27 Ekim 2017 Cuma

Antalya İzmir'e karşı

Evet, ne diyorduk?
Karşılaştırma diyorduk..
Madde madde gideceğim, daha kolay okuyabilesiniz diye..


-Antalya tam anlamıyla bir doğa harikası..Hatta 10 yıl önce gittiğimde daha da bakirdi, nefisti..Çevresinde Kaş'tan Kekova'ya, Kale Köyü'nden Phaselis'e, Adrasan'dan Çıralı'ya cennet köşeler var..Çeşme, Seferihisar, Foça, vs eğlencelidir, güzeldir ama Antalya'daki doğa güzelliğiyle yarışamaz..Alaçatı'ya bayılanlar bir de Kaş'ı görmeli..Kaş'ın denizinden bahsetmiyorum bile, zümrüt rengi..Alaçatı'da rüzgardan denize giremezsiniz, sörf yapıyorsanız o başka tabii:) 

-Biraz nüfusla da bağlantılıdır ama Antalya'nın sokakları pırıl pırıl..şehir içinde heryer park, heryer yeşillik..bizim mahallede kaç tane park vardı, hatırlamıyorum..köprüler, geçitler yaptılar son birkaç yıldır, o geçitlerin köprülerin ayaklarına bile sarmaşık sardılar!İzmir sokakları için aynı temizlikten bahsedemeyeceğim..herşey belediyeden beklenmemeli, önce herkes kendi kapısının önünü temizlemekle başlamalı işe..bir de içinde yaşayan herkes İzmir'e olan aşkından bahsedip duruyor, madem bu kadar aşıksınız bu şehre, neden çöpünüzü sokağa atıyorsunuz kardeşim??

-Hava durumunu takip ettiğinizde iki şehrin dereceleri hep aynı gibidir ama kazın ayağı öyle değil...Antalya'da fenalık geçirten bir nem var..öyle böyle değil..duş alıyorsun mesela, dışarı çıkıyorsun, en fazla 5 dakika sonra yapış yapışsın, zaten yazın tişört giymek mümkün değil Antalya'da, hep askılı bol elbiseler, en rahatı bu..İzmir sıcaktır ama asla Antalya kadar nem olmaz, akşamları eser..bazen durur hava ama yine de eser..geceleri Antalya'da klimasız uyumak neredeyse imkansız gibidir ama İzmir'de tüm yaz çok nadir klima açarsınız, belki bir 15-20 gün falan..Antalya'da herkesin evinde en az bir klima vardır, o klimalar da genellikle Haziran ayından itibaren 7/24 çalışmaya başlar, Eylül sonuna kadar öyle devam eder..Kışın İzmir sert geçer, kışı soğuktur..Antalya'da bir deri ceketle tüm kışı geçirebilirsiniz, klimayla evinizi ısıtabilirsiniz.Eylül'den sonra İzmir'de pek denize giremezsiniz, Antalya'da ise en güzel deniz zamanı Eylül/Ekim aylarıdır.

-Yıllarca turizm yaptık ya, bir de profesyonel gözle otelleri karşılaştıralım: sadece İzmir değil, Ege bölgesindeki pekçok otel vasatın üzerinde..Antalya'da ise Türkiye'nin en konforlu ve lüks otelleri var..Çok sıcağa gelemiyorsanız, Mayıs/Haziran ya da Eylül/Ekim aylarında mutlaka Antalya'da lüks bir otelde birkaç gün de olsa kalmanızı tavsiye ederim..aklınızın alamayacağı kadar konforu oradaki otellerde bulursunuz. Kaş, Adrasan, Çıralı gibi yerlerde daha çok butik oteller mevcut, 5 ve üzeri yıldızlardaki oteller Belek ve Kemer bölgelerinde mevcut..ha bu arada ülkenin en lüks golf tesisleri de Belek bölgesinde..Belek bölgesinin denizi güzel değildir -Kemer'in suyu harika- ama lüksün dibine vurmuştur..bir anda "amannn otelin açık/kapalı/olimpik havuzları neyime yetmiyor?" derken bulabilirsiniz kendinizi:)

