Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Atölye Arkansiyel

Resim
Aslında herşey 2 sene önce başladı. Mağaza mağaza dolaşıyorum, birşeyler arıyordum..eşime söylenmeye başladım "vallahi asfalyalarım attı gene (evet yine demiyorum çoğu zaman, "gene" gibi birşey saçmalıyorum:)), sonunda kendi işimi kendim göreceğim, aklımda ne varsa üretivereceğim" dedim. 
Evlilikte zamanla eşler birbirine benzermiş ya...gerçekten doğru.. Misal biz..ben zaten delidolu, yarım akıllı bir kadınım, adam da bana benzemeye başladı...valla bak..ben söylendikçe dedi ki "e yap hadi, ne duruyorsun?"..sanki mahallenin manavından karpuz ısmarlıyoruz..
Başladım çalışmaya, daha doğrusu fikir üretmeye.. Sonra kayınpederimin hastalığını öğrendik..ikimizi de çok etkiledi, kolay günler değildi..bıraktık herşeyi..
Sonra birgün Fransa'dan haber geldi: eşimin yıllardır çalıştığı acentanın -benim de Antalya'ya gelmeme sebep olan acenta:)- Türkiye ayağı olmayacakmış artık,kepenkleri indirdiler.. Eşim turizme devam etmek istemedi, bir zamanlar yoğunluktan sadece…

Bizim evde yılbaşı kafası

Resim
Aslında bu sene niyetim birkaç günde bir bloga yazı yazıp bizim evde yapılan yeni yıl hazırlıklarını anlatmaktı ama başka işlerin -bu işlerden de bahsedeceğim en kısa zamanda- koşuşturması evle ilgilenmeme engel oldu bu sene..ama kesinlikle şikayetçi değilim, çok verimli ve üretken bir Aralık ayı geçirdim..
Tabii Instagram hesabı olanlar daha şanslıydı, çünkü orada fırsat buldukça bizim evin yeni yıl görüntülerinden kareler paylaşmaya çalıştım.. Yani bu kareler en çok Instagram hesabı olmayanlara..
Bu sene artık bir şöminemiz olmadığı için, ağacımızı salonun bu köşesine kurduk.. Efe'nin treni hediye paketlerini ağaç altına koymamıza engel oldu ama bugün yarın paketleri yerleştirmeye başlarız herhalde, çünkü Efe tren raylarının çokça bölümünü kırdı:)) Banyoda "yılbaşı kafası" ısrarımı bu sene de sürdürdüm:)  Mutfak ve balkona gelince.. Rahmetli ananemin deyimiyle tam bir "Deli İbrahim'in sarayı" konumundaydı:)) Ancak orta raftaki ışıklar ısrarla yere düşünce ben de …

Yeni yıl yeni imaj

Resim
2015'in son günlerini yaşıyoruz.. Yıl bitmeden kapatmak istediğim bazı defterler var.. Bunlardan biri de blogu yenilemekti.. Hep istedim ama elim gitmedi bir türlü..birkaç gündür uğraşıyordum, hep birşeyler çıkıyordu, bırakmak zorunda kalıyordum.. Demek zamanı soğuk ve yağmurlu bir Aralık öğleden sonrasıymış..
Geçen Eylül ayında gittiğim photoshop kursları işe yaramış, kendime yeni bir blog başlığı tasarladım..(öğretmenim Uğur Umay gurur duyacak benimle, hehehehe:)) Madem yenileniyoruz, bari yeni yıla uygun birşey olsun dedim…ortaya böyle birşey çıktı..bir süre blog  böyle "yılbaşı kafasında" olacak:)
Şimdi tek sorunum kaldı: bloga bir müzikçalar eklemek istiyorum.. SCM Music Player'dan defalarca denedim ama yok, olmuyor.. Başka bir formülü var mı bu işin, bilen var mı aramızda..
Daha yazacak, anlatacak çok şey var..şimdi tazelendik, yenilendik ya, daha sık gelirim artık buralara..
Hala bir müzikçalarım olmadığından şimdilik videolara devam.. Herkese harika bir haftasonu diliyor…

