12 Eylül 2012 Çarşamba

, , ,

Sonbahar Halleri

Ben tam bir sonbahar kızıyım.
Yazı severim, hatta bazen kışı da, ama bahar mevsimlerini -ilkbahardaki uyku problemini saymazsak- her zaman daha çok sevmişimdir..en çok ta sonbaharı..

Sonbahar biraz hüzünü barındırır ama bence en güzel tarafı kendi içine dönersin, kendini dinlersin, dinlenirsin,  çoğu zaman iyi gelir bu..

Eşimin işinden dolayı sonbaharda pek seyahat yapamıyoruz ama bana kalırsa sonbahar yola çıkmak için en güzel mevsimdir..Yazın heryer kalabalıktır, tıkış tıkıştır, bulunduğunuz yerin tadını çıkaramazsınız...bakın mesela her daim sevgilim Bodrum..sonbaharda hiç gittiniz mi bilmem ama bu zaman Bodrum'un en güzel olduğu zamandır. Şu an yaşamakta olduğum ve çok sevdiğim Antalya da öyle, sonbahar zamanı inanılmaz güzeldir; kalabalık değil, sıcak hiç değil, heryer hala yemyeşil, gündüz hala güneş yakar, denize keyifle girilir, yaz akşamının o deli eden sıcağı bitmiştir, klimalar kapanmıştır, akşam sahilde yürüyüşler başlar.

Sonbaharda seyahat edemediğim için ben de kendimi sonbahar hazırlıklarına verdim. Evet yanlış duymadınız, hani bize ilkokulda öğretilen, annelerimizin, ninelerimizin yaptığı sonbahar hazırlıkları...
İşte bu da ilk turşu maceram..neye benzeyecek bilmiyorum ama kavanozu açıp tattıktan sonra size düşüncemi söylerim:-)


İlkokul kitaplarında anlatılanlara göre, çok ta kapsamlı bir hazırlık yapmış sayılmam:-) Ama bunda kayınvalidem ve annemin hazırlayıp gönderdikleri tarhana, domates püresi, zeytin ve kurutulmuş biber/patlıcanların payı büyük:)
Benim sonbahar hazırlığım yiyecek bazında sadece turşu kurmakla kalsa da, diğer hazırlıklarım biraz farklı olmakla beraber eğlenceli..

Antalya'nın sıcağı malum, ne petunya bırakır, ne sardunya; şimdi yeni çiçekler alıp balkonu süsleme zamanıdır..Yeni çiçekler alınır, saksılar, topraklar değiştirilir..Bir kere deneyin bu işi, inanın bana terapi gibi, çok keyifli:-)

Sonbahar zamanı en sevdiğim şeylerden biri, yeni sezon modasını anlatan moda dergilerini karıştırıp, hoşuma gidenleri işaretlemek, sonra o doğrultuda birkaç alışveriş yapmak.
Tabii bunu yapmadan önce doğruca kışlık dolabıma gidiyorum, dolabı güzelce temizleyip artık giymek istemediklerimi ayırıyorum, giymeye devam edeceklerimi de nelerle kombin edeceğime bakıp ona göre ihtiyaç listesi hazırlıyorum.

Ha bir de benim için sonbahar mavi, pembe, cart renk ojeleri sepetten ayıklayıp daha oturaklı renklerde oje alışverişi yapma zamanıdır...sakın gülmeyin! Kızlar bir deneyin, sonbahar hüznü, depresif hareket falan kalmayacak :-))

Neyse, naneli yeşil çayım eşliğinde yazarken süper keyif aldığım sonbahar postumu birkaç güzel fotoğraf ile bitirmek istiyorum. Fotoğraflar geçtiğimiz pazar günü, Antalya'da falezlerin üzerinde, piknik/kahvaltı esnasında çekilmiştir...zaten Antalyalı bilir, klimasız bir ortamda kahvaltı yapabiliyorsanız buralara sonbahar gelmiş demektir:-)



Her mevsimin, yeni başlayan her günün tadı bir başka mutlaka ama bu sonbaharı es geçmeyin...ufak ya da demode şeylerle mutlu olabileceğiniz, çok keyifli bir sonbahar geçirmeniz dileğiyle..




0 yorum:

Yorum Gönder

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email