30 Aralık 2015 Çarşamba

Atölye Arkansiyel


Aslında herşey 2 sene önce başladı.
Mağaza mağaza dolaşıyorum, birşeyler arıyordum..eşime söylenmeye başladım "vallahi asfalyalarım attı gene (evet yine demiyorum çoğu zaman, "gene" gibi birşey saçmalıyorum:)), sonunda kendi işimi kendim göreceğim, aklımda ne varsa üretivereceğim" dedim. 

Evlilikte zamanla eşler birbirine benzermiş ya...gerçekten doğru..
Misal biz..ben zaten delidolu, yarım akıllı bir kadınım, adam da bana benzemeye başladı...valla bak..ben söylendikçe dedi ki "e yap hadi, ne duruyorsun?"..sanki mahallenin manavından karpuz ısmarlıyoruz..

Başladım çalışmaya, daha doğrusu fikir üretmeye..
Sonra kayınpederimin hastalığını öğrendik..ikimizi de çok etkiledi, kolay günler değildi..bıraktık herşeyi..

Sonra birgün Fransa'dan haber geldi: eşimin yıllardır çalıştığı acentanın -benim de Antalya'ya gelmeme sebep olan acenta:)- Türkiye ayağı olmayacakmış artık,kepenkleri indirdiler..
Eşim turizme devam etmek istemedi, bir zamanlar yoğunluktan sadece haftasonu keyfi olan marangozluğu deneyeceğini söyledi:)
Tabii bu arada hepimiz takılıyoruz "ooooo, üst düzey eğitim almış, beyaz yakalı marangoz" gibisinden:)) 
Ama öyle güzel şeyler yaptı ki, utandırdı bizi..
Geçenlerde bir puf tasarladım, benim tasarladığımdan daha güzel birşey çıkarmış ortaya, döşemeden çıksın, paylaşayım sizlerle:)

Bizim atölyenin ahşap işleri kendisinden sorulacak artık..fotoğrafta gördüğünüz ahşap yıldız aydınlatmalar kendisine ait..hatta masadaki ev formlu mumluklar da..ahşap ürünleri işte bu odada tasarlıyoruz, yan odada üretiyoruz:)
Bir süredir kendimize göre bir yer arıyorduk, buradan haber gelince hiç düşünmedik, hemen taşındık. Instagram üzerinden satış başladı ama biz bir yandan web sayfasını oluşturmaya çalışıyoruz, diğer yandan başka ürünlerimiz de olacak, onlar için hazırlanıyoruz. Ürünler genellikle kendi evimde görmeyi arzulayıp bulamadığım şeylerden oluşacak..ilk etapta isteğim bu..sonrasında sizlerin de isteklerine göre değişik şeyler üretebiliriz..

Aaaa bu arada söylemeyi unuttum, Arkansiyel Fransızca bir kelime (arc-en-ciel) ve "gökkuşağı" demek..bu ismi seçmemizin sebebi ise benim renkleri çok seviyor olmam:) 

Arkansiyel'in neler yaptığını görmek için Instagram'da @atolyearkansiyel hesabını takip edebilirsiniz..önümüzdeki günlerden itibaren daha aktif bir hesap olacak..

Son zamanlarda çalışırken sıkça dinlediğim şarkılardan biriyle kaçayım buralardan..
Sevgiler

28 Aralık 2015 Pazartesi

Bizim evde yılbaşı kafası

Aslında bu sene niyetim birkaç günde bir bloga yazı yazıp bizim evde yapılan yeni yıl hazırlıklarını anlatmaktı ama başka işlerin -bu işlerden de bahsedeceğim en kısa zamanda- koşuşturması evle ilgilenmeme engel oldu bu sene..ama kesinlikle şikayetçi değilim, çok verimli ve üretken bir Aralık ayı geçirdim..

Tabii Instagram hesabı olanlar daha şanslıydı, çünkü orada fırsat buldukça bizim evin yeni yıl görüntülerinden kareler paylaşmaya çalıştım..
Yani bu kareler en çok Instagram hesabı olmayanlara..