-Antalya'da evler çok büyük ve ciddi ışık alıyor, bilhassa eski yapılanlar..yeni yapılan evler bile 100 metrekare civarı, en küçük ev o civarda sanırım..İzmir'de evler değişiklik gösterir, genelde merkezi bir yerde oturmak istiyorsanız çok büyük evleri unutun..Kordon, KSK sahil, Güzelyalı/Göztepe sahilde büyük evler var ama en fazla 2 penceresi ışık alır..Bizim şu an oturduğumuz gibi yeni bölgelerde evler daha büyük ve daha çok ışık alıyor.

-Antalya'da pek kitapçı yok..Remzi Kitapevi kapandığında kısa süreli bir şok geçirmiştim..Terra City'de enfes büyüklükte bir D&R vardı, o bile kapanmış, daha küçük bir mağaza açmışlar..Bu da şehrin okuma oranını açıklıyor aslında..İzmir'de sadece D&R gibi büyük kitapçılar değil, lokal olanlar da var..yeni açılanlar da var, bu çok hoşuma gidiyor.

-Kaleiçi Antalya'da en sevdiğim bölge..Evleri görseniz çıldırırsınız, güzel ötesi Kaleiçi evleri, rüya gibi..Hele çevre düzenlemesi, peyzaj çalışmaları hiçbir yerde yok bence..Ama Antalyalılar Kaleiçi'ne bir türlü yeterince sahip çıkmıyor..oralarda gezmek yerine AVM'lerde takılmayı tercih ediyorlar..dolayısıyla Kaleiçi de birkaç kaliteli mağaza ve restoran dışında turistlere imitasyon ürün satan bölge olmaktan öte gidemiyor...İzmir'de Kaleiçi gibi biryer olsa, sanırım en yoğun popülasyona sahip bölgelerden biri olurdu, millet sabahlara kadar takılırdı o bölgede..

-İzmir'in insanı: teklifsiz,samimi, gideri fazla, eğlenceye düşkün,ayarı kaçık:) Antalya'nın insanı: daha muhafazakar, daha mesafeli, lükse düşkün, gösteriş sever :)

-İzmir'de mekanlar daha salaş. Antalya'da mekanlar daha gösterişli, daha lüks. Çünkü Antalyalı salaş mekanı pek sevmez. Big Chef gibi bir zincirin bile restoranı Antalya'da inanılmaz gösterişli (özellikle yılbaşı zamanı görmelisiniz:)) 

-Sebze/meyve konusunda iki şehir başabaş gider. İzmir'e özel yiyecekler, Antalya'ya özel yiyecekler var. Mesela İzmir'deki enginarı, otları, midyeyi, kokoreçi Türkiye'nin hiçbir yerinde yiyemezsiniz..Antalya'da iyi kokoreç, midye yoktur -2 kere zehirlendim, sonrasında da vazgeçtim, hep İzmir'e gelişlerimde yedim:))- ama avokadonun en ucuzu ve güzeli, portakalın, turunçgillerin, meyvelerin en alası, barbunyanın en lezzetli hali -Beşkonak Barbunya,efsanedir!- Antalya'dadır..sonra bir piyaz yaparlar -tahinli olur buranın piyazı- aklınızı başından alır..ama deniz ürünü konusunda fostur Antalya, bilhassa karides, ahtapot, kalamar gibi ürünlerde İzmir İstanbul'la yarışır.

-İzmir'de insanlar dobralığına, samimiyetine, eğlenceli olup olmadığına bakarlar, Antalya'da ise önce kıyafetlerine, arabana ve cep telefonuna bakarlar:)

-İzmir'de kızlar gece yarılarına kadar eğlenir, kıyafetler biraz daha frapandır..Antalya'da gece belli bir saatten sonra evinde olan kız makbuldür, en frapan kıyafetleri genelde Ruslar giyer.

