15 Temmuz 2013 Pazartesi

Birkaç gün önce Antalya'nın gerçek sıcakları başladı.
Bu öyle bir sıcak ki, sabahın 07.00'sinde hava 25-30 derecedir, öğle saatlerinde bu sıcaklık daha da yükselir. Aslında sıcaklık o kadar önemli değil, ben İzmir'den de antremanlıyım ama o nem var ya o nem...işte o nem seni bitirip tüketir, dışarı çıkmaya mecalin kalmaz.

İşte bu günlerde Antalya sokaklarında turistten başka kimseyi göremezsiniz. Son yıllarda turist te akıllandı, onlar da belli bir saatten sonra dışarı çıkıyorlar:) Öğle saatlerinden akşam saatlerine dek, herkes klimalı ortamlarda olmayı tercih eder; restoranlar, AVM'ler ve en güzeli de evler..

Benim programım da az çok bellidir: haftada 3-4 gün sabahtan spor salonuna gider (ya da denize), dönüşte oğlumla öğle yemeği yer, onu uykuya yatırdıktan sonra, tüm kapı/pencere kapatılıp klimalı ortamın serinliğinde pineklenir.

Şansıma bakın ki Selim Efe uykuyu çok seviyor:) Nazar değmesin, günde en az 2 saat öğle uykusu vardır, neredeyse bebekliğinden beri böyle..İşte o zamanlar benim en keyifli zamanlarım...bu saatleri mümkün oldukça kendime ayırmayı tercih ediyorum.

Yapılacak bir sürü şey oluyor ama en büyük keyfim kitap ve film..
Yaklaşık bir aydır seyahat ve misafir silsilesinden pek fırsat bulamadım ama bu hafta itibarıyla yeniden kitap ve filmlerime kavuşuyorum!:)
Ve kendime bir ön liste hazırladım bile!:)

Dan Brown'ın "Cehennem"ini okumaya başladım, bitmek üzere. Bundan önce de Livaneli'nin "Kardeşimin Hikayesi"ni bitirdim, fena değil.

Gabriel Garcia Marquez'in "Yüzyıllık Yalnızlık"ını yıllar önce okumuştum, ama kitabımı bulamıyorum, kitapçıda görünce heveslenip yeniden aldım, bir daha okuyacağım. Marquez sevdiğim bir yazar.

Laura Esquivel ilk kez okuyacağım bir yazar, "Acı Çikolata"yı pek methettiler, okuduktan sonra buradan düşüncemi sizlerle paylaşırım.

Alexandre Jardin de ilk kez okuyacaklarımdan..Fransa'da son zamanların gözde yazarlarından.."Jardin'lerin Romanı"nda büyüdüğü evi anlatıyor..ama ev sıradan bir ev değil...daimi misafirleri Alain Delon, Serge Gainsbourg gibi Fransa'nın kült isimleri olunca, romana merak kaçınılmaz oldu:)

Ve aylardır pekçok arkadaşımın ısrarla tavsiye ettiği Beki İkala Erikli'nin "Meleklerle Yaşamak" adlı kitabı. Kitap hakkında fazlasıyla konuşulduğu ve bazı gazete ve dergilerde röportajlarına denk geldiğim için biraz fikrim var ama yine de okumak lazım.

Bunları bir an önce bitirmek istiyorum çünkü Jean Christophe Grangé'nin (jan kristof granje diye okunur) son kitabı çıkmış! Bir de yıllar sonra Victor Hugo'nun Notre Dame de Paris/ Notre Dame'ın Kamburu'nu yeniden okumak istiyorum!:)

Filmlere gelince..

Woody Allen'ın Annie Hall ve Melinda&Melinda'sı dışında diğer filmlerin tümünü izledim. Kimi zaman bazı filmleri yeniden izlemek hoşuma gidiyor. Listedeki filmlerin pekçoğunu uzun zamandır izlemiyorum ama hepsi de çok keyifli filmler.
Bilhassa Luc Besson'un Le Grand Bleu/The Big Blue filmini şiddetle tavsiye ederim!

Siz sıcak yaz günlerinde neler yapıyorsunuz?
Benim gibi film/kitapla pineklemeyi seven varsa tavsiyelerini bekliyorum!:)

Sizlere güzel bir yaz şarkısıyla veda ediyorum...Evet şarkı Fransızca ama eminim müziği hepinize tanıdık gelecek:)

Hepimize keyifli bir hafta olsun!
Sevgiler:)

0 yorum:

Yorum Gönder

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email