Kayıtlar

Antidepresan

Resim
Benim için sonbahar geldi. Sadece Ağustos'un bitmesinden dolayı değil, Antalya gibi bir yerde, klima çalıştırmaksızın, geceleri camlar açık, püfür püfür esen tatlı bir rüzgar eşliğinde uyuyabiliyorsanız, sonbahar gelmiş demektir. Pekiiii, mevsim değişimlerinde depresyona girer misiniz? Giriyorsanız, can sıkıcı ama çözümsüz değil.. Diyelim ki depresyona girdiniz. Ruh haliniz çökmüş, hiçbirşeyden zevk almıyorsunuz...karamsar, ümitsizsiniz, kendinizi hüzünlü ve yalnız hissediyorsunuz.. Ben depresyondan kurtulmanız için yemeniz, içmeniz gerekenlerden, yapılması gereken sporlardan bahsetmeyeceğim.. Sadece çözüm yollarımdan birisi olan bir filmden bahsedeceğim. Hepimizin hayatında iz bırakan bir film olmuştur mutlaka..ya da tekrar tekrar izlemekten bıkmadığınız filmler.. Türk izleyicisinin bildiği şekilde "Amélie", orijinal adıyla "Le Fabuleux Destin D'Amélie Poulain" (lö fabülö desten dameli pulen diye okunur) benim izlerken süper keyif aldığım, defalarca izle...

Salı sallanmaz, gayet güzel diyet günü ilan edilir!

Size önceden de bahsetmiştim: yiyip yiyip kilo almayanlardan olmadım hiçbir zaman. Sağolsun vücudum yediğini inkar etmiyor, hemen etkilerini "güç bela kapatılan fermuarlar" şeklinde gösteriveriyor:-) Malumunuz, geçtiğimiz günlerde bayramdı, Selim Efe'nin doğumgünüydü, dışarıdan söylenmek zorunda kalan yemeklerdi derken, kilo almak kaçınılmaz oldu. Bir de zaten Aralık ayında yaptığımız yurtdışı seyahatinde de aldığım 2 kilo vardı, onu vermemişken üzerine bir de bu dönem aldıklarım eklendi. Rejimimi baltalamamak için Selim Efe'nin doğumgününün geçmesini bekledim. Geçti, dinlendim, şimdi diyet için hazırım. Neden salı peki? Çünkü ben pazartesi gününe hiç inanmam, insanların hafta başlangıcında daha stresli olduğunu düşünürüm, o yüzden diyete pazartesi dışındaki herhangi bir günde başlarım. Zaten pazartesi başladıklarım da hep başarısız olmuştur:-)  Geçenlerde ünlü diyetisyen Taylan Kümeli'nin bir reçetesine göz attım internette, her hafta bu reçeteyi değişti...

Huzurlu Pazartesi

Resim
Haftanın en yoğun günüdür pazartesi.. Diyete başlanır, işe gidilir, spor yapmaya karar verilir, herhangi bir işe koyulmak için bile "pazartesi" beklenir.. Benim için bu pazartesi dinlenme günü.. Haftasonu Selim Efe'nin doğumgünü sebebiyle o kadar yoruldum ki, bugünü "dinlenme günü" ilan ettim!:-) Pasta dışında, neredeyse hemen herşeyi kendimiz yaptığımız için, oldukça yorucu ama bir o kadar da keyifli bir doğumgünü hazırlığıydı. Cumartesi akşamı Selim Efe'nin 2. doğumgününü kutladık. Geçen seferki gibi tantanalı, gürültülü, kalabalık bir doğumgünü değildi, bizbizeydik.  Doğumgünü kişisi ne yaptı? Eline bir poğaça alıp, kimseye pas vermeden, ortalıkta dolaşmayı tercih etti..kalabalıkla pek aramız yok ta..o yüzden doğumgünleri bu aralar sancılı bizim için..belki kreşe gittiğinde durumlar düzelir:-) Veeee Selim Paşa'nın doğumgünü pastası...tabii ki ben yapmadım!:-) Bu muhteşem pasta için sevgili komşum, dostlarım Vanilya Pastanesi...

