Kayıtlar

Eylül, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Diane Von Furstenberg'in fakirhanesi

Resim
Moda ile içli dışlı kişilere mutlaka yöneltilen sorulardan biridir: "Moda ikonunuz var mı? Kim?"
Bu sorulara cevap son zamanlarda "Audrey Hepburn, Sienna Miller, Kate Moss, Kate Middleton, Olivia Palermo" şeklinde veriliyor. Bir de marjinal olmak isteyen -özellikle biz Türklerde- bir kesim var, onlar da "büyükannem ya da annem" demeyi tercih ediyorlar:)
Benim çok moda ikonum olduğunu söyleyemem. Ama tarzını çok beğenerek takip ettiğim insanlar var. Bunlardan biri de Diane Von Furstenberg. (yazının bundan sonraki bölümünde DVF olarak anacağız) Onun "ikoncanlar"dan ayrıca bir farkı var: üretiyor!
Bu yazıyı yazmadan önce DVF'yi neden bu kadar sevdiğimi düşündüm. Aklımdan dilime ulaşan ilk kelime "renkler" oldu, evet, DVF de benim gibi renkleri çok seviyor! Sonraki kelime "elbise" oldu, dolabımda kaç tane elbise var, bilmiyorum ama sezonluk en az 15-20 elbisem vardır, bilhassa yaz sezonunda elbise olmazsa olmazımdır...ve evet, elbise…

Bir ayna çok kullanım

Resim
Sizde de olur mu bilmem ama ben evdeki bazı eşyaları işlevleri dışında kullanmayı pek severim.

Sanırım bu annemden kalma bir alışkanlık, çünkü çocukken annemin de çaydanlıkları saksı ya da sandıkları, dikiş makinelerini sehpa -şimdilerde pek moda ama o zaman annem yokluktan kullanmış garibim:)- olarak kullandığını net hatırlarım.

Bu eve taşınma arifesinde yaptığım deko turlarından birinde şekil şekil aynalara rastlamıştım. Pekçok kişi aynayı uğursuzluk olarak nitelendirir ama ben evde ayna kullanmayı çok seviyorum. Bana çok şık ve ışıltılı geliyorlar...hem bir de malumunuz, ayna bulunduğu ortama genişlik katar, derinlik verir, mekanı olduğundan da büyük gösterme yeteneği vardır.

Her neyse..
Aldığım aynaların bir kısmını kullandım ama diğer bir kısmını eşim uzunca bir zaman asmaya üşendi (ev işlerine anında yardımcı olan bir erkek var mı acaba bu gezegende, merak ediyorum!:)). Ben de aynalar duvara asılana dek, rafta beklemesine izin vermeyip türlü şekillerde kullandım.

Mesela servis t…

Joyeux anniversaire a moi!*

İtiraf ediyorum: şimdilerde şiiri çok sık okumasam -ve hatta sıkılsam da:/- da, bir zamanlar ben de şiirle epey haşır neşir olmuştum.

Hayır, hiç yazmayı denemedim ama Ümit Yaşar'dan Orhan Veli'ye, Attila İlhan'dan Özdemir Asaf'a, Bedri Rahmi'den Can Yücel'e, Cemal Süreya'dan Edip Cansever'e pekçok şairin şiirlerini etkilenerek  okumuşumdur..

Bu sıralar şiirle aram olmadığına oldukça bozulan kitap kurdu kardeşim Melis te boş durmayıp, bu konuyla ilgili bir blog açtı!:) tık tık

Neyse..
Lise öğrencisiydim.
Her lise öğrencisi gibi, benim de başımda kavak yelleri esiyordu.
İşte o zamanlar bir şiir okudum, hayatım boyunca sanırım en sevdiğim şiir oldu..

Bir makalede -Hıncal Uluç'un makalesiydi- denk gelmişti, o dönem internet ya da gazetenin fotoğrafını çekeceğimiz akıllı, kameralı telefonlarımız olmadığından bir kağıda not etmiştim, o kağıdı hala saklarım..

Bugün benim doğumgünüm.
Doğumgünümde bu şiiri okumak istedim, gündelik koşturma içinde kimi zaman unuttuğum…

Bir taşla beş kuş

Resim
Aslında Pazar yazısı yazmak vardı dün aklımda ama haftasonu o kadar koşturmacalı geçti ki, yoruldum.  Akşam da biraz kendime vakit ayırmak istedim.

Haftasonunu yine planladığım gibi geçirebildiğim söylenemez.
Ama önceden de söylemiştim, artık işler istediğim gibi gitmediğinde hayıflanmayı bıraktım gibi, anın tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Cumartesi için planım belliydi, sabahtan şişelik domates almak için  annemle semt pazarına gidecek, ardından da size bahsettiğim (bu yazıda) otomobil etkinliğine katılacak, oradan da Duman konserine geçecektim.

