4 Eylül 2012 Salı

Eşim bundan bir zaman önce ANFOK (Antalya Fotoğrafçılık Kulübü)'a üye oldu, haftada bir gün toplanıyorlar, çektikleri fotoğrafları yorumlayıp, değerlendiriyorlar, işin tekniğini de ayrıca öğreniyorlar profesyonel fotoğrafçılardan..
Bu işin en keyifli kısmı ise, zaman zaman çevre civarlarda geziler düzenleyip, fotoğraf çekiyor olmaları..
Bu haftasonu Burdur/Karacaören Barajı, Isparta Yazılı Kanyon ve Eğirdir Gölü çevresine gidildi, fotoğraflar çekildi.

Tabii ben telefonum ve Instagram programım ile dikkat çekmemek için -genellikle fotoğrafçılar yeni nesil telefon ve bu tip fotoğraf üzerinde oynama yapan programlar kullanmayı reddediyorlar- elimden geleni yapsam da, bir süre sonra duruma alışıldı, benim çektiğim fotoğraflara da yorum yapmaya başladılar:-))

Bilhassa Yazılı Kanyon'da fark ettim: biz gerçekten cennette yaşıyoruz! Antalya'nın çevresi doğal güzellikler konusunda o kadar zengin ki, her haftasonu rahatlıkla başka bir yer için program yapabilirsiniz..

Türkiye'nin her yerinden Isparta'ya otobüsler mevcut ancak Yazılı Kanyon'a toplu ulaşımla nasıl gidilir, bilmiyorum zira biz özel bir araç kiralamayı tercih ettik. Ancak Antalya'dan Yazılı Kanyon yaklaşık 1,5 saat falan sürüyor.

Ben hepsinin arasında fazlasıyla amatör kalsam da, naçizane sizlerle bu rotaya ait fotoğraflarımı paylaşmak istiyorum:-) Eğer biraz kafa dinlemeye ihtiyacınız varsa, bu program çok hoşunuza gidebilir.

Önce Burdur Karacaören Barajı ile başlamak istiyorum.


Veee fotoğrafçılar iş başında:-)


Eşim de henüz en az benim kadar acemi:-) (Tamam kabul, en acemi olan benim:-))


Kalabalık grubu gören sevimli amca, enstrümanlarını kapıp şov yapmaya başladı:-) Bizim fotoğrafçılar tabii ki bu gösteriyi kaçırmadılar!

Yemeğe ve oradan da Yazılı Kanyon'a geçmeden önce gruptan Yasemin Hanım o civardaki bir köye uğrayıp birilerine merhaba demek istedi. Ahmet'i o evde gördüm. Ve ne yalan söyleyeyim, üzerindeki pembe t-shirt ve muhteşem yüzü münasebetiyle kendisini kız çocuğu sandım! Ahmet çok utangaçtı ama fotoğraf makineleri onun ilgisini cezbetti ve annesiyle tarlaya gitmeden önce bize güzel bir hatıra pozu bahşetti.


Çok sık mola verdik diyebilirim. Burası da kanyon yolu üzerinde küçük ama muhteşem bir mola yeri..


O kadar korkmama rağmen, bu köprüyü baştan başa yürüdüm..tabii sallanmalar ve küçük çığlıklar eşliğinde!
Peki sevgili fotoğrafçıların umurunda mıydı? Hayır, tam gaz çekmeye devam ettiler!:-)

Bir başka fotoğrafçı köprüyü çekmek için aşağı tarafa konuşlanmış..

Ben deniz balığı severim, çiftlik pek tercih etmem. Ama Can Alabalık'ta yediğim balık son zamanlarda yediğim en leziz balıktı.
Bu da oradaki alabalık havuzlarının kaynağı..sizce de şelaleyi andırmıyor mu?


Ve yemek sonrası çökmüş bir rehavet..oksijeni bol, temiz hava zaten çarpmış..yorgun argın vardık Yazılı Kanyon'a. Ama gördüğümüz manzara bizde yorgunluk falan bırakmadı! Bir an için kendimi cennette sandım!


Ve tabii başladı deklanşörler çalışmaya:-)


Lost serisini izlediniz mi bilmiyorum ama kendimi resmen dizinin setinde zannettim:-))
Bu arada yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz sis bir kaynaktan falan gelmiyor...mangal tutkusu tavan yapmış yurdum insanı, bu güzelim doğanın da canına okumak için iş başında...bu tip yerlerin tümünde mangal yapmak yasaklanmalı!
Ağaçların güzelliğine bakar mısınız..birbirlerine sarılmışlar.."les amoureux/ aşıklar" (lezamürö diye okunur) ismini taktım bunlara..


Kimimiz biraz eğlenmek istedi:-))


Yürümekten ve sıcaktan şişen yorgun ayaklarıma kanyonun pırıl pırıl, buz gibi suyu ilaç gibi geldi!


Gün batımını yakalayabilmek için, gönülsüz de olsa Yazılı Kanyon'dan ayrıldık ve Eğirdir Gölü'ne doğru yol aldık.
Coğrafya derslerinde adını sıkça duyduğum Eğirdir Gölü, Türkiye'nin en büyük 4. gölü. Gölün ortasında bir ada yer alıyor. Biz fotoğraflarımızı bu adadan çektik.
Gölden genel görünüş..bu fotoğrafı tabii ki ben çekmedim!:-)


Ama bundan sonrası bana ait..:-)


Adada ev pansiyonculuğu gelişmiş. Sakin bir tatil ya da haftasonu kaçamağına ihtiyacınız varsa, bu pansiyonlardan birinde konaklayıp kafanızı dinleyebilirsiniz.

Göl kenarında fotoğrafçılar iş başında..


Ve nihayet gün batımı vakti..
Şaka gibi ama en güzel gün batımı fotoğraflarından birini yakaladığımı duyurmaktan onur duyarım!:-)


Göl kenarında son bir mola verdik. Buranın havası Antalya'ya hiç benzemiyor, akşamları üşüyorsunuz! Son mola da zaten sıcak bir çay amaçlıydı..
Mola esnasında çay bahçesinde kurulan salıncak, bizim grubun eğlence aracı oldu:-))

Yorucu ama bir o kadar da keyifli bir haftasonu geçirdim.
Karmaşadan uzak, sakin bir ortama ihtiyacınız varsa, bu bölge sizin için güzel bir alternatif olabilir.

2 yorum:

  1. bence sen usta bir fotografçısın canım
    ne güzel yerler gezmişsin bizlere de yazdığın ve görmemizi sağladığın için saol
    emeğine sağlık
    bu yorgunluk ve iş telaşında çok iç geçirdim şimdiiii

    YanıtlaSil
  2. yok canım yaaa, ner'de..ama eşim öğrensin biraz, belki ondan öğrenirim iyi fotoğraf çekmeyi..gerçi bir göz olduğunu bahşettiler ama öğrenmek lazım..:)
    eh o zaman bundan sonra gittiğim yerlerin fotoğrafını buraya ekleyeyim sizler için..;)hatta fırsatım olursa Aralık'ta yaptığım Orta Avrupa Turu'nun fotoğraflarını eklerim..
    umarım sen de gelirsin bu yerlere...gerçekten harika yerler..

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email