Bu sene artık bir şöminemiz olmadığı için, ağacımızı salonun bu köşesine kurduk..
Efe'nin treni hediye paketlerini ağaç altına koymamıza engel oldu ama bugün yarın paketleri yerleştirmeye başlarız herhalde, çünkü Efe tren raylarının çokça bölümünü kırdı:))
Banyoda "yılbaşı kafası" ısrarımı bu sene de sürdürdüm:)
 Mutfak ve balkona gelince..
Rahmetli ananemin deyimiyle tam bir "Deli İbrahim'in sarayı" konumundaydı:))
Ancak orta raftaki ışıklar ısrarla yere düşünce ben de söktüm, geriye sadece sol köşedeki mini ledli ağacımız kaldı:)
 Yatak odasına birkaç yastık ve birkaç karanfil dışında bir dokunuş eklemedim, bu bile fazla..aslında biraz renk geldi, fena da olmadı yani:)
 Sehpanın ortasındaki örtü ebat olarak uymadı biliyorum..
Bu örtü çok ama çok sevdiğim bir aile dostumuzun hediyesi, kendi elleriyle örmüş..yıllardır yılın bu zamanları yan sehpa üzerinde kullanıyordum ama artık bir yan sehpam yok, bu sebeple sehpa üzerine sermeyi tercih ettim..uysun, uymasın önemli değil..benim için manevi değeri daha önemli..
 Bu sene birkaç yeni süs te katıldı ağacımıza..
Balkonu da boş bırakmadım tabii..
Camdaki ışık zincirini yılbaşı sonrası çıkarırım ancak çiçekliğin arkasındaki ışıkları kaldırmayı hiç düşünmüyorum, muhtemelen kış aylarına uygun başka bir düzenleme yaparım..
Yılın tam da bu zamanlarında keyifle dinlenecek harika bir eserle kaçıyorum buralardan..
Sevgiler 

18 Aralık 2015 Cuma

Yeni yıl yeni imaj

2015'in son günlerini yaşıyoruz..
Yıl bitmeden kapatmak istediğim bazı defterler var..
Bunlardan biri de blogu yenilemekti..
Hep istedim ama elim gitmedi bir türlü..birkaç gündür uğraşıyordum, hep birşeyler çıkıyordu, bırakmak zorunda kalıyordum..
Demek zamanı soğuk ve yağmurlu bir Aralık öğleden sonrasıymış..

Geçen Eylül ayında gittiğim photoshop kursları işe yaramış, kendime yeni bir blog başlığı tasarladım..(öğretmenim Uğur Umay gurur duyacak benimle, hehehehe:))
Madem yenileniyoruz, bari yeni yıla uygun birşey olsun dedim…ortaya böyle birşey çıktı..bir süre blog  böyle "yılbaşı kafasında" olacak:)

Şimdi tek sorunum kaldı: bloga bir müzikçalar eklemek istiyorum..
SCM Music Player'dan defalarca denedim ama yok, olmuyor..
Başka bir formülü var mı bu işin, bilen var mı aramızda..

Daha yazacak, anlatacak çok şey var..şimdi tazelendik, yenilendik ya, daha sık gelirim artık buralara..

Hala bir müzikçalarım olmadığından şimdilik videolara devam..
Herkese harika bir haftasonu diliyorum..
Sevgiler



17 Kasım 2015 Salı

Bir detoks hikayesi

Hayır, sözümü unutmadım..
Geçtiğimiz hafta 5 gün boyunca uyguladığım Umay Villa Detoksu'ndan bahsedecektim size..

Öncelikle şunu söyleyeyim: 
Burada detoks listesini yayınlamayacağım. Sebeplerden biri, listelerin uzun olması..diğer ve asıl önemli sebep ise Umay Hanım'ın emeğine saygı duymam..sonuçta bu 10 ayrı listeyi ayrı ayrı denemiş, insanların kilo verip vermediğini gözlemlemiş, sonra egzersiz hareketlerini birer birer uygulayıp fotoğraflatmış, bir sürü emek var ortada..kitabı almak en doğrusu..
Ama ben gözlemlerimi aktarmak istiyorum size..ben bu kitabı almadan önce yorumları okudum, pekçok insanın neler hissettiğine, kilo verip vermediğine, vs..baktım, ondan sonra kitabı almaya karar verdim..belki benim gözlemlerim de size yardımcı olabilir..

