2 Eylül 2012 Pazar


Alışageldiğiniz üzere, pazar günleri yazmayı pek tercih etmiyorum.
Ama arada sabahları dinlemekten keyif aldığım şarkılar, müzikler oluyor, onların videosunu sizlerle paylaşıyorum, belki sizin de haftasonunuzu keyifli hale getirir diye..

Brahms'ın "Hungarian Dance/Macar Dansı"nı ilk dinlediğimde aklıma TRT'de Hikmet Şimşek yönetimindeki Pazar Konserleri geldi. Küçük ağabeyim bu programı çok severdi ve o zamanlar her odada bir televizyon olmadığı için, çaresiz, biz de buna katlanmak zorunda kalır ve "pazar kanseri başladı" diye dalga geçerdik.

Üniversite yılları bitmek üzereyken klasik müziğe ilgim başladı, sanırım dayatma olmadığı için:-) Sonrasında ise gün içinde mutlaka dinler hale geldim. En yoğun Selim Efe'ye hamileliğimde ve doğum sonrası dinlemeye başladım. Efe hala gece yatarken bebekler için olan versiyonları dinleyerek uyuyor. Ve sanırım klasik müziğin etkisinden olsa gerek, çok sakin bir çocuk, aynı zamanda müzik duyduğu an elleriyle tempo tutmaya başladı son zamanlarda..

Şimdi rahmetli Hikmet Şimşek'i düşünüyorum da, o zamanlar hiç anlamamışız kendisini..ve bence o dönemleri düşününce, oldukça azınlığa hitap eden bu programın değerini yeni yeni anlıyorum:-((

Video paylaşım sitelerinde programa ait bir video aradım ama kayda değer birşey bulamadım ne yazık ki..O yüzden de aklıma ilk gelen, en sevdiklerimden olan Brahms Hungarian Dance'i paylaşmaya karar verdim..hem pazar sabahı için de neşeli, güzel bir seçim..

Hepinize sevdiklerinizle birarada mutlu olacağınız, keyif dolu bir pazar diliyorum..

2 yorum:

  1. Pazar konserleri benim için de son derece sıkıcı olurdu. Belki siyah-beyaz olmasının da etkisi olabilir. Bir senfoni orkestrası dinlerken, enstrümanları ve sanatçıları da gözlerimizle takip ediyor, bir bütün olarak izliyor, dinliyoruz. En azından benim için böyle.
    Bu videoyu sürekli dinlemeler listeme aldım. Çok ilginç bir zamana denk geldi bu siteyle karşılaşmam, gönlünüze göre yaşasın, devam etsin. Neşet Ertaş'ı kendi arkadaş grubumda bu Macar Dansı ile andım. Bana hüzün ve coşkuyu aynı anda yaşatıyor, hayatın kendisi gibi. Çok ama çok güzel.

    YanıtlaSil
  2. Betül Hanım merhaba,

    Benim için de farklı değil; sanatını icra eden sanatçıyı o an izlemek beni heyecanlandırıyor! Bu anlamda Antalya'da izlediğim Moskova Devlet Senfoni Orkestrası ve Kızıl Ordu benim için unutulmazdı, hem görsel bir şölendi, hem de müzikler muhteşemdi..

    Blogumu beğenmenize ayrıca sevindim, her zaman beklerim:-)

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email