14 Mart 2013 Perşembe



Çok küçüktüm.
Hemen her Pazar, yalnız yaşayan ananemin evine giderdik, ev sanki başka bir zamandan fırlamış gibiydi: eski ceviz konsol, ferforje bir yatak, çok eski zamandan kalan antika bir masa saati, el dokuması halılar (kendisi dokumuş)..sonra su hep bir lokumluk türünden bir tabağın içerisinde, dantelle birlikte servis edilirdi, küçük, çok eski bir karafı vardı..

Sonra birgün ananemi kaybettik..
Evi boşaltılırken eşyaların büyük bir bölümü dağıtıldı, ihtiyacı olanlara verildi.
O ceviz konsol hala küçük ağabeyimin Çeşme'deki evinde, halılar da aynı şekilde...bir bölüm eşya da annemde..
O lokumluklar, karaflar ve diğer eşyalar ne oldu, bilmiyorum, hatırlamıyorum..

Bu benim eski eşyalarla ilk temasımdı, sonrasında ilginçtir, hayatım boyunca hep bir şekilde eski eşyalar, antikalar biriktiren insanlarla karşılaştım..

Bunlardan biri de eşimdi :)
Eşimin klasik otomobillere ciddi bir ilgisi var, hatta 2 adet klasik otomobili de var...derdi koleksiyona yenilerini eklemek ama ben frenliyorum :) Çünkü bakımları gerçekten zor ve külfetli..en önemlisi de ciddi bir zaman gerekiyor uğraşmak için..

Aslında size şikayetçiymişim gibi görünebilirim ama bunlarla uğraşmanın keyifli yanları da var: klasik otomobiller konusunda eşimden o kadar çok şey öğrendim ki, bilhassa bir Ford Mustang gördüğümde hangi yıla ait olduğunu tahmin edebiliyorum!:))

Aynı şey el dokuma halılar için de geçerli: halı koleksiyonu yapmaya başladığımızdan beri -eşimin rehberlik yaptığı yıllardan bu yana hayaliymiş böyle bir koleksiyon- el dokuma halılar hakkında eşimden bir sürü şey öğrendim..hatta hatırlarsanız naçizane 2 bölümlük bir yazı dizisi bile hazırladım:)

Bu muhterem ilk göz ağrımız..hatta kendisi düğün arabamız bile oldu..kısmetse Selim Efe'nin sünnet arabası da olacak:) Kendisi 1966 model bir Ford Mustang.


Bu da ailemizin yeni kızı..1955 model bir Ford Fairlane.
Bize geldiğinde bitap halde sayılırdı, şimdilerde bakımda..


Bitince yaklaşık şöyle birşey olacak...hem restorasyon sırasında orijinal renklerine bürünecek..aynen aşağıdaki gibi..


Yakın bir aile dostumuz var, o da antika eşyalara meraklı..
İşi nedeniyle çok sık yurtdışına gider; en büyük zevki, gittiği yerlerdeki bit pazarlarını, antikacıları dolaşmak..:)
İlerisi için program bile yaptık: ailecek Fransa'ya gidip, bit pazarları ve antikacıları dolaşacağız:)

Fransa demişken, bu ülke bu konuda adeta bir cennet..O kadar bilinçli ve ilgililer ki, antikayla ilgili her sene bienal bile düzenliyorlar..Sonra bilhassa Paris'te, pekçok semtte bit pazarları -bizim semt pazarları gibi düşünün, belli günleri ve saatleri oluyor- var.

Paris'te bir antika dükkanı..
İsmi de anlamlı: Yarın için dün.
Sevimli bir dükkana benziyor:)


Antika ve eski eşya diye bahsetmemin sebebi de, ikisinin birbirinden çok farklı kavramlar olması..
Bir eşyanın antika olabilmesi için yapıldığı yerin ve zamanının bilinmesi gerekiyor..o eşyayı yapan kişinin imzası da olabilir ya da bir döneme ait olabilir, ünlü bir kişiye ait olabilir...antika olup olmadığı müzelerdeki bilirkişiler ya da ekspertizler tarafından belirlenebilir..yani her eski eşya antika değildir.








Bu saati görünce evimizin eski sahibesi Wesna aklıma geldi..Onun da hatırı sayılır bir saat ve el dokuma halı koleksiyonu vardı. Sırf bu yüzden kadına karşı olan sempatim 2 katına çıkmıştı:)





Evimin tamamının Topkapı Sarayı kıvamında olmasını tabii ki istemem ama antikalar, eski eşyalar geçmişle olan en güçlü bağlardan biridir...ben de dozunda olmak koşuluyla, evimde böyle parçalar görmekten hoşlanıyorum.