-İzmir'de komşuluk gerçekten çok başka..burada yeni taşınana başka şehirden bile gelsen İzmirliler çay, bisküvi, börek, kahve, vs..götürürler ilk gün..Antalya'da böyle birşey pek beklemeyin, çok nadir karşılaşırsınız..Antalya yerlisi genellikle dışarıdan gelenleri çok içine almaz, kendi aralarında görüşmeyi tercih ederler.

-Antalya'da bir mekan 2 yılın üzerinde açık kalmaya devam edebiliyorsa başarılı demektir..en güzel mekanlar bile hemen akabinde kapanabiliyor..İzmir'de öyle değil, çocukluğumdan beri bildiğim mekanlar var, sürekli müdavimleri olan yerler vardır, onlar hep kalırlar, tıpkı yurtdışındaki gibi..

-İzmir'in kızları bakımlıdır derler ama Antalya'yı bence hiç görmemişler:) Sanırım İstanbul'dan sonra en fazla estetik merkezlerine sahip olan bölge Antalya..kadınlar estetiğe, epilasyona, kaş merkezlerine, kuaförlere ciddi para harcıyorlar..kuaförlere gelince, sadece bizim Dedeman bölgesinde 300 civarı kuaför olduğundan bahsetmişlerdi..üstelik hepsi de iş yapıyor..ancak kuaförler oldukça pahalı, 10 TL'ye pek fön çeken yoktu mesela geçen sene..Mesela microblading işlemi Antalya'da 1000-1200 TL civarlarında, İzmir'de ise 300-400 TL civarında...İzmir'de her bütçeye göre kuaför mevcut..

-Antalya'da spor salonu oldukça fazla ve pekçoğu da oldukça lüks..dünyadaki yenilikleri ciddi birşekilde takip ediyorlar, sürekli sıcak hava ve bikini modu olduğu için insanlar fiziklerine daha çok özen gösteriyor..ben bile Antalya'da hiç olmadığım kadar zayıflamıştım..çevrenizdeki pekçok kişi spor yapıyor, sonra yürümek için hep elverişli koşul -Temmuz/Ağustos hariç- var, bir süre sonra hareket etmek zorunluluk değil, alışkanlığınız oluyor. İzmir'de o derece lüks salonlar bir elin parmaklarını geçmez 

-İzmir daha çok yaşayan bir şehir..insanlar sokakta yaşıyor İzmir'de..Antalya'da kış zamanı -o kadar sert geçmediği halde- haftasonu dışında tek insan bulamazsınız sokakta, sanırsınız ölü şehir..İzmir'de yaz/kış sokakta millet..

-İzmirliler yaz aylarında haftasonu yazlıklarına kaçarlar..Yazlıklar nerededir?Tabii ki şehir dışında..Çeşme, Urla, Foça, Karaburun, Balıklıova, Seferihisar, Mordoğan,vs. giderler..Cuma öğleden sonra "Kavimler Göçü" başlar:) Pazar akşamı dönmeye başlar, otoban kilit olur..bazıları akıllılık edip, işlerine Pazartesi günü direkt yazlıktan giderler..Antalya'da ise yazlık kavramı biraz değişik..Lara tarafında oturanlar Konyaaltı'na yazlıklarına gider:) Bilmeyenler için anlatayım: Lara ile Konyaaltı arasındaki mesafe 20 dakika. Lara Falezler üzerine kurulmuştur ama Lara plajlarına 10 dakikada ulaşabilirsiniz, ayrıca falezlerden denize girmek te mümkündür..Konyaaltı ise denize sıfırdır, evlerle denizi ayıran bir yol vardır sadece..eskiden Konyaaltı uzakmış, insanlar Kaleiçi civarında oturup, Konyaaltında da "oba"larda yazı geçirirlermiş, sanırım o zamandan kalan bir alışkanlık Konyaaltı'nda yazlık hikayesi..

