6 Ağustos 2012 Pazartesi

Bilenler bilir, Antalya'da Temmuz ve Ağustos aylarında pek dışarı çıkılmaz, yazın iklim tipi "sıcak, nemli ve klimalı" olarak tanımlanabilir:-)
Ama bu sene mucizevi birşey oldu ve Ağustos ayının bu ilk haftasında sıcak ama tiril tiril esen bir hava ile karşılaştık:-)
Eşim bu durumdan çok etkilenmiş olacak, pazar sabahı uyanır uyanmaz "hadi Side'ye gidelim!" dedi. Ben başta pek gönülsüzdüm, o kadar alışmışım ki evde klima altında bezmeye, "bu da ner'den çıktı?" diye düşünürken kendimi emniyet kemerimi bağlar halde buldum:-)

İyi ki de gitmişiz! Fark ettim ki Side'ye en son 15 sene önce falan, Antalya'yı ilk kez ziyaret ettiğim sene gelmişim..üstelik 1-1,5 saat mesafedeki -İzmir-Çeşme mesafesiyle aynı, halbuki Çeşme'ye hep giderdik- bu harika yeri nasıl bu kadar zaman görmezden gelmişim, şaşıyorum.

Antalya gezilecek yer açısından ciddi zenginliğe sahip bir şehir; her haftasonu rahatlıkla bir başka yere program yapabilirsiniz. Şehirin çevresi Perge, Aspendos, Phaselis, Termessos, Manavgat, Side, Çıralı, Olympos, Ulupınar, Demre, Kekova, Myra, Kaş, Kalkan gibi muhteşem zenginliklere sahip yerlerle dolu..en sevdiğim yanı da, tarihi yerlerin hemen her seferinde denizle buluşuyor olması. Bu sıcaklarda hem tarihi yerler görüp, hem de denize girmek için harika bir fırsat!

Kafanızı tarih ve rakamlarla bulandırmadan, kısa bir anlatım ve görüntülerle Side'yi anlatmak istiyorum.

Side, lüks golf otelleri ve tatil köylerinin bulunduğu Belek bölgesine yaklaşık yarım saat mesafede, Manavgat ilçesine ise 7 km uzaklıkta. Side isminin "Nar" anlamına geldiğini söylerler. Su kenarında kurulan her medeniyetin zenginleştiği o dönemlerde, Side de bu zenginlikten nasibini almış.

Yörede gezilecek başlıca yerler arasında Apollon Tapınağı, Side Müzesi, Side Antik Tiyatrosu var. Bunun dışında Sütunlu Yol da görülmeye değer güzellikte ancak biz oğlumuzla gittiğimiz ve orada pusetle ilerlemek imkansız olduğu için bu seferlik sadece uzaktan izlemekle yetindik. Dilerseniz, kısa mesafedeki Manavgat Şelalesi'ni de ziyaret edebilirsiniz.

Yörenin çok etkileyici bir giriş kapısı var, kapının hemen yanındaki ise Vespasianus Anıtı.

                                     

Eğer özel aracınızla geldiyseniz, bu kapıdan içeri girdiğinizde sağ tarafta otoparklar var, oraya aracınızı bırakıp önce tiyatro, sonra hemen karşısındaki Side Müzesi'ni gezebilir, ardından ana caddeden yürüyüp limana ulaşabilir ve liman bitiminin hemen solundaki Apollon ve Athena Tapınağı'nı görebilirsiniz.

Side'nin harika bir antik tiyatrosu var. 3 katlı sahneye sahip olan tiyatronun Roma Dönemi'ne ait olduğu sanılıyor. Tiyatro yaklaşık 15.000 seyirci kapasitesine sahip. Bu tiyatronun diğerlerinden farkı, eğimli değil, düz bir araziye kurulmuş olması. Sahne kısmı yıkıntı halinde ancak oturma basamakları -ki bunların ismine Cavea deniyor- günümüze kadar ulaşmış.
Tiyatro giriş..


Ve tiyatro karşımızda..





Tiyatro ile ilgili daha detaylı bilgi isteyenler için:


Tiyatronun hemen karşısında, eski bir hamam olan Side Müzesi var. Bu benim gördüğüm en güzel müzelerden biri, çünkü müzenin bitimi denize kavuşuyor! Yolun sonuna geldiğinizde plajda denize girip güneşlenen insanları görüyorsunuz, kesinlikle büyüleyici!

Müzede Hellenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait kabartmalar, kitabeler, Roma dönemine ait heykeller, lahitler, ostotekler, amforalar, sütun başlıkları ve kaideleri sergileniyor.

Öncelikle müzenin bahçesi..