Antika mobilyalara ilginiz varsa, nihayet bizim de artık Türkçe bir yayınımız var! (geç bile kalındı:/)
Pekçok döneme ait mobilya örneklerini bu kitapta bulabilirsiniz.


Sevgiler..

6 yorum:

  1. Aysecim yeni arabaniza bayildim:) guzel gunlerde kullanin...bizde de packard 68 vardi ama sadece lastikleri patladi diye hurdaya verdiler :(( simdi babam cok pisman ama ilerde bu konuda ona supriz yapmak istiyorum ve bu konuda sanirim yardimlariniza ihtiyacim olacak;))

    YanıtlaSil
  2. Gözdecim selam,
    Aslında Fairlane geleli çok oldu ama sana bahsetmeyi unutmuşum:/
    Packard 68'e çok yazık olmuş, Özkan'a da bahsettim, çok üzüldü..o model birşey bulmak zor..ama şans bu, belli olmaz..
    Yardım konusuna gelince, ayıp ettin, her zaman yardımcı oluruz..Özkan aynı zamanda Antalya Klasik Otomobil Kulübü kurucularından, çevremizde bir sürü bu işte bilgili ve meraklı kişi var, seve seve hepimiz yardım ederiz;)
    Klasik otomobil etkinlikleri düzenleniyor Antalya'da, bir sonraki için mutlaka haber vereceğim sana;)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Ayşe, antikalara tutkun olabilmek için sanırım geçmişte, çocukluğumuzda eşyalardan salınan bazı değerlerin bize değmiş, tesir etmiş olması gerek. Koleksiyonerlik zamanla öğrenilen, eğitime açık bir ilgi ama o ilk kıvılcımın ateşlenmesi çocukluk anılarında saklı. Bizim de İzmir'de yakınlarımızın, bizi bırakıp giden büyüklerimizin ne evleri boşaltıldı, neler neler çıktı onlardan. Üstüne üstlük bir Levanten evi boşaltılmaktaysa o evden mutlaka Avrupa'dan gelen mobilyalar, porselenler vs. çıkacağı için simsarlaşmış antikacılar bedavaya bir şeyler kapabilmek için evin önünde pervane olurlar. Bu da antikacılığın ticarete dökülmüş çirkin yüzü elbette. Sizin kızlara bayıldım bu arada :) Ömrümüz elverdiğince, karşımıza çıkacak daha nice güzellikleri toplayabilmek umuduyla. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Monica selam,
      Evet haklısın galiba, koleksiyonerlik için alt yapı da lazım sanırım..
      İyi dileklerine katılıyorum, dilerim nice güzel şeyleri evlatlarımıza bırakırız..
      Aaaa sen İzmir Levanteni misin?? Romano'ları tanır mısın, Buca'da otururlar -hala eski evlerindeler- oğulları Giuseppe benim okul arkadaşım, aynı şehirde olduğumuz an hep biraraya gelmeye özen gösteririz:)
      Konudan alakasız olacak ama belki duymuşsundur, Giuseppe'nin annesi Lotte ile birlikte 4 Levanten hanım eski tarifleri toplayıp kitap yapmışlar, hatta blogta da bahsettim, buradan göz atabilirsin http://smyrnetalya.blogspot.com/2012/12/ben-geldimmmmmm.html

      Sevgiler

      Sil
    2. Evet evet annemler tanışıyorlar. Biz yeni nesil Levanten gençler pek görüşmüyoruz maalesef. Ama anneler babalar birbirlerini tanır, bilir. Lotte de annemi tanır. Annemim adı Katlin. Hatta bizim de yazlığımız olan Urla/Kalabak'ta Guiseppe'lerin babaannesinin evi de vardı. Oraya da gelirlerdi. Bir de Caroline diye ablası var Guiseppe'nin. Ama Guiseppe'ye sorsan muhtemelen beni tanımaz. Maalesef bir avuç kalmamza rağmen biz son nesil Levanten gençleri birbirimizi pek bilmiyoruz.

      Sil
    3. Görüşmemeniz çok kötü bence..Gius en çok Fabio ile görüşürdü, hala da görüşüyor diye biliyorum.
      Caroline evlendi, Boston'da yaşıyor.
      Belli mi olur, birgün İzmir'de hepimizin denk olacağı gelir, hep beraber bir kahve içeriz;)
      Sevgiler

      Sil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email