Fakat tüm programlar Cuma itibarıyla değişti.
Oğlum ateşlendi. Eh kreşe başlayacağı zaman hazırlıklıydık zaten bu tip tatsız gelişmelere, nihayet başımıza geldi.
Cumartesi iyileşti ama yine de öğleden sonraya kadar hastanelerde koşturduk, tahliller yaptırıp muayene ettirdik, virütikmiş.
Böylece şişelik domates yalan oldu tabii..

Sonrasında oğlum uyumak istemedi, annem de çok uzun süredir İzmir'deydi, yeni açılan yerler vardı oraları görmek …

Cameron Diaz'ın fakirhanesi

Resim
Cameron Diaz için aklıma gelen ilk şey "güzel vücut". Yani her vücut ince olabilir ama onun vücudu ince olmaktan ziyade atletik, çok sağlıklı ve hoş görünüyor. Bir de gülüşü, çok sıcak ve içten bir gülüşü var, Julia Roberts gibi..
Cameron Diaz fanı sayılmam.  Mesela Robert Downey JR. Iron Man oldu, onu bile izledim, beyaz perdede keyifle izlediğim bir aktör kendisi ya da Meryl Streep, ne çekse izlerim ama Cameron Diaz'da öyle olmaz, film güzelse izlerim. O da Jennifer Aniston gibi, güzel kadın ama sıradan filmlerin oyuncusu benim gözümde..
My Best Friend's Wedding/En İyi Arkadaşım Evleniyor ise en sevdiğim filmiydi. Julia Roberts'la boy ölçüştüğü filmde gerçekten çok sevimliydi. Bir de Ah Mary Vah Mary, Cameron Diaz denince aklıma gelen ilk film..iki filmin de bir sanat yapıtı olmadığı ortada..
Tabii böyle filmler çevirmesi New York'un en gözde yeri Manhattan'da oturamayacağı anlamına gelmiyor. Los Angeles dışında bir de New York'ta evi var Cameron'ın…

Başımıza gelenler

Resim
Bugün oldukça yorucu bir gündü.
Sabah saatlerindeki tempoyla olmasa da, gün hala bitmedi, devam ediyor.

Sabah 07.00 civarında yağmur sesiyle uyandık.
Yağmur sayesinde hava iyice serinledi, pikeye iyice sarılıp bir süre daha keyif yapmak istedim.
Sonra banyoya gitmek üzere kalkmaya niyetlendim, ayağımda bir ıslaklık hissettim:/

Yatak odamızdaki balkon yine taşmış:(
Önceden de başımıza böyle bir tatsız olay gelmişti, hatırlarsınız (bu yazıda)
Ama biz tedbirimizi alıp, gideri kapatmıştık.
Fakat bu sefer su giderden taşamadığı için, arka balkondaki kullanılmayan çamaşır makinesi çeşmesinden taşmış:(
Sabahın 07.30'unda Ümit Usta geldi sağolsun, sorunu halletti.
Eski okur hatırlar, bizim yatak odasının balkonunda dolap ünitesi var. (tık tık)
O ünitenin en alt çekmeceleri sırılsıklam oldu, kurumaya bıraktık ama önceden de başına 2 kere böyle birşey geldiği için, artık o çekmecelerden hayır gelir mi, şüpheliyim.

Bugün Antalya'nın ilk ciddi yağmuru yağdı.
Sanırsınız ki kış geldi, öyle …

Eski ile yeni birarada

Resim
Bugünlerde zaman o kadar hızlı akıyor ki, bazen yetişemediğimi hissediyorum.

Geçenlerde bir fuara katıldım ve o fuardan size bahsetmediğimi farkettim:/ Halbuki önceden haber vermek daha uygun olurdu, zira meraklıları varsa ve o tarihlerde Antalya'da bulunuyorlarsa ilgilerini çekebilir diye..

Bu sebeple haftasonu yapılacak bir etkinlikten -şimdiden- bahsetmek istedim.
Katılmış olduğum fuar Antalya Auto Show'du.
Antalya Auto Show'un bu sene dokuzuncusu düzenlendi.
Fuarın bu sene diğer yıllardan küçük bir farkı vardı: Mercedes ve Peugeot gibi yeni modellerinin lansmanını yapacak otomobil firmalarıyla birlikte, ayrı bir bölümde klasik otomobiller sergilendi.

Dekorasyonda da eski ve yeniyi birarada görmekten çok hoşlandığım için, bu otomobilleri de birarada görmek oldukça etkileyiciydi.

Fuar ziyaretçileri yeni modellerin denemesini yapıp, fiyatlar hakkında bilgi alırken, bir yandan da klasik otomobillerle -bizim külüstürlerin de fiyatını soran çok oldu:))- hatıra fotoğrafı çekt…