Buradan dümdüz ilerlediğinizde, şöyle bir manzarayla karşılaşıyorsunuz:


Muhteşem, öyle değil mi?:-)
Evet, bahçenin içinde gezinmeye devam ediyoruz...

Oğlum Selim Efe ve lahit kapağı:-)


Hazır lahit kapağından bahsetmişken, lahitlerden de bahsetmek istiyorum. Bir başka ismi "Sarkofaj" da olan lahitlere "ölü yiyici" denmektedir. Bunun sebebi, naaşın lahitin içine yerleştirilirken kimyevi bir madde konulması ve bu asitimsi maddenin ölüyü yok etmesi..
Sizin için birkaç güzel lahit fotoğrafı da çektim:-)



Bir de "ostotek"ler var. Onları ilk gördüğünüzde "aaa bunlar da küçük lahit" diye düşünebilirsiniz benim gibi ama öyle değilmiş:-) Ostotekler, Roma Dönemi'nde yakılan cesetlerin kül ve kemik kırıntılarının konulduğu kaplarmış.





Bahçede gezinmeye devam..Bir aslan heykeli ve ortamdan çok hoşlanan Selim Efe:-)

Nike marka spor ayakkabıları hepimiz biliriz.
İşte ayakkabının isim kaynağı "Zafer Tanrıçası Nike" nin heykeli

Ve bir çeşme..

Sütun başlıkları ve kaideler..


Medusa'yı bilir misiniz? Hani şu yılan saçlı Gorgon..işte huzurunuzda..

Ve içeriye giriyoruz..açıkçası klimalı ortam olması benim için hoş bir sürpriz oldu:-)
Karşımızda, Yunan Mitolojisi'nin Herakles'i, bizim bildiğimiz dilde, Roma Mitolojisi'ndeki adıyla "Herkül"

Güzeller güzeli Afrodit'in doğumunu tasvir eden kabartma..

Bence müzenin en güzel heykellerinden biri: Üç Güzeller. Güzellik, zerafet ve bereketi simgeliyorlarmış.

Ve Athena; akıl, sanat, strateji ve barış tanrıçası olarak biliniyor.

Savaş tanrısı Ares..

Çantalarıyla meşhur Fransız markası Hermes'in ilham kaynağı, tüccarların koruyucusu Hermes..

Müzeyi istemeye istemeye terkedip Apollon Tapınağı'na doğru yol alıyoruz.
Aslında burada Athena Tapınağı da varmış, ancak ondan pek birşey kalmamış ne yazık ki..Roma dönemine ait tapınaklardan hatırı sayılır derecede sağlam kalan Apollon Tapınağı..
Liman bitiminde sol taraftaki Apollon tapınağı, denize nazır konumuyla ayrıcalıklı bir yere sahip..


Yorucu bir günün ardından limanda yemek molası verdik.

Ve eve dönüş..

Bu kadar güzelliği birarada görünce, 6 yıldır yaşadığım Antalya'da neden böyle bir ziyaret yapmadığımı düşündüm durdum:-) Sanırım bazen harekete geçmek için birşeylerin zamanının gelmesi gerekiyor, ne dersiniz?:-)

Not: Sabahın köründe kolumdan sürükleyip bu güzellikleri yeniden, daha detaylı görmemi sağlayan, bu da yetmiyormuş gibi hepsini tek tek anlatıp burada hep beraber bilgilenmemizi sağlayan eski turist rehberi eşime ayrıca teşekkürü borç bilirim:-)

4 yorum:

  1. gitmiş gibi hissettim eline sağlık canım:)

    fırsat bulursam gittiğimde mutlaka gideceğim,
    bana da beklerim, sevgiler

    YanıtlaSil
  2. ben de az önce tatil yapacağın oteli okuyordum!:)
    Side Manavgat'a çok yakın, mutlaka buraları gezmelisiniz!çok iyi vakit geçireceğinizden eminim;)
    şimdiden iyi tatiller!

    YanıtlaSil
  3. 2 aylık bir Manavgatlı olarak en kısa zamanda müzeyi gezmeyi düşünüyorum:)) Side'ye hep gece eğlenmeye,oturup birşeyler içmeye gidiyoruz,bir de turistik bir gezi şart:)

    YanıtlaSil
  4. Kesinlikle gezmelisiniz!
    Eşim eski bir Fransızca rehberi, bu kadar zenginliğin sayılı müzede olduğunu söylediğinde çok şaşırmıştım, harika şeyler var, mutlaka tavsiye ederim!
    Siz en azından eğlenmeye gitmişsiniz, ben 6-7 yıldır Antalya'da yaşıyorum, hiç gitmemişim:/
    Şimdi sırada Kaş var, orada da sizler için fotoğraf çekip bilgi vereceğim;)

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email