Bir detoks hikayesi

Resim
Hayır, sözümü unutmadım.. Geçtiğimiz hafta 5 gün boyunca uyguladığım Umay Villa Detoksu'ndan bahsedecektim size..
Öncelikle şunu söyleyeyim:  Burada detoks listesini yayınlamayacağım. Sebeplerden biri, listelerin uzun olması..diğer ve asıl önemli sebep ise Umay Hanım'ın emeğine saygı duymam..sonuçta bu 10 ayrı listeyi ayrı ayrı denemiş, insanların kilo verip vermediğini gözlemlemiş, sonra egzersiz hareketlerini birer birer uygulayıp fotoğraflatmış, bir sürü emek var ortada..kitabı almak en doğrusu.. Ama ben gözlemlerimi aktarmak istiyorum size..ben bu kitabı almadan önce yorumları okudum, pekçok insanın neler hissettiğine, kilo verip vermediğine, vs..baktım, ondan sonra kitabı almaya karar verdim..belki benim gözlemlerim de size yardımcı olabilir..
Kitapta toplam 10 adet detoks var, kimi 5 günlük, kimisi 7 günlük.. Biz -eşim de benimle birlikte yaptı- ilk önce 3 numaralı detoksu yapmaya karar verdik.
İlk gün gerçekten zor geçti. Aslında nasıl biliyor musunuz..Ramazan Ayı'nın ilk …

Smyrnetalya Evim Dergisi'nde

Resim
Öncelikle açıklık getirmek istediğim bir konu var: Adım Sümeyye ya da Semiramis değil, Ayşe.. Ne alaka diyeceksiniz…Instagram'da özelden gelen mesajlara bakıyorum, bana genellikle "Sümeyye ya da Semiramis Hanım" hitabıyla başlıyorlar..sanırım Smyrnetalya isminden ötürü..neyse artık IG'de profil bölümüne adımı yazdım:)
Smyrnetalya iki şehir isminden oluşmuş bir isim aslında.. Fransızca'da Smyrne (simirn diye okunuyor) İzmir'in eski adı..hala Smyrne diye bilirler..Talya ise Antalya'nın eski adı..son 10 yıldır iki şehir arasında mekik dokuduğum ve 2 şehri de çok sevdiğim için bloga böyle bir isim koymak istedim..
Şimdi gelelim esas konumuza.. Instagram hesabında bahsettim ama IG hesabı olmayanlar için burada da kısaca bahsetmek istedim..
Dekorasyon konusunda herhangi bir eğitimim yok…Herşey 90'lı yılların ortalarında büfedeki Maison Française dergisini Fransızca sanıp almamla başladı..
Sonra dergiye baktıkça çok sevdim içindekileri..tabii kendimce hayaller de ku…

1983 Beyoğlu ve ilk blogger etkinliği

Resim
2012 yılından bu yana blog yazıyorum, ilk kez bir "blogger etkinliği"ne katıldım. Ama herhangi bir bloggerın daveti ile değil, etkinlikte konuşma yapıp katılımcıları bilgilendirecek olan profesyonel yaşam koçu Selin Günsev'in teşvikiyle..
Selin Antalya İzmirliler Derneği'nden arkadaşım…Tanıyabileceğiniz en güleryüzlü, dünya tatlısı insanlardan..Eğer somurtuk, isteksiz, mutsuz biriyseniz -tabii onun da içini karatmadan:))- hayatınıza Selin gibi insanlar katın, bir anda olaylara ve hayata daha farklı, daha iyimser bir gözle baktığınızı göreceksiniz..
Blogger etkinliklerine neden katılmadığımı da belirteyim: bazı bloglara bakıyorum..kendilerine, ciltlerine (evet cilt bakım bloglarına çok merakım var, okurum), evlerine,vs..uymadığı, içlerine sinmediği, sevmedikleri, inanmadıkları şeyleri sırf hediye edildiği için bu ürünler için bloğa girip yazılar yazıyor, methiyeler düzüyorlar..Instagram'da bu tip taleplere cevap vermeyişimin sebebi bu, dilerim bu yazıyı okuduktan so…