25 Ağustos 2010

Resim
2 yıl öncesine kadar 25 Ağustos tarihinin benim için hiçbir anlamı yoktu..ta ki bu tarih oğlum Selim Efe'nin aramıza katıldığı gün oluncaya kadar.. Herkesin -iyi ya da kötü- bir doğum anısı vardır, burada uzun uzun bahsetmeyeceğim. Tek bildiğim, doğum anında bana sonuna kadar destek veren başta eşim ve doktorum Dilek Erdoğru olmak üzere, tüm ailem ve dostlarıma her daim minnettar kalacak olmam.. Ha bu arada sevgili Dilek Erdoğru, doğum esnasında içeride çalan Ferhat Göçer kabusuna bir son verip bana Edith Piaf sürprizi yaptığınız için ayrıca size minnettarım:-) Takımı sizin (Özkan'la beraber) istediğiniz gibi oluyor, karışmıyorum, göbek bağı da lisede Gül Baba Türbesi'nin oraya gömüldü , bilginize:-) Canım oğlum, Selim Efe'm, iyi ki bizi seçtin, hayatımıza ekstra renk ve ışık getirdin..yolun açık olsun canımın parçası..

Selim Efe'nin mavi/beyaz dünyası..

Resim
Bugün biraz bebek odalarından bahsetmek istiyorum..daha doğrusu sadece oğlumun odasından.. Sonrasında sizlere -bu tip hazırlık yapanlara ya da değişiklik isteyenlere fikir olması açısından- ayrıca bu konuyla ilgili bir dosya hazırlayacağım, çünkü o kadar çok seçenek ve değişik fikir var ki, mutlaka bir tanesi sizin beğeninize uyacaktır;) Öncelikle yine her zamanki gibi bu bölümün eski halinden bahsetmek istiyorum sizlere.. Aslında bu odayla ilgili neredeyse hiç fotoğraf yok diyebilirim, çünkü o kadar fena durumdaydı ki, fotoğraf çekmeye bile gerek duymamışım.. Oğlumun odası için evin en küçük odası diyebilirim, bu küçücük odaya kocaman bir yatak ve bir de koca bir gömme dolap yapmışlar kapının arka kısmına..yanlış tercihler odayı daha da küçük hale getirmiş, boğmuş..bir de herşey kahverengiydi, iyice küçültmüş alanı...yanlış anlaşılmasın, kahverengiyi, özellikle de ceviz rengini çok severim, hatta ileride salonumu ceviz mobilyalarla dekore etmek istiyorum ama dar alanlarda kahverengi...

Büyük girişlere işlevsel çözümler

Resim
Geçenlerde bir arkadaşım, geniş antresini nasıl kullanacağına karar veremediğinden yakınıyordu. Diyelim ki evinizin girişi çok geniş ve bunu nasıl kullanacağınızı bilmiyorsunuz. Aslında büyük antreler için en güzel çözüm, orayı depolama alanı olarak kullanmaktır. Çünkü antreleri -salonla birleşik olmadığı müddetçe- kullanmayı pek tercih etmeyiz, en yakınındaki salon ya da -eğer genişse- mutfak bizim için girişlerden daha caziptir. Antre için düzenleme düşünürken, kesinlikle tarzınızı belirlemelisiniz: sıcak bir giriş mi sizi özetler? klasik birşey mi olmalı? modern tasarımlar sizi daha mı çok cezbeder? ya da eklektik -farklı dönem ve tarzları keyfi olarak biraraya getiren- stil sevenlerden misiniz? Eğer açık sistem raf/dolap düzeninden hoşlananlardansanız, uygun kutu ve sepet yardımıyla gayet düzenli bir giriş oluşturabilirsiniz. Eğer koleksiyon sahibiyseniz, biriktirdiklerinizi girişte pekala sergileyebilirsiniz. Bu tip geniş girişlerde en çok işe...