6 Mart 2013 Çarşamba

,

Ev mi atölye mi?: Loftlar

Çok uzun zaman önce, Fransızca yayınları okurken, dergide verilen kimi evlere hayretle bakardım: nasıl oluyor da,  bir ev fabrikadan ya da atölyeden bozma olabiliyordu?

Aradan yıllar geçti, İstanbul'da da loft tipi evler yaygınlaşmaya başladı, tabii ki ilk örneklerinden biraz daha farklı şekilde.."tabii ki" dememin sebebi, loft konsepti ilk örnekler gibi kullanılmış olsaydı şaşırırdım, zira şekile ve görüntüye fazlasıyla düşkün olan bizler o loftlarda kolay kolay oturmazdık :)

Evet loft İngilizce bir kelime ve "çatı katı, tavanarası" demek..ancak, bilhassa Amerikalılar ve Fransızlar kullanmadıkları fabrikaları, atölyeleri, işyerlerini, eski depoları yeniden değerlendirmek amacıyla evsizler ve fakirler için kullanıyorlar ilk etapta, biz ise trendlere uygun davranmak uğruna "loft" şeklinde yeni binalar inşaa ediyoruz, var olanı değerlendirmek değil bizimkisi..aradaki fark bu.


Ben yurtdışında loft konseptinin tamamen zorunluluktan ve sanatçılar sayesinde doğduğunu düşünüyorum. Nasıl mı?
Bence Paris ve New York gibi büyük metropollerdeki yüksek ev fiyatlarından mağdur olan ve o dönemlerde -70'li yıllar- çok ta para kazanamayan sanatçılar atölyelerini eve dönüştürmek zorunda kaldılar...bana göre loftların hikayesi bu..Zaten aşağıda vereceğim görsel örneklerine bakarak ne demek istediğimi anlayacağınızı tahmin ediyorum.


Bizdeki loftlar böyle..
Bunlar da yabancıların loftları..daha doğrusu ilk örnekler..
Bu tarz o kadar tutuyor ve seviliyor ki, artık loftlar yurtdışında da sadece parasızlara has mekanlar olmaktan çıkmış durumda...Eski binalar çok güzel restore edilip, yeni bir kimlik kazanabiliyorlar..
Dışarıdan bakıldığında çok ta sevimli görünmeyen bu mekanların en önemli özellikleri arasında beton şeklinde bırakılan tavanlar, eski fabrikaların duvarlarındaki tuğla görünümü, mekanı odalara ayıran duvarların bulunmayışı ve yüksek tavanlar sayılabilir.

Ancak nedendir anlamam, bu tip evler genellikle maskülen bir tarzda dekore ediliyor..ve tabii ki modern..
Her ne kadar kapı ve duvar fikrinin olmaması beni biraz rahatsız etse de, itiraf etmeliyim ki, bol ışık alan loftlar beni çok cezbediyor...üstelik yüksek tavanlar da cabası..
Baksanıza ne kadar ferah ve aydınlık bir mekan..
Fakat bu bloğun kıymetli takipçileri kesinlikle tahmin etmişlerdir; ben kesinlikle yukarıdaki örnekler gibi döşemezdim evimi:)

Sizce de bu güzelim tuğla duvarlara beyaz kanape yakışmamış mı?:) Bence deri bir kanapeden daha sıcak ve samimi durmuş..
Loft falan dinlemem..o kadar yüksek tavana böyle kadınsı, feminen bir avize yakışır!:)
Evet ben de kesinlikle bu fotoğraftaki gibi bir şifonyere hayır demezdim..:)
Koltuk çok romantik..ben de böyle bir parça kullanmakta tereddüt etmezdim..
Duvarlarım siyah olmasa da, mutfak dolaplarım kesinlikle böyle bir model olurdu:)
Loftlar hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum..eski bir atölye, dükkan ya da depoyu kendi dekorasyon anlayışınıza göre dönüştürmeye nasıl bakıyorsunuz?

Sevgiler

4 yorum:

  1. yüksek tavanı beğenmek dışında hiç yaşanılır gelmiyor bana..
    bu evleri filmlerde de özellikle yalnız yaşayanların evleri olarak son katlarda vs görüyoruz , hatta şu sıralar "intikam" dizisindeki hakanın evi öyle..
    facebooktan yayınladığın son mutfaklara bayıldım.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. canım zaten yurtdışında parasızlıktan kullanılan eski mekanları biz sıfırdan yaptırıp milyon dolarlara satıyoruz, ilginç:)
    ben de çok severek yayınladım o mutfakları, beğenmene sevindim:)
    İntikam'ın orijinalini izliyorum netten (Revenge) tavsiye ederim, çok daha keyifli..
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Ben Loft'ta yasayabilirim hatta cok zevk alirim ama kendi tarzima ( eklektik ) dosemeliyim ;)
    Tugla duvarli beyaz koltuklu gorsel Pottery Barn'a ait olmali, bayilirim kendilerine ve tarzina :)
    http://myblog-ayf.blogspot.com/2012/03/pottery-barn.html
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama loftlar genellikle -ne yazık ki- maskülen ya da endüstriyel tarzda döşeniyor:)
      Ben de karıştırmayı sevenlerdenim, eklektik seven birileriyle karşılaşmak güzel:)
      Sevgiler

      Sil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email