Kitapta toplam 10 adet detoks var, kimi 5 günlük, kimisi 7 günlük..
Biz -eşim de benimle birlikte yaptı- ilk önce 3 numaralı detoksu yapmaya karar verdik.

İlk gün gerçekten zor geçti. Aslında nasıl biliyor musunuz..Ramazan Ayı'nın ilk günü gibi...hani sabah herşey yolundadır, öğleden sonra bir rehavet ve uyku hali olur, işte aynen öyle geçiyor ilk gün..sanırım ilk gün yemeğin çok az olması (ya da bizim midelerin artık çöplük haline gelmesi:))) da etken buna..

Ama çok ilginçtir, ertesi gün o halsizlikten eser kalmıyor, daha iyi hissediyorsunuz kendinizi..bilhassa 3. günden itibaren bir enerji patlaması yaşıyorsunuz..ben uzun zamandır ilk kez zorlanmadan uyanmaya başlamıştım detoks döneminde..sanırım toksinlerimden arınmaya başladığım için, bilmiyorum..kendinizi inanılmaz iyi hissediyorsunuz..

5 gün süresince kesinlikle ekmek, makarna, pilav tüketmiyorsunuz..sanırım bizi hantallaştıran fazla karbonhidrat tüketimi, eşimle buna karar verdik..

Detoks sonrası 2 haftalık bir koruma programı var, o programın ilk 5 gününde de ekmek tüketimi yasak, sonrasında ekmek tüketimine başlanılıyor..2 haftalık koruma sonrası yeni bir detoks uygulayabiliyorsunuz..

Eğer yoğun çalışan biriyseniz bu programı uygulamanız pek kolay değil..çünkü her öğün ve öğün aralarında hazırlanması gereken yemekler ve içeceklerin hepsi özel tarif, marketten hazır bulacağınız hiçbirşey yok..ben evde olmama rağmen sabah/akşam spor programını uygulayamadım mesela, sadece sabahları 1 saat yürüyüş yapabildim, ona rağmen kilo verdim. İstanbul, Ankara, İzmir ya da Adana'da yaşıyorsanız şanslısınız, çünkü detokslardaki tüm yiyecekleri hazır olarak alma imkanınız var..

Gelelim sonuca..
5 günün sonunda Cumartesi sabahı tartıda -2,3 kg'yu gördüm..eşim ise -4,5 kg..

Kilo verince tabii ki çok mutlu oldum ama asıl olay, kıyafetlerimde 1 beden küçülme meydana gelmesi ve cildimdeki değişiklik (cildim güzelleşti, yorgunluk izleri önemli oranda silindi) eğer 5 günlük programdaki pilates egzersizlerini de yapsaydım -pilates sıkılaştırıyor- muhtemelen 1,5 beden bir küçülme yaşayacaktım..ama şu an bile sığamadığım bazı şeylerime sığmaya başladım, bu bile motive sebebi..

Dün itibarıyla 2 haftalık bir koruma programına başladık...o süre içinde sıkılaşmak için haftada 2 gün pilates te yapmaya karar verdim. Sonrasında kitaptan yeni bir detoks listesine başlayacağım.

Eğer bu aralar uyanmakta zorlanıyorsanız, kilo fazlanız varsa, son zamanlarda benim gibi vücudunuzda şişlik hissediyorsanız, kabızlık probleminiz varsa bu detokslardan birini uygulamanızı mutlaka tavsiye ederim..

