31 Ocak 2013 Perşembe

Kinder Surprise yumurtalarını bilir misiniz? Çocuğunuz olmasa bile, mutlaka eşin dostun çocuğuna hediye amaçlı götürmüşsünüzdür...ve çocuklar da içinden sürpriz hediyeler çıkan bu yumurtalara bayılırlar :)

Peki bu yumurta fikrinin nereden çıktığına dair bir fikriniz var mı? Değerli mücevherlerle kaplı dekoratif bir süs eşyasından...evet yanlış duymadınız, değerli taşlarla bezenmiş yumurtalardan almış ilhamını :)

Ortaçağ'dan beri yumurtalar Hristiyanlar için İsa'nın yeniden doğuşunu temsil eder ve her yıl nisan ayında Paskalya Bayramı olarak kutlanır. İşte 1800'lü yılların sonlarına doğru zamanın Rus Çarı 3.Aleksandr eşi için yine böyle bir Paskalya Bayramı için kuyumcu Pierre Karl Fabergé'ye (Pier Karl Faberje diye okunur) bir yumurta sipariş eder. Ama bu yumurta sıradan bir yumurta değildir; beyaz mineyle kaplı, yumurtanın içinde rengarenk altından (sarı, beyaz, yeşil ve pembe altın) yapılma bir tavuk vardır.


Yumurta çariçeyi o kadar mutlu eder ki, Fabergé imparatorluğun kuyumcusu ilan edilir. Ertesi sene Paskalya Bayramı'nda bir başka yumurta ısmarlanır ve bu gelenek Çar ölünceye kadar devam ettirilir. Ardından Çar'ın oğlu 2. Nikolay da bu geleneği benimser ve bu değerli yumurtaların siparişleri sonraki yıllarda da devam eder.

Fabergé yumurtaların üzerindeki motifler ve kullanılan taş seçiminde serbest bırakılır, ancak yumurtanın açılıp içinde ayrıca bir sürpriz barındırması imparatorluğun tek şartıdır. Bu talimat üzerine, bundan sonraki her yumurta içinde ayrıca sürpriz bir hediye barındırır. Ayrıca gün geçtikçe yumurtaların içindeki mekanizma daha karmaşık ve hareketli hale getirilmiştir.

Ve zamanla "Fabergé Yumurtaları" lüksün adı haline gelir. İmparatorluk mensupları dışında, kimi özel müşterilere de sipariş yumurtalar hazırlar.

Bugün Fabergé'nin ürettiği 50 yumurtanın 42 tanesi günümüze kadar gelmiştir, diğerleri ise kayıptır. Bu yumurtaların bir bölümü çeşitli müzelerde sergilenmekte, bazıları ise kişilere ait özel koleksiyonlarda yer almaktadır.

İşte bu harika yumurtalardan örnekler..











30 Ocak 2013 Çarşamba

,

Aydınla(t)ma Çağı :)

Evi kullanmaya devam ettikçe, ihtiyaçlar kullanım durumuna göre belirmeye başladı; dolayısıyla ben de yavaştan ihtiyaç listemi belirlemeye başladım...listenin başında olanlardan biri de aydınlatma mevzusu..

Şöyle ki, benim evin tadilat sürecini blogun ilk zamanlarındaki yazılardan hatırlarsınız..Aslında tavan aydınlatmalarını, hatta aplikleri tamamen hallettim..ancak sorun şu ki, ben tavan aydınlatmasından hiç hoşlanmıyorum diyebilirim, genellikle lokal aydınlatmayı tercih ediyorum; bu yüzden de ihtiyaç gördüğüm bölgelere birkaç abajur seçmem yeterli olacak..bir de yemek masasının olduğu bölüme ekstra bir aydınlatma düşünüyorum, o işi de lambaderle çözmek gibi bir niyetim var..

