3 Ekim 2013 Perşembe

Haftanın başında size bu konuyla ilgili yazmayı düşünüyordum ama o kadar bitkindim ki, görselleri düzenlemeye pek fırsatım olmadı..

Bir de haftasonu etkinliğimizde benden çok daha mükemmel fotoğraf çeken -çok normal, zira kendileri fotoğraf sanatçısı:))- Uğur&Ayfer Umay ikilisi vardı, onların fotoğraflarının hazır olmasını bekledim ama olmadı, konu güncelliğini yitirecekti, ben de kendi sefil fotoğraflarımı paylaşmaya karar verdim:)

Bu arada çok fotoğraf çekebildiğimi söyleyemem, çünkü ilk mola yerimizde telefonum kayboldu! Mola verdiğimiz yere haber verildi ama bir ses çıkmadı..
Ertesi gün eve dönerken, arabanın içinde saklanmış halde bulduk telefonumu!:)

Neler oldu haftasonu?
AKOK (Antalya Klasik Otomobil Kulübü)'un haftasonu için düzenlediği Fethiye/Kaş etkinliğine katıldık.
Önce tereddütlerim vardı, çünkü 1966 model bir arabayla (biz adına Bea/Beatrice diyoruz) uzun yol yapmanın Selim Efe için sakıncası olup olmayacağını düşündüm..ama babası Bea'ya isofix taktırıp oto koltuğunu yerleştirmişti bile..

Selim Efe mi?
Memnun olup olmadığını bu fotoğraf anlatır sanırım:)
İlk gece Fethiye'de konaklamak üzere Antalya'dan yola çıktık. Bea ile ilk kez bu kadar uzun yol yaptım.
Fazlasıyla konformist olan ben bile itiraf etmeliyim ki, bu arabalarla seyahat etmek gerçekten çok ama çok keyifli..
Fethiye Çalış Plajı'ndaki otelimize vardığımızda yorgunluk falan kalmadı, o kadar keyifli ve dinlendirici bir yerdi ki, yaptığımız uzun yolu unuttuk..
Jiva Beach Resort Çalış Plajı'nda, denize sıfır, kendi plajı olan bir otel..
Modern dekorasyona sahip otelin odalarında her türlü konfor düşünülmüş. (reklam gibi oldu ama karı/koca yıllarca turizm işi yapınca ister istemez böyle detaylara takılıyorsunuz, mesleki deformasyon diyelim:) Yemekler mis gibi, bol çeşit olsun diye saçma sapan şeyler konulmamış büfeye, çok leziz ve doyurucuydu.

Odaların pekçoğu birbirinden farklı -kimi odalarda jakuzi var, kimi odalar full deniz manzaralı, kimi odaların balkonu havuz şeklinde-olan bu otelde bizim şansımıza böyle manzarası olan bir oda denk geldi..
Öğle yemeği ve biraz dinlenme sonrası otel akşam yemeği öncesi AKOK üyelerine özel kokteyl düzenlemiş, orada keyifli vakitler geçirildi, gün batımı izlendi..
Selim Efe orada da babasının kucağından inmeyerek hasta olacağının sinyalini vermiş aslında..
Ertesi gün otelden çıkış saatini sabah 10.30 diye kararlaştırmıştık ama otel o kadar keyifli ve kahvaltı büfesi o kadar lezizdi ki, Kaş'a gitmek üzere yola koyulmamız öğle saatlerini buldu:)

Kaş'a hem yemek molası vermek, hem de eşimin daha önceki Kaş seyahati (tık tık) esnasında tanıştığı klasik otomobil sahibi Didem Hanım'ın arkadaşı Mehmet Bey'in daveti üzerine uğrandı. Mehmet Bey'in de 1965 model çok bakımlı bir Mustang'i var ve klasik otomobiller onda da bir tutku halini almış.

Yemek molamızı Mehmet Bey'in oteli Çapa Hotel'de verdik.
Jiva Beach Resort'le kıyaslanamaz ama küçücük girişi olan, sevimli ve dekorasyon açısından oldukça başarılı bir otel..
Şöyle de harika bir lobisi var:)
Fethiye'de başlayan, insanın içini kıpırdatan harika deniz manzarası tacizi burada da devam etti..
Hasta olmasam, kesinlikle soluğu suda alırdım!
2 gündür Antalya'daki hava durumunu düşünüyorum da, iyi ki gerçekleşmiş bu etkinlik..
Bu 2 günün en güzel yanlarından biri de, benim fotoğraf makinesini elime almaya karar vermem sanırım:)
Yukarıdaki fotoğrafları gördünüz...
Şimdi de fotoğrafçı Uğur Umay'ın da izniyle, kendisinin çektiği fotoğraflardan birini paylaşmak istiyorum..
Eh biraz fark var tabii:)))
Önümüzdeki zamanlarda yazılarımda bu kalitede görseller görürseniz hiç şaşırmayın:)

