31 Ağustos 2013 Cumartesi

Cumartesi yazısı

Ben haftasonu pek yazmıyorum, yazamıyorum biliyorsunuz.
Yazamıyorum, zira haftasonu yapılacak fazlasıyla işim ve buluşmalarım oluyor, bir de Selim Efe faktörü var tabii..

Ama bu sabah çok ama çok erken uyandım.
Neden mi?
Bir hava düşünün: durgun, bir gram bile esmiyor, ter içinde uyanıyorsunuz. Sabah odaları havalandırmak için pencereleri açıyorsunuz ama farkediyorsunuz ki ev dışarıdan daha serin, üstelik dışarısı nemden boğulmuş bir vaziyette..Evi sadece 5-10 dakika havalandırıp kapı, pencere kapatıyorsunuz, klima altında pineklemeye başlıyorsunuz..

Çok değil, geçen seneye kadar Antalya'da neredeyse tüm yaz böyle geçerdi. Ama bu yaz birşeyler yolunda gitti, biz de pekçok insanın yaşadığı gibi daha "insani boyutlarda" bir yaz yaşadık:)
Fakat Antalya yazı tam giderayak yapacağını yaptı yine..şu an dışarıda boğucu, fena bir sıcak var..

Denize gidesim yok..
Buz gibi havası olan AVM'lere de..
Sadece evde pineklemek istiyorum bugün..
Umarım Selim Efe de arıza çıkarmaz, mutlu mesut pinekleriz evimizde:)

Geçenlerde aldığım birkaç DVD vardı, onları izlemeyi planlıyorum.
Bu arada film demişken..
Son zamanlarda -unutmamak adına- bolca Fransızca film izliyorum.
Geçen bir film izledim: Intouchables (entuşabl diye okunur). Bizimkiler "Can Dostum" diye çevirmişler ama asıl anlamı "Dokunulmazlar".
Başrolde Fransız sinemasının emektarlarından, hayran olunası François Cluzet ile yeni nesil ünlü oyunculardan Omar Sy var.

Çok basitçe geçeceğim çünkü izlemek isteyenlere saygısızlık etmek istemem: bir yamaç paraşütü kazası esnasında felç kalan zengin bir adam ve bakıcısının hikayesi anlatılıyor.

Ben bu filmi izlediğim esnada, Kıbrıs'taki çılgın arkadaşım bana fotoğrafını gönderdi:/
Dedim ki "şu an ben de çok konulu bir film izliyorum. Tesadüfe bak ki, yamaç paraşütü yapan adam kaza geçirip düşüyor ve felç kalıyor, çabuk in o paraşütten!" Ama benim ruh hastası dostuma vız gelir tırıs gider böyle uyarılar, o yine bildiğini okur:)

Neyse, film diyorduk.
Ben filmi çok sevdim. Hikaye güzel, dekorasyon -hatta geçmiş konularımızdan FABERGEler de filmde yardımcı rolde- güzel, müzikler muhteşem..kah gülüyorsunuz, kah hüzünleniyorsunuz, nefis...tavsiye ederim.

Mutlu bir haftasonu olsun!
Sevgiler


7 yorum:

  1. Güzelmiş!bende merak ettim en kısa zamanda izlicem.tabi türkçesini:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seval merhaba,
      Ben çok keyif aldım, dilerim sen de seversin;)
      Mutlu haftasonları

      Sil
  2. Biz de geçen hafta izledik bu film çok beğendik

    YanıtlaSil
  3. heeey bu filmi izleyip pek sevmiştim vizyondayken yazmıştım.
    maşallah arkadaşına daa.

    fransız sineması delisiyim ben deee.
    hatta bu konuda o kadar çok yazarım ki.
    film bulamazsan bana söle yazayım sana.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşım maşallah evet..kendisi iki üniversitede Fransızca ders veriyor, bir de dil okulu var..böyle hoca dostlar başına mı yoksa düşmanlar mı, bilemedim :D
      Tamam film konusunda paslaşırız o zaman, ben de Fransız filmlerini severim.
      Bu arada Fransızca biliyorsan dpstream.net diye bir site var, oradan güncel diziler de dahil tüm Fransız filmlerini bulabiliyorsun.

      Sil
  4. Datça'da da durum buna benzer. Sabahları idare ediyoruzda, öğleden sonraları klimalı hayat başlıyor..Aynen senin yaptığın gibi bende kendimi filmlere veriyorum..Yağmurlu kış günleri için ayırdığım bir stoğum var yavaş yavaş oradan tüketiyorum..Sevgiler bunaltıcı Antalya'ya :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşegül yeniden hoşgeldin!:)
      Seyahat yazılarını merakla bekliyoruz:)
      Sevgiler

      Sil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email