Sabah sporlarında dinlemeyi en sevdiğim şarkılardan biri eşliğinde kaçayım buralardan:)
Sevgiler

3 Kasım 2015 Salı

Smyrnetalya Evim Dergisi'nde

Öncelikle açıklık getirmek istediğim bir konu var:
Adım Sümeyye ya da Semiramis değil, Ayşe..
Ne alaka diyeceksiniz…Instagram'da özelden gelen mesajlara bakıyorum, bana genellikle "Sümeyye ya da Semiramis Hanım" hitabıyla başlıyorlar..sanırım Smyrnetalya isminden ötürü..neyse artık IG'de profil bölümüne adımı yazdım:)

Smyrnetalya iki şehir isminden oluşmuş bir isim aslında..
Fransızca'da Smyrne (simirn diye okunuyor) İzmir'in eski adı..hala Smyrne diye bilirler..Talya ise Antalya'nın eski adı..son 10 yıldır iki şehir arasında mekik dokuduğum ve 2 şehri de çok sevdiğim için bloga böyle bir isim koymak istedim..

Şimdi gelelim esas konumuza..
Instagram hesabında bahsettim ama IG hesabı olmayanlar için burada da kısaca bahsetmek istedim..

Dekorasyon konusunda herhangi bir eğitimim yok…Herşey 90'lı yılların ortalarında büfedeki Maison Française dergisini Fransızca sanıp almamla başladı..

Sonra dergiye baktıkça çok sevdim içindekileri..tabii kendimce hayaller de kurmaya başladım "ileride evim olursa, şöyle olur, böyle olur" diye..herkes gibi..(şu an kurduğum hayallerle neredeyse alakasız bir evde yaşıyorum, o ayrı:)))

Sonra MF'nin kardeş yayını Evim Dergisi geldi..Fiyatı harikaydı, bir sürü yeni fikir de barındırıyordu, üstelik bolca ilham veriyordu..hele bir ara "en güzel salon"yarışmaları falan yapılıyordu, ne keyifle takip ediyorduk..

İşte o Evim Dergisi birgün beni arayıp "Sizin evde çekim yapmak istiyoruz,6 gün sonra sizdeyiz" dediler..

Bizi aldı bir telaş tabii:) Sayelerinde hatırı sayılır bir düzenleme yapıldı, aylardır toparlanmayan köşeler mis gibi oldu..hatta aradıklarında berjerlerim hala döşemeci Mehmet Abi'deydi, nasıl hızla çıkarttığımızı bilmiyorum o atölyeden:))

Bu çekimin tek bonusu bu da değildi; Günseli ve İbrahim gibi iki harika, sıcakkanlı insanla tanışma imkanı bulduk, çok iyi arkadaş olduk..çok ta eğlenceli ve bol muhabbetli bir gündü:)

Benim fotoğraf makineleri ile aram çok iyi değil..zaten 5 yaşında bir çocukla saatlerce çekim yapabilmek gibi bir lüksüm de yok..yemek, ev işleri, kişisel bakım, çocuk, sonra oluşum aşamasındaki işler, çeviriler,vs..herşey benim üstümde, bir de günlük kitap,dergi,vs..keyfi olmadan yaşayamam ben, müzikle ikisi ruhumun gıdası..işte tüm bunların arasında benden olsa olsa ancak "iphone fotoğrafçısı" çıkıyor..belki Instagram'ı çok sevişim de bundan, benim için zahmetsiz..

Neyse..işte fotoğraf konusunda hal buyken, İbrahim Özbunar'ın harika fotoğrafları hem bizim hem de bilhassa oğlum Selim Efe için nefis bir anı oldu..düşünsenize, yıllar sonra ona dergiyi göstereceğim "bak annecim, sen bu evde büyüdün, eskiden evimiz böyleydi, vs" anlatacağım..
Zaten diğer ev sahibini de -derginin bu ayki sayısında sayfa 156'da nefis bir klasik tarzda döşenmiş ev göreceksiniz- bu şekilde ikna ettim:) Kendisi çok yakın aile dostumuz, benim ablam gibidir, ileride rutin kalabalık masamızda oturup yemek muhabbetindeyken bize anacak güzel bir anı kalsın istedim..çok ta güzel oldu..

Bakar mısınız mutfağının güzelliğine..önceden blogta yayınlamıştım bu mutfağı..yakında fotoğrafları güncelleyeceğim..
 
