3 Ağustos 2012 Cuma

Yaşam alanı da nedir yahu?

Son zamanlarda salonlar için "yaşam alanı" kelimesi çok sık kullanılır oldu.
Tamam saçma değil, yaşamımızın büyük bölümü -özellikle televizyon bağımlısı bir millet olarak- oralarda geçiyor olabilir ancak 40 yıllık "salon" kelimesine n'oldu yahu? Salon hem daha kısa bir kelime, bir de şu var: "yaşam alanı" sanki bir tasarımcının ağzından çıkmış gibi..soğuk geliyor bu kelime bana..

Bir de çok değil, kısa zaman öncesine kadar evlerde hem "oturma odası" hem de "salon/misafir odası" olurdu.
Sadece misafir geldiği zaman kullanacağın bir oda hazırlamak sanırım sadece bizim kültürümüzde var.
Ancak artık yeni yapılan evlerin küçülmesiyle birlikte ileride bu anlayış tamamen kalkacak gibi görünüyor..

Açıkçası salonlarda kullanılan takım oturma gruplarından, hiç kullanılmayacak kadeh ve tabakların konduğu vitrinlerden, aynı takım dantel örtülerden pek hazettiğim söylenemez. Mesela masada, sehpada ben de örtü severim ama hepsi bir örnek değil. Vitrin yerine de belki fincan, kadeh, tabak koleksiyonunuz ya da yurtdışı seyahatlerinizde topladığınız hatıra niteliğindeki objeler için cam bir dolap..

Tahmin ettiğiniz gibi bizim evde ayrıca bir "misafir odası" yok. 
Yatılı misafirlerimiz için de film izleyip, spor yaptığımız, kitap okurken sessizlik isteyenin kaçtığı odaya yatak olabilen bir koltuk aldık, gayet işe yarar bir çözüm oldu, tavsiye ederim.

Salondaki hiçbir eşyamı