-İzmir'in Kemeraltı vardır, Antalya'nın Kapalı Yol ve çevresi..İzmir'deki çeşit Antalya'da yoktur, sonra İzmir'de her bütçeye göre birşey vardır,daha orta direk -gerçi böyle bir sınıf pek kalmadı ama- bir şehirdir..Antalya'da fiyatlar daha yüksektir.

-Evlerin fenalığına ve bakımsızlığına rağmen İzmir'de kiralar ve satılık ev fiyatları daha fazladır. Antalya'da fiyatlar çok daha uygundur, uygun fiyatlara nefis evlerde oturabilirsiniz.

-Antalya'da yayaya saygı sıfır..Eski Lara yolunda dakikalarca pusetiyle yol versinler diye bekleyen kadınlar gördüm ben..Sonra trafik kurallarına pek uymazlar, kırmızı ışıkta geçer, yeşil ışıkta durup, yanlarındakiyle ya da telefonda muhabbet ederler..İzmir eskiden yayaya yol verme konusunda sanırım ülke şampiyonuydu..ama o kadar çok göç almış ki son 10 yılda, burası da zıvanadan çıkmış, İstanbul'dan pek farkı kalmamış..saygı azalmış..

İşte böyle..Şimdilik ilk aklıma gelenler bunlar..
Alttaki video da Yılmaz Özdil'in İzmir tarifi..
İşte ben tam da Özdil'in tarifindeki gibi bir İzmir'de büyüdüm.
İzmir yine böyle,hala böyle ama göçe karşı kayıtsız kalıp, gelenleri eskisi gibi kendine benzetmezse bu tariften eser ne kadar kalır, şüphelerim var..
Not: Evet, ben de videoda anlatıldığı gibi o Kemeraltı'nda kaybolan çocuklardanım:))


8 yorum:

  1. Zevkle okudum.
    Antalya'yı pek bilmem ama İzmir hakkındaki yazdıklarınıza aynen katılıyorum :)
    İnstagramda'da takip ediyorum sizi. Yeni evinizin bahçe manzarasını çok beğeniyorum.
    Kiralık ev arayışlarındayım ve inşallah ben de böyle bahçe manzaralı bir ev bulurum diye bakınıyorum umutla :)
    Sevgiler
    Gonca

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Antalya'yı mutlaka görmelisiniz..ilk başta birşey ifade etmiyor ama bir süre yaşadıktan sonra vizyon olarak içinin pek dolu olmadığını ancak şehrin güzelliğini farkediyorsunuz..
      Bizim ev tamamen şans oldu bize..hep söyler yakınlarım ama artık ben de kabul ediyorum, ev konusunda çok şanslıyım ben..
      Bornova civarlarında böyle yeşile bakan bir yerler bulma olasılığınız İzmir geneline göre oldukça yüksek..biz bu evi satın aldık, kiralardan çok haberim yok bu civarlarda..
      dilerim gönlünüze göre bir yer bulursunuz..
      Sevgiler,

      Sil
  2. Tatil beldeleriii :)
    hepsi güzel ya :)
    ben de beklerim bloguma :)

    YanıtlaSil
  3. Antalyam, Antalyam canım Antalyam, güzel memleketim, yerini ne İzmir doldurur ne de başka şehir :)

    YanıtlaSil
  4. doğduğun yer değil doyduğun yer diyerek; aslen izmirli değilim ama 4 yaşımdan beri izmirliyim çok net tespitler yapmışınız :) izmirli olarak bloguma beklerim bende instagramın sanal dünyasından çok bloglar daha samimi daha içten geliyor bana insanlar sıkılınca bloglara dönüş olacak sanırım :)Bu arada ben kemeraltında kaybolmuştum :D

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel bir karşılaştırma yazısı olmuş. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email