Kasım ayı Evim Dergisini bayilerinizden ısrarla isteyiniz efendim :) (eski sloganlar ne güzelmiş ya..)

21 Ekim 2015 Çarşamba

1983 Beyoğlu ve ilk blogger etkinliği


 2012 yılından bu yana blog yazıyorum, ilk kez bir "blogger etkinliği"ne katıldım.
Ama herhangi bir bloggerın daveti ile değil, etkinlikte konuşma yapıp katılımcıları bilgilendirecek olan profesyonel yaşam koçu Selin Günsev'in teşvikiyle..

Selin Antalya İzmirliler Derneği'nden arkadaşım…Tanıyabileceğiniz en güleryüzlü, dünya tatlısı insanlardan..Eğer somurtuk, isteksiz, mutsuz biriyseniz -tabii onun da içini karatmadan:))- hayatınıza Selin gibi insanlar katın, bir anda olaylara ve hayata daha farklı, daha iyimser bir gözle baktığınızı göreceksiniz..

Blogger etkinliklerine neden katılmadığımı da belirteyim: bazı bloglara bakıyorum..kendilerine, ciltlerine (evet cilt bakım bloglarına çok merakım var, okurum), evlerine,vs..uymadığı, içlerine sinmediği, sevmedikleri, inanmadıkları şeyleri sırf hediye edildiği için bu ürünler için bloğa girip yazılar yazıyor, methiyeler düzüyorlar..Instagram'da bu tip taleplere cevap vermeyişimin sebebi bu, dilerim bu yazıyı okuduktan sonra beni anlayışla karşılarlar..önce denemem, benimsemem ve gerçekten sevmem lazım..toplantılara da bu yüzden katılmıyorum, çünkü oralarda da mutlaka hediyeler dağıtılıyor..

Selin'in hazırladığı nefis çayları, sağlıklı ve fit yaşam tüyolarını -kendisine instagramdan bir göz atın,2 çocuk annesi olmasına rağmen süper fit ve güzel bir kadın!- saymazsak, benim için dünkü toplantının en büyük bonuslarından biri de yeni bir mekan keşfiydi.

Kaleiçi turlarını ne kadar sevdiğimi Instagram takipçileri bilir..
İşte Işıklar'daki 1983 Beyoğlu, Kaleiçi yürüyüşleri öncesi ya da sonrası uğramaktan keyif alacağım mekanlardan..dekorasyon sevenlerin de beğeneceği bir yer..bir şekersiz çikolataları var ki, tam benim damak tadıma uygun..

Mutfağın sevimliliğine bakar mısınız..
Biliyor musunuz, bu caddeden tramvay geçiyor..Antalya'da yaşayan İstanbullular için bu kafe Beyoğlu özlemlerini bir nebze de olsa giderip, kahve keyfi yapabilecekleri bir yer..
 Son zamanlarda duvarda tel kafes fikrine bayılıyorum..
 Çok ama çok keyif aldığım bir şarkı ile kaçıyorum!
Kahve için yapılabilecek en güzel şarkılardan!:)

16 Ekim 2015 Cuma

Bu köşe kış köşesi

Başlığa aldanmayın, henüz Antalya'ya kış gelmedi...yazın son günlerini yaşıyoruz hala…öğle saatlerindeki 28-30 derecelik hava "vakit olsa da denize girsek" türünden, o derece..

Ama bu cakamız da Ekim sonu gibi biter, bilesiniz..biz de ülkenin dört bir yanındaki diğer faniler gibi "aaa ne ara geldi bu kış" diye hayıflanır dururuz..

Ben pek hayıflanmam gerçi, çünkü mevsim geçişlerini çok seviyorum...o dönem ayrı bir telaş, heyecan oluyor..insanlar yeni diyetlere başlıyor, yeni kararlar alıyor, kendilerinde ya da evlerinde değişime gidiyor..

Yaza geçerken bizim sandalyeleri değiştirmiştik, hatırlar mısınız (işte burada!)
Berjerleri de değiştirecektik ama babamın rahatsızlığı ortaya çıkınca herşeyi bıraktık öylece..döşemelerini değiştirmek sonbahar geçişinde nasip oldu..