Bu köşe kış köşesi

Resim
Başlığa aldanmayın, henüz Antalya'ya kış gelmedi...yazın son günlerini yaşıyoruz hala…öğle saatlerindeki 28-30 derecelik hava "vakit olsa da denize girsek" türünden, o derece..
Ama bu cakamız da Ekim sonu gibi biter, bilesiniz..biz de ülkenin dört bir yanındaki diğer faniler gibi "aaa ne ara geldi bu kış" diye hayıflanır dururuz..
Ben pek hayıflanmam gerçi, çünkü mevsim geçişlerini çok seviyorum...o dönem ayrı bir telaş, heyecan oluyor..insanlar yeni diyetlere başlıyor, yeni kararlar alıyor, kendilerinde ya da evlerinde değişime gidiyor..
Yaza geçerken bizim sandalyeleri değiştirmiştik, hatırlar mısınız (işte burada!) Berjerleri de değiştirecektik ama babamın rahatsızlığı ortaya çıkınca herşeyi bıraktık öylece..döşemelerini değiştirmek sonbahar geçişinde nasip oldu..
Eski haline dair yalnızca bu fotoğrafı bulabildim:/  Benden size bir tavsiye: Ne kadar albenili, güzel olursa olsun, kesinlikle saten türünde kumaş almayın..üzerindeki işlemeler hala nefis duruyordu ama s…

Gidenin ardından

Resim
Uzun zaman oldu yazmayalı..
Haziran'daki tek yazıyı saymazsak, Mayıs'tan bu yana hayatımda hiçbirşey olmadı mı..olmaz mı..Mayıs'tan bu yana hayatın nasıl geçip gittiğini anlamadım sanırım..çok içaçıcı, sevinçli zamanlar değildi…aslında ben sıkıntılı zamanlarda yazarak, konuşarak rahatlayanlardanım ama bu sefer öyle olmadı, canım yazmak istemedi, "instagram tembelliği" de işime geldi..
Mayıs ayında kanser tedavisi gören babam ani bir rahatsızlık neticesinde hastaneye kaldırıldı..
Baştan sarayım: gerçek biyolojik bağlardan söz edecek olursak, babam diye bahsettiğim aslında kayınpederim..ben kendi babamı 13 yaşında kaybettim, abilerimin özverili sonuçlarını saymazsak, babasız büyüdüm diyebilirim..sonrasında Özkan sayesinde bana yeniden bir baba bahşedildi, hem de ne baba..ketum kişiliğine inat, benimle muhabbet eden, dertleşen, başımız sıkıştığında "babam var ya" deyip arayabildiğimiz, kapı gibi arkamızda duran, dürüstlük timsali bir adam..
Sonra bir Ağustos a…

Sandalyelere makyaj

Resim
Bizim sandalyelerin hikayesini belki hatırlarsınız.. Bu sandalyeler eşimin çocukluğundan..yıllarca kayınvalidem kullanmış, son 5 yıldır da biz kullanıyoruz..
Bize geldiklerinde acı kahve tonlarındaydı, sonra bize geldi, beyaza boyadık. Kılıflar epeyce yıpranıp kirlenince, değişiklik yapmaya karar verdik.. Değişikliğe karar verdik ama sandalyeleri ne renk yapacağımıza karar veremedik..
Sonra dedik ki "ya acaba bu sandalyelerin iskeleti ne renk?"  Zımparalatmak istedik, dünya paralar telaffuz edildi..eşim de o ara müsaitti, "ben hallederim" dedi. Öncelikle söyleyeyim, bu zımparalama işi gerçekten çok zormuş, özellikle böyle oymalı/işlemeli mobilyalar epeyce uğraştırıyor..
Neyse ki bitti..renk o kadar hoşumuza gitti ki, hiçbir renge boyamamaya karar verdik, sadece üzerini vernikledik, o kadar. Instagram hesabından da duyurmuştum, Mayıs ayı boyunca Persan'da %40 indirim vardı, haki rengi keten kılıflar da oradan temin edildi.
İşte eski ve yeni hali.. Sanki sandalyelerin bu ha…

