde de ekmek tüketimi yasak, sonrasında ekmek tüketimine başlanılıyor..2 haftalık koruma sonrası yeni bir detoks uygulayabiliyorsunuz..

Eğer yoğun çalışan biriyseniz bu programı uygulamanız pek kolay değil..çünkü her öğün ve öğün aralarında hazırlanması gereken yemekler ve içeceklerin hepsi özel tarif, marketten hazır bulacağınız hiçbirşey yok..ben evde olmama rağmen sabah/akşam spor programını uygulayamadım mesela, sadece sabahları 1 saat yürüyüş yapabildim, ona rağmen kilo verdim. İstanbul, Ankara, İzmir ya da Adana'da yaşıyorsanız şanslısınız, çünkü detokslardaki tüm yiyecekleri hazır olarak alma imkanınız var..

Gelelim sonuca..
5 günün sonunda Cumartesi sabahı tartıda -2,3 kg'yu gördüm..eşim ise -4,5 kg..

Kilo verince tabii ki çok mutlu oldum ama asıl olay, kıyafetlerimde 1 beden küçülme meydana gelmesi ve cildimdeki değişiklik (cildim güzelleşti, yorgunluk izleri önemli oranda silindi) eğer 5 günlük programdaki pilates egzersizlerini de yapsaydım -pilates sıkılaştırıyor- muhtemelen 1,5 beden bir küçülme yaşayacaktım..ama şu an bile sığamadığım bazı şeylerime sığmaya başladım, bu bile motive sebebi..

Dün itibarıyla 2 haftalık bir koruma programına başladık...o süre içinde sıkılaşmak için haftada 2 gün pilates te yapmaya karar verdim. Sonrasında kitaptan yeni bir detoks listesine başlayacağım.

Eğer bu aralar uyanmakta zorlanıyorsanız, kilo fazlanız varsa, son zamanlarda benim gibi vücudunuzda şişlik hissediyorsanız, kabızlık probleminiz varsa bu detokslardan birini uygulamanızı mutlaka tavsiye ederim..

Sabah sporlarında dinlemeyi en sevdiğim şarkılardan biri eşliğinde kaçayım buralardan:)
Sevgiler

3 Kasım 2015 Salı

Smyrnetalya Evim Dergisi'nde

Öncelikle açıklık getirmek istediğim bir konu var:
Adım Sümeyye ya da Semiramis değil, Ayşe..
Ne alaka diyeceksiniz…Instagram'da özelden gelen mesajlara bakıyorum, bana genellikle "Sümeyye ya da Semiramis Hanım" hitabıyla başlıyorlar..sanırım Smyrnetalya isminden ötürü..neyse artık IG'de profil bölümüne adımı yazdım:)

Smyrnetalya iki şehir isminden oluşmuş bir isim aslında..
Fransızca'da Smyrne (simirn diye okunuyor) İzmir'in eski adı..hala Smyrne diye bilirler..Talya ise Antalya'nın eski adı..son 10 yıldır iki şehir arasında mekik dokuduğum ve 2 şehri de çok sevdiğim için bloga böyle bir isim koymak istedim..

Şimdi gelelim esas konumuza..
Instagram hesabında bahsettim ama IG hesabı olmayanlar için burada da kısaca bahsetmek istedim..

Dekorasyon konusunda herhangi bir eğitimim yok…Herşey 90'lı yılların ortalarında büfedeki Maison Française dergisini Fransızca sanıp almamla başladı..

Sonra dergiye baktıkça çok sevdim içindekileri..tabii kendimce hayaller de kurmaya başladım "ileride evim olursa, şöyle olur, böyle olur" diye..herkes gibi..(şu an kurduğum hayallerle neredeyse alakasız bir evde yaşıyorum, o ayrı:)))

Sonra MF'nin kardeş yayını Evim Dergisi geldi..Fiyatı harikaydı, bir sürü yeni fikir de barındırıyordu, üstelik bolca ilham veriyordu..hele bir ara "en güzel salon"yarışmaları falan yapılıyordu, ne keyifle takip ediyorduk..

İşte o Evim Dergisi birgün beni arayıp "Sizin evde çekim yapmak istiyoruz,6 gün sonra sizdeyiz" dediler..

Bizi aldı bir telaş tabii:) Sayelerinde hatırı sayılır bir düzenleme yapıldı, aylardır toparlanmayan köşeler mis gibi oldu..hatta aradıklarında berjerlerim hala döşemeci Mehmet Abi'deydi, nasıl hızla çıkarttığımızı bilmiyorum o atölyeden:))

Bu çekimin tek bonusu bu da değildi; Günseli ve İbrahim gibi iki harika, sıcakkanlı insanla tanışma imkanı bulduk, çok iyi arkadaş olduk..çok ta eğlenceli ve bol muhabbetli bir gündü:)

Benim fotoğraf makineleri ile aram çok iyi değil..zaten 5 yaşında bir çocukla saatlerce çekim yapabilmek gibi bir lüksüm de yok..yemek, ev işleri, kişisel bakım, çocuk, sonra oluşum aşamasındaki işler, çeviriler,vs..herşey benim üstümde, bir de günlük kitap,dergi,vs..keyfi olmadan yaşayamam ben, müzikle ikisi ruhumun gıdası..işte tüm bunların arasında benden olsa olsa ancak "iphone fotoğrafçısı" çıkıyor..belki Instagram'ı çok sevişim de bundan, benim için zahmetsiz..

Neyse..işte fotoğraf konusunda hal buyken, İbrahim Özbunar'ın harika fotoğrafları hem bizim hem de bilhassa oğlum Selim Efe için nefis bir anı oldu..düşünsenize, yıllar sonra ona dergiyi göstereceğim "bak annecim, sen bu evde büyüdün, eskiden evimiz böyleydi, vs" anlatacağım..
Zaten diğer ev sahibini de -derginin bu ayki sayısında sayfa 156'da nefis bir klasik tarzda döşenmiş ev göreceksiniz- bu şekilde ikna ettim:) Kendisi çok yakın aile dostumuz, benim ablam gibidir, ileride rutin kalabalık masamızda oturup yemek muhabbetindeyken bize anacak güzel bir anı kalsın istedim..çok ta güzel oldu..

Bakar mısınız mutfağının güzelliğine..önceden blogta yayınlamıştım bu mutfağı..yakında fotoğrafları güncelleyeceğim..
 
Kasım ayı Evim Dergisini bayilerinizden ısrarla isteyiniz efendim :) (eski sloganlar ne güzelmiş ya..)

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email