Eski haline dair yalnızca bu fotoğrafı bulabildim:/ 
Benden size bir tavsiye:
Ne kadar albenili, güzel olursa olsun, kesinlikle saten türünde kumaş almayın..üzerindeki işlemeler hala nefis duruyordu ama saten kısımlarına ufacık su bile dökülse hemen lekeleniyordu maalesef..

Bu sefer keten/pamuk türünde bir kumaş aldım, bu kumaşın temizliğinin de kolay olduğunu söylediler.
Renk tercihimi beyazdan yana kullandım çünkü beyazda oluşan bir lekeyi temizlemek çok daha kolay..diğer renklere temizleyici kullandığınızda ister istemez renklerde solma yaşanıyor..

Sonuç işte böyle oldu:
Berjerlerden birini hemen kitaplığın yanına yerleştirdik, 2 sene önce kurs yerinde boyadığım sehpayı da -benim ayrılmaz parçam gibi bu sehpa, çok kullanışlı, heryere taşınabiliyor- yanıbaşına..

Kış aylarında keyifle "çay+kitap" yapabileceğimiz bir yer haline geldi burası..sanırım bir de ayaklarımı uzatabileceğim küçükçe bir pufa ihtiyacım olacak..
Siz ne dersiniz?

8 Ekim 2015 Perşembe

Gidenin ardından


Uzun zaman oldu yazmayalı..

Haziran'daki tek yazıyı saymazsak, Mayıs'tan bu yana hayatımda hiçbirşey olmadı mı..olmaz mı..Mayıs'tan bu yana hayatın nasıl geçip gittiğini anlamadım sanırım..çok içaçıcı, sevinçli zamanlar değildi…aslında ben sıkıntılı zamanlarda yazarak, konuşarak rahatlayanlardanım ama bu sefer öyle olmadı, canım yazmak istemedi, "instagram tembelliği" de işime geldi..

Mayıs ayında kanser tedavisi gören babam ani bir rahatsızlık neticesinde hastaneye kaldırıldı..

Baştan sarayım: gerçek biyolojik bağlardan söz edecek olursak, babam diye bahsettiğim aslında kayınpederim..ben kendi babamı 13 yaşında kaybettim, abilerimin özverili sonuçlarını saymazsak, babasız büyüdüm diyebilirim..sonrasında Özkan sayesinde bana yeniden bir baba bahşedildi, hem de ne baba..ketum kişiliğine inat, benimle muhabbet eden, dertleşen, başımız sıkıştığında "babam var ya" deyip arayabildiğimiz, kapı gibi arkamızda duran, dürüstlük timsali bir adam..

Sonra bir Ağustos akşamı babam aramızdan ayrıldı.

Ben cenaze için mezarlığa gidemem, bu iş için yeterince güçlü olamadığımı düşündüm hayatım boyunca..ama bu sefer gittim, babamla orada vedalaşmak, onun duyabileceği şekilde onunla konuşmak istedim..

Ama vedalaşılmıyormuş tamamen, onu anladım..
Birşey oluyor, aklına geliyor, "babam böyle demişti, şunu yapmıştı,vs.." diyorsun, anıyorsun..bazen gülümseyerek, bazen iki damla gözyaşı ile..

Eşimle ilişkimizin henüz çok başlarıydı, Paris'te bir ahbabımızı ziyarete gitmiştik. İşyerinin patronu hemen babamı sordu, onun ne değerli bir insan olduğundan bahsetti..sonradan defalarca başkalarından dinledim ki o herkesin "Osman Abisi" olmuş, çok sevilmiş..

Sonra yıllar içinde ben de tanıdım babamı..kimseye zararı olmayan, çevresindekilere gücendirmeden yardım eden, dürüst, merhametli, dünya iyisi bir adamdı..

Keşke siz de tanısaydınız..

10 Haziran 2015 Çarşamba

Sandalyelere makyaj


Bizim sandalyelerin hikayesini belki hatırlarsınız..
Bu sandalyeler eşimin çocukluğundan..yıllarca kayınvalidem kullanmış, son 5 yıldır da biz kullanıyoruz..