İzmir havadisleri

Resim
Kışlıkları kaldır, yazlıkları çıkar derken önceki hafta İzmir'de neler olduğunu anlatamadım size.. Instagram'da mümkün mertebe paylaşım yapmaya çalıştım ama blog yazmaya ne halim ne de vaktim kalmadı artık oralarda..
İzmir'e ailemi görmek ve bazı işlerimi halletmek için gittim ama herşey öyle güzel denk geldi ki, dostlarımla da harika zamanlar geçirme fırsatı buldum bu sefer..hatta iki arada bir derede festivallere bile katıldım:)
Festivallerden ilki, 1. Urla Enginar Festivali idi. Enginar temalı bu festivalde el yapımı çeşitli ürünlerin yanında enginarlı boyoz, enginar çorbası, enginar baskılı yastık ve tabaklar gibi ürünlerin de satışı gerçekleştirildi. Festivali düzenleyen komitede sınıf arkadaşımız Sırma'nın da olması bizi ayrıca gururlandırdı.. İlki karnaval tadında geçen bu festivali önümüzdeki sene kaçırmayın derim..  İzmir'in meşhur Dostlar Fırını da festivale "enginarlı boyoz" ile katıldı. Dostum Deniz'in annesinin festival için hazırladığı muhteşe…

Her türlü detoks itina ile yapılır

Resim
Sizde durum nasıl bilmiyorum ama biz eşimle son zamanlarda bu "teknoloji bağımlılığını" çok abarttığımızı farkettik..
Öyle ki, bazen film mi izliyoruz mesela, ellerimizde birer telefon ya da tablet, bir yandan da orada takılıyoruz...Isıtıcıda suyun kaynamasını beklerken Instagram'da yorum yazıyoruz, Facebook'ta arkadaşımızın fotoğrafına yorum yapıyoruz, tableti elimize aldığımızda -işte bu konuda eşimin tek ofsaytı yok, o oyun oynayan zavallı benim!!- "hadi bir tur Candy Crush oynayayım bir yandan" diyoruz..
Sonra birgün farkediyorsun ki, daha az film izliyorsun, daha az okuyorsun, arkadaşlarınla karşılıklı kahve içip muhabbet etmek yerine bir bakıyorsun Facebook hesaplarındaki fotoğraflara yorum yazar olmuşsun://
10 gün önce eşimle bir karar aldık, belli saatler aralığında telefon, tablet, pc..hepsini kaldırmaya karar verdik..bilhassa telefonlar..son 1 haftadır gayet iyi gidiyor. Facebook hesabımı blog sayfasında paylaşım yapmak dışında neredeyse hiç kullanmı…

Beklenen bahar

Resim
Farkında mısınız, bu sene bir türlü bahar gelmedi.. Geçen seneye kadar bu zamanlar Antalya'da bir tişört ve ince bir gömlekle gezerdik ama daha geçen hafta hala kabanımı giyiyordum buralarda:/
"Ya bu havalar niye böyle oldu son yıllarda, anlamadım gitti, çok dengesiz!!" diyenleri de ben anlamıyorum!! Yaşadığımız şu güzelim dünyaya kötü davranıp elbirliği ile mahvettik, artık herşeyi bekleyelim..mevsimler de şaşar, güneş daha da fazla yakar, buzullar da erir...
İşte o hepimizin -aslında genelleme yapmamak lazım, çünkü eşim gibi alerjileri bol olan arkadaşlar bahar aylarından nefret ediyorlar:))- beklediği bahar nihayet geldi..
Birkaç gündür içim pırpır..her sabah hafif bir kahvaltı sonrası sahilde yürüyesim, kışlıkları üst dolaplara saklayasım, bu güneşli havalara uygun saksılar, çiçekler alasım, diyet yapasım, açıkhavada daha fazla takılasım, her açıdan hafifleyesim var..
Biz bu ara evi kış modundan bahar/yaza geçirme niyetindeyiz..aşağıdaki bahar görüntülerini çok sevdim, be…