Haftasonuna dair Instagram aracılığıyla çektiğim kısa bir video ve videodaki çok sevdiğim şarkıyla gitmek istedim..
Sevgiler




11 yorum:

  1. Önce-sonra gibi olmuş foto:) bayağı fark var:)
    Otel önerini yazayım bir yere,fethiyeyi pek beğenememiştim,ölüdenizde yüzerken hiç hayal ettiğim gibi değilmiş demiştim uzun yıllar önce..
    Oğlun için tekrar geçmiş olsun.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Di mi Şebnem yaa..bir benim sefil fotoğraflara bak, bir de Uğur'un çektiklerine:))
    Fethiye diğer sahil kentleriyle kıyaslandığında çok sakin bir yer, deniz açısından ise öyle Kaş gibi, Çeşme gibi ya da Çıralı gibi muhteşem bir denizi yok ama oradaki huzur bana hep iyi gelmiştir..
    Ölü Deniz konusunda haklısın, ben de fotoğraflardaki gibi birşey bekliyordum:)
    Selim Efe bugün daha iyi gibi..umarım yarın daha da iyi olacak..
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşe bir süre sonra yarı profesyonelden profesyonel bir makineye geçiş yapayım diyorum.Makro değil ama misal yakın portre çekimi için(benim bloğa da uygun) hangi marka foto mak-lens vs önerir arkadaşların acaba,sorabilir misin rica etsem?Bendeki şu an fujifilm s5800 :)
      Sevgiler

      Sil
    2. Tabii ki sorarım, cevap alır almaz döneceğim sana ;)
      Öptüm

      Sil
  3. hepsini sevdim. yazıyı da fotoları da.
    :)
    70'lerin korveti ve mustangi de vardı di miiii.
    :)
    bi blokçu var.
    mevlüde türk.
    belçikada yaşıyor.
    onun da bu merakı var.
    düğün arabası olarak kiralıyomuş.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deep selam,
      nerelerdesin, merak ettik seni:)
      evet, 72 bir Corvette ile 70 bir Mustang var...hatta 69 ve 73 Mustang'ler de vardı:)
      Hımmmm, bakayım o bloğa ben, merak ettim şimdi..:)
      Merci:)

      Sil
  4. Buralara bugün itirbariyle kış geldi galiba Ayşe Abla, insaf et, şu fotoğraflar ne böyle:) Sanki yaz aylar önce bitti, öyle hissediyorum. Donuyoruz!
    Şaka bir yana, her şey çok güzel görünüyor, tadını çıkarın <3
    Çok geçmiş olsun bir de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Melom ya haberlerde gördüm Ankara'nın halini, işiniz çok zor:))
      Bu arada birkaç gün sonra burada sıcaklık yeniden yükseliyor, denize girersem haberin olur:)))
      Sağolasın, bugn biraz daha iyiyiz..
      Not: Bugün Başganınızla Ahmet Hakan Mesut Yar'ın Burada Laf Çok'unda kapışacaklar:) Ama sanırım ben Okan'ı izlemeyi tercih ederim, midem kaldırmıyor da diğerini:))
      Öptük

      Sil
  5. proust en sevdiğim yazar yaaaa.
    kayıp zamanın izinde. ah ah.
    albertine. onun aşkı.
    swann. ah ah.
    yapı kredi yayınlarından yeni bi kitabı çıktı geçenlerde.
    alain botton'un proust adlı kitabını okusana.
    :)
    celine ile ilgili iddiaları okudum çok.
    savaş sevmeyen faşist.
    yahudi düşmanı.
    alman sempatizanı filan.
    :)
    ancak, bunlar bence spekülasyon.
    adam çatlak ve kendine özgü bir edebiyatçı sadece.
    politik ve ırkçı olduğunu sanmıyorum.
    :)
    olsa da aslında önemi yok bence.
    :)
    sanatçı o.
    sanatçılar egzantrik olur yaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep,
      Celine'in görüşlerine takılmam ben, neticede sanatçıdır, sual olmaz:) ha ben din, ırk, mezhep konusunda ayrımcılık yapanlardan ve kibirden hoşlanmam, o ayrı:) sadece hocamızın anlattığı şeyi paylaşmak istedim:)
      Bakayım Alain de Botton'a. Gerçi şu ara pek yoğun ama bakarım.
      Merci

      Sil
  6. Merhaba!

    Evet, bazen yazılarla fotoğrafları düzenlemek zor olabiliyor... :)

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email