Bize geldiklerinde acı kahve tonlarındaydı, sonra bize geldi, beyaza boyadık.
Kılıflar epeyce yıpranıp kirlenince, değişiklik yapmaya karar verdik..
Değişikliğe karar verdik ama sandalyeleri ne renk yapacağımıza karar veremedik..

Sonra dedik ki "ya acaba bu sandalyelerin iskeleti ne renk?" 
Zımparalatmak istedik, dünya paralar telaffuz edildi..eşim de o ara müsaitti, "ben hallederim" dedi.
Öncelikle söyleyeyim, bu zımparalama işi gerçekten çok zormuş, özellikle böyle oymalı/işlemeli mobilyalar epeyce uğraştırıyor..

Neyse ki bitti..renk o kadar hoşumuza gitti ki, hiçbir renge boyamamaya karar verdik, sadece üzerini vernikledik, o kadar.
Instagram hesabından da duyurmuştum, Mayıs ayı boyunca Persan'da %40 indirim vardı, haki rengi keten kılıflar da oradan temin edildi.

İşte eski ve yeni hali..
Sanki sandalyelerin bu hali yemek masamızla daha uyumlu oldu gibi..
 Şimdi berjerleri zımparalıyoruz, onların kumaşı farklı olsun istedim..
Bu kez tembellik yapmayacağım, biter bitmez sizlerle paylaşacağım:/:)
Sevgiler

14 Mayıs 2015 Perşembe

İzmir havadisleri

Kışlıkları kaldır, yazlıkları çıkar derken önceki hafta İzmir'de neler olduğunu anlatamadım size..
Instagram'da mümkün mertebe paylaşım yapmaya çalıştım ama blog yazmaya ne halim ne de vaktim kalmadı artık oralarda..

İzmir'e ailemi görmek ve bazı işlerimi halletmek için gittim ama herşey öyle güzel denk geldi ki, dostlarımla da harika zamanlar geçirme fırsatı buldum bu sefer..hatta iki arada bir derede festivallere bile katıldım:)

Festivallerden ilki, 1. Urla Enginar Festivali idi. Enginar temalı bu festivalde el yapımı çeşitli ürünlerin yanında enginarlı boyoz, enginar çorbası, enginar baskılı yastık ve tabaklar gibi ürünlerin de satışı gerçekleştirildi. Festivali düzenleyen komitede sınıf arkadaşımız Sırma'nın da olması bizi ayrıca gururlandırdı..
İlki karnaval tadında geçen bu festivali önümüzdeki sene kaçırmayın derim..
 İzmir'in meşhur Dostlar Fırını da festivale "enginarlı boyoz" ile katıldı.
Dostum Deniz'in annesinin festival için hazırladığı muhteşem kolyeler..hepsine aşık oldum..
Festival alanında gezinirken eşim "seni bir yere götüreceğim,biraz önce muhabbet ettiğim bakkal tavsiye etti" dedi..sonra da aşağıda gördüğünüz vahaya sürükledi beni..My Stone Home Art Urla Sanat Sokağı'nda mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir adres..tabii ki el boyama bu tabaklardan aldım!!:)
 Ablamın eşi Bayındır'lı. Köyünde çiçek festivali düzenleniyormuş, hem de 18. kez!! Pazar sabahı kalktık, Bayındır'ın yolunu tuttuk..
Enginar Festivali kadar havalı olmasa da, rengarenk çiçekleri görmek iyi geldi..Yalnız hava o gün o kadar sıcaktı ki, kalabalıkla da birleşince bir süre sonra çiçekleri bile göresim gelmedi, o derece:))
Baharda İzmir'de olmayı özlemişim..

22 Nisan 2015 Çarşamba

Her türlü detoks itina ile yapılır

Sizde durum nasıl bilmiyorum ama biz eşimle son zamanlarda bu "teknoloji bağımlılığını" çok abarttığımızı farkettik..

Öyle ki, bazen film mi izliyoruz mesela, ellerimizde birer telefon ya da tablet, bir yandan da orada takılıyoruz...Isıtıcıda suyun kaynamasını beklerken Instagram'da yorum yazıyoruz, Facebook'ta arkadaşımızın fotoğrafına yorum yapıyoruz, tableti elimize aldığımızda -işte bu konuda eşimin tek ofsaytı yok, o oyun oynayan zavallı benim!!- "hadi bir tur Candy Crush oynayayım bir yandan" diyoruz..

Sonra birgün farkediyorsun ki, daha az film izliyorsun, daha az okuyorsun, arkadaşlarınla karşılıklı kahve içip muhabbet etmek yerine bir bakıyorsun Facebook hesaplarındaki fotoğraflara yorum yazar olmuşsun://

10 gün önce eşimle bir karar aldık, belli saatler aralığında telefon, tablet, pc..hepsini kaldırmaya karar verdik..bilhassa telefonlar..son 1 haftadır gayet iyi gidiyor. Facebook hesabımı blog sayfasında paylaşım yapmak dışında neredeyse hiç kullanmıyorum, Twitter hesabım aktif değil, kişisel Instagram hesabımda en son 3 hafta önce fotoğraf paylaşmışım, geriye sadece blogun Instagram hesabı kaldı..ona da şöyle bir çözüm getirdim: müsait olduğum belli zaman aralıkları var, sadece o zamanlar göz atıyorum, çok sevdiğim hesapların galerilerine mutlaka göz atıp neler paylaştıklarına bakıyorum, paylaşım yapacaksam onu halledip telefonu çalışma odasına kaldırıyorum.

Sonuç mu? Son bir haftadır yarım kalan kitap ve dergilerimi bitirdim, üzerine bir de film izledim..oğlumla daha fazla oyun oynar oldum, üstelik o da Youtube'ta birşeyler izleme alışkanlığını yitirdi..saat 21.00-21.30 arası Efe uyuduktan sonra bir de koca gece bize kalıyor, teknolojik aletler ne kadar vaktimizi alıyormuş, hayret ediyorum..

Biliyorsunuz ben her yazı sonunda sevdiğim şarkıları paylaşıyorum sizlerle..aşağıdaki şarkıyı albüm çıktığı ilk günden beri süper keyifle dinliyorum, klibinin çıktığını keşfetmem tam da bu detoks zamanına denk geldi, Fransızca bilmenize -ya da İngilizce, İngilizce alt yazı da eklemişler klibe- gerek yok, klip zaten şarkıda ne anlattığını net şekilde ifade ediyor..

Herkese dozunda teknolojili, bol muhabbetli ve keyifli günler olsun..
Sevgiler,

16 Nisan 2015 Perşembe

Beklenen bahar

Farkında mısınız, bu sene bir türlü bahar gelmedi..
Geçen seneye kadar bu zamanlar Antalya'da bir tişört ve ince bir gömlekle gezerdik ama daha geçen hafta hala kabanımı giyiyordum buralarda:/

"Ya bu havalar niye böyle oldu son yıllarda, anlamadım gitti, çok dengesiz!!" diyenleri de ben anlamıyorum!! Yaşadığımız şu güzelim dünyaya kötü davranıp elbirliği ile mahvettik, artık herşeyi bekleyelim..mevsimler de şaşar, güneş daha da fazla yakar, buzullar da erir...

İşte o hepimizin -aslında genelleme yapmamak lazım, çünkü eşim gibi alerjileri bol olan arkadaşlar bahar aylarından nefret ediyorlar:))- beklediği bahar nihayet geldi..

Birkaç gündür içim pırpır..her sabah hafif bir kahvaltı sonrası sahilde yürüyesim, kışlıkları üst dolaplara saklayasım, bu güneşli havalara uygun saksılar, çiçekler alasım, diyet yapasım, açıkhavada daha fazla takılasım, her açıdan hafifleyesim var..

Biz bu ara evi kış modundan bahar/yaza geçirme niyetindeyiz..aşağıdaki bahar görüntülerini çok sevdim, belki sizlere de ilham verir..

Sevgiler,

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email