Aramızda benim gibi aydınlatma işine takan birileri vardır diye, yardımcı olmak adına bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Peki aydınlatma seçerken nelere dikkat etmeli?
Öncelikle kesinlikle tarza göre seçimler yapmak önemli...Yani klasik mobilyalarla dolu bir evde modern avizeler sırıtabilir...
Sonra, ihtiyaca göre hareket etmekte fayda var...yani salon gibi geniş bir mekana tek bir aydınlatma yetmeyeceği gibi, ufacık bir odaya sadece bir abajur ya da ufak bir avize yetebilir. ..
Her akşam kitap okuma alışkanlığı olan birinin kanape/koltuk yanında kullanacağı bir abajur gözünü yormadan kitap okumasına yardımcı olacaktır.
Banyo aydınlatması yansıma yapmayacak ve gözü almayacak şekilde konumlandırılmalıdır.
Çocuk odalarında tavan lambası dışında ayrıca bir abajur olmasında kesinlikle fayda var. Bu sayede gece çocuğunuza gözünü yormadan masal okuyabilir, gece onu rahatsız etmeden açılan üzerini örtebilirsiniz:)

Bir de ışık konusu var tabii...mesela mutfak en çok ışığa ihtiyaç duyulan bölgedir, hem tavan aydınlatması, hem de dolap altlarına yapılan aydınlatmalardan kullanmakta fayda var...ancak yatak odası gibi az ışığa ihtiyaç olan bölgelerde sadece abajur ve aplik te işinizi görebilir. Yine bahçe, balkon gibi bölgelerde loş ışık seçmekte fayda var..Salonda ise ayarlanabilir ışık seçmekte fayda var, mesela tavan aydınlatmanızı ayarlanabilir yaptırabileceğiniz gibi, lambader, abajur ve aplikler yardımıyla da istediğiniz ışığı elde etmeniz mümkün.

Bunlar da beğendiğim bazı aydınlatma örnekleri..
Bu arada modern sevenleri daha fazla kızdırmamak adına, birkaç modern aydınlatma örneğine de yer vermek istedim:)

Bu benim en sıcak bulduğum görüntü..kendimi evimde gibi hissettim:) Zira diğer bölüme de bakarsak, aydınlatma açısından bizim evi andırıyor:)


Böyle geniş antrelerde hem tavan aydınlatma, hem aplik kullanmak yerinde olur..Ama sanki masa üzerindeki abajur fazla olmuş..


Yüksek tavanlı mekanlarda kesinlikle tavan aydınlatma kullanmak lazım..



Tavan aydınlatmasına pek bayılmam ama bu avizeler gerçekten çok hoş..


Dresuar üzerinde abajur kullanmak gerçekten güzel bir görüntü veriyor..ben de severek kullanıyorum..hatta daha iyi bir etki için, simetri kullanarak dresuar üzerinde iki abajur tercih edebilirsiniz.


Değişik ve esprili tasarım sevenler için harika bir seçenek:)






Çok sevimli! Country evlere çok yakışır!:) Yazlık evlerde de harika bir seçim olur!:)


Yanlış hatırlamıyorsam Ikea'da bu tarzda modern avizeler mevcuttu..


İster modern, ister klasik...bence her tarza çok yakışır..bayıldım! 






Balkonunuzun bir duvarına bu tip bir aydınlatma yapabilirsiniz, çok sevimli olur!



Bu masa lambasını çok sevdim, yan sehpada da rahatlıkla kullanılabilir.




29 Ocak 2013 Salı

Evettt, ner'de kalmıştık?:)

Dün halılar üzerindeki temalardan bahsetmiştim...yani o güzelim halıların üzerindeki motiflerin hiçbiri rastgele şekiller değil, hepsinin anlamları var..Bu motifler bölgelere göre farklılık gösterir, halıların üzerindeki motiflere ve renklere bakarak o halının hangi bölgeye ait olduğunu anlayabiliriz.

Bu konuda hoşuma giden detay ise, halı ya da kilim üzerindeki motiflerin, onları dokuyan kişinin duygularını, mesajını iletmesi :)

İşte halılarımız üzerinde en sık görülen motifler ve anlamları..



Halılarımızda sıkça gördüğümüz bu motifin ismi "Koç Boynuzu"; gücü ve üretkenliği temsil eder.


Bu motif "Hayat Ağacı"; hayatı ve ölümsüzlüğü, ölümden sonra yaşama inancı simgeler.


Yine halılarda gördüğümüz "Haç ve Çengel" işaretlerinin insanları tehlikeden koruduğuna inanılır.


Bu motif bir genç kızın çeyiz sandığını simgeler, sandıkta genç kızın ümitleri vardır.



"Göz" motifi adından da anlaşılacağı gibi, kem bakışlara karşı koruma amaçlı dokunan bir motiftir.


Evet bu bir "Akrep"!:) Bu motif hayat kurtarır :)) Yani dışarıdan, haneye gelecek olan kötülüklerden korunma amaçlı bir motiftir.


"Saç bağı" motifi, halıyı dokuyan genç kızın evlilik dileğini temsil eder.


"Eli Belinde" motifi, anneliği, dişiliği ve bereketi temsil eder.


"Kuş" motifleri iyi, güzel haberleri simgeler. Aynı zamanda aşk ve bereketin de sembolüdür.


"Su Yolu" motifi, suyun insan hayatı üzerindeki önemini vurgular.

Ancak ne yazık ki bu motifler artık genç kızlarımız ya da kadınlarımız tarafından dokunmuyor...daha doğrusu dokunamıyor, çünkü makine halılarının maliyetinin ve dolayısıyla satış fiyatlarının düşük olması, el dokuma halı ve kilimlere olan talebi oldukça azalttı, hatta diyebiliriz ki yüzyıllardır süregelen bu sanat bu topraklarda bitti..ve şimdilerde bu halılar ne yazık ki Çin'de dokunuyor.

Bu halıların değeri hakkında fikir sahibi olabilmeniz için şu kısa hikaye yeterli olur sanırım..
İstanbul'daki Yıldız Sarayı'nı hepimiz biliriz...İşte bu Yıldız Sarayı'nın "Tören Salonu"nda 406 metrekarelik, yaklaşık 4,5 ton ağırlığında bir Hereke halısı mevcut..İzmit Hereke'de dokunmuş olan bu halıyı sarayın kapısından içeri sokamıyorlar. Bunun üzerine sarayın ön duvarını yıkıp halıyı yerleştiriyorlar, ardından duvar yeniden örülüyor.

Bir zamanlar bir halı uğruna sarayın duvarlarını yıktıran zihniyetin bugünkü ekonomik koşullara yenik düşmesi maalesef hem düşündürücü hem üzücü...gönül isterdi ki, bu el dokuması, göz nuru şaheserler eski ihtişamlı günlerine geri dönsünler, kıymetleri daha geniş kitlelerce bilinsin..

Yazıyı birkaç güzel halı görseliyle noktalamak istiyorum..

Önce bizim de evimizde bayılarak kullandığımız Yağcıbedir halısı ile başlamak istiyorum :)



Bu da eşimle benim gözbebeğimiz Yahyalı..şansa bakın ki bizde oldukça eski bir Yahyalı mevcut :) Şöyle halılarımıza bakıyorum da, sanırım ben canlı renklere sahip halılardan hoşlanıyorum:)


Eh, bir Hereke halısı koymadan olmaz:)
İşte bu da yukarıdaki hikayede bahsi geçen Tören Salonu ve Hereke halısı..


Hereke halılarından yakın bir detay..


Döşemealtı halılarından Antalya'ya taşındığımda ve eşim sayesinde haberdar oldum:)
Antalya Arkeoloji Müzesi'nde de çok güzel Döşemealtı halılar mevcut..



İşte bir zamanlar Osmanlı'da en önemli halı imalathanelerine ev sahipliği yapan Uşak'ın halıları..



Pastel tonlarda olmalarına rağmen Milas halılarını seviyorum:)


Not: Bu güzel mini yazı dizisini hazırlamamda emeği olan, eski profesyonel turist rehberi eşime gönülden teşekkür ederim!:)


Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email