17 Ekim 2013 Perşembe

Fırsat

Yaklaşık 2 haftadır hastayız.
Selim Efe bize nazaran biraz daha ağır atlattı durumu ama şimdi çok çok iyi..
Bize gelince, kullandığımız vitaminlerin etkisinden olsa gerek, ayakta atlattık gitti hastalığı..

Ekim ayını yarıladık ama bizim evde hala bir kış temizliği, bir hazırlık yok.
Sebebi ise, günlerdir 30-35 derece arasında seyreden hava durumu..

Sabah kalkıyoruz, hava pırıl pırıl, kuş sesleri..
Sıcakların başladığı ilk gün annemle semt pazarına gittik.
O gün nasıl terlediğimi anlatamam, kafamıza güneş geçti:/
O akşam internetten Antalya hava durumunu inceledim, hava aynı şekilde bir süre devam edecekti.
Hal böyle olunca, o akşam programımı yaptım, ertesi gün denize girmek için..

Eşimin bu fikire pek bayıldığını söyleyemem:)
Bu hasta halimle nasıl denize girecekmişim, eğer kendimi korumazsam daha kötü olurmuşum, Selim Efe ne yapacakmış, denize girecek miymiş..miş, miş, miş..bir süre devam etti:)
Ama benim dediğim dedik tavrımı da bildiği için, çantamı hazırlamamı seyretti, gönülsüz de olsa bizimle geldi:)

Annem denize girmeden önce -bu arada o da bronşit- mis gibi havayı içine çekip, manzarayı izlemeyi tercih etti.
Genelde her yaz başı bir ayak fotoğrafı görürüm sosyal medyada, benimki kış başına denk geldi, ayaklarım da pedikürsüz, affedin:)
Evet geleneksel "hamam suyu kıvamındaki klasik sıcak Antalya denizi" değildi, bildiğin serin bir su ama benim gibi bir İzmirli'ye vız gelir böyle sular, hatta kendimi Ege'de bile hissettiğimi söyleyebilirim:) Size suyun serinliğini şöyle tarif edebilirim: Temmuz/Ağustos gibi en sıcak dönemde Çeşme, Foça, Bodrum suyu gibiydi deniz..:)
 Üstelik yalnız da değildik, bizim gibi denizle son bir kucaklama yaşamak isteyenler plajdaydı:)
Selim Efe mi? O babasıyla yürüyüş yaptı, çevrede piknik yapan insanlara şirinlik yapıp sofralarına ortak oldu:)
Eve döndüğümüzde de hızımı alamadım, hava o kadar güzeldi ki, bunun geçici olduğunu bildiğimden kendimi yeniden sokaklara attım, sahilde yürüyüş yapıp gün batımını izledim. 
Sonra bu sabah çok erken saatte uyandım..
Dışarıda fena bir yağmur..
Ama öyle böyle bir yağmur değil, sanırsınız ki bir Hitchcock filmindesiniz..fırtına var, bir yandan şimşek çakıyor, bir yandan gök gürlüyor, bir de bardaktan boşalırcasına bir yağmur.. 
Aslında video çektim ama bu sefer videoyu burada paylaşmayı beceremedim:/ Araştırmalarıma devam ediyorum, becerebilirsem bu yazıyı güncelleyip videoyu eklerim..
Bugünkü havaya bakıyorum da, o gün iyi ki kalbimin sesini dinleyip plaja koşmuşum..büyük ihtimalle benim için sezonun son deniziydi:)
Belki hayatta hep böyle davranmak lazım: fırsatlar kapımıza geldiğinde, ileride pişman olmamak adına onları hemen değerlendirmeli..
Ne dersiniz?
Sevgiler:)

5 yorum:

  1. Merhabalar, bu yorumum yazınızla ilgili olmayıp Ters Düz'le ilgili bir görüş almak için size ve sizin gibi birkaç bloga yollanmıştır.

    "Ters Düz'le ilgili çok iyi yorumlar geldi, ancak ben ilk bölümün biraz uzun bulunduğunu düşünüyorum. Yoksa sadece saçmalıyor muyum? Önerilerinize ihtiyacım var!"

    Aşağıdaki linke tıklayıp, yorumunuzu bırakabilir misiniz? Sizin fikrinize göre bir karar alınacaktır (Tamam, o kadar da resmi değil).

    http://tersduzhikaye.blogspot.com/2013/10/yorum.html

    Not: Yazıya da geri döneceğim. ;)

    YanıtlaSil
  2. aaaa ne güzel.
    denize ha.
    hem de hastayken hasta gibiyken ve olabilecekken.
    yani kışın su ege gibi ha.
    iyimiş.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok güzeldi deep..
      aklım hala denizde:)
      bana belli olmaz, her an aynı şeyi tekrar yapabilirim:)
      aslında bu yaz çok fazla girdim denize ama enteresan, bu sene denize doyamadım..

      Sil
  3. cumartesi yazdığım fransız filmini izlemediysen sakın kaçırma.
    veronikin çifte yaşamı.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. izledim ama çok uzun zaman önce..
      bazen izlediğim filmlerin bazı sahnelerini unutuyorum, yeniden izlemek gerekiyor..
      geçenlerde Chocolate'ı izledim yeniden, çoğu sahneyi unutmuşum:)
      Veroniklere de yeniden göz atarım zamanı gelince;)
      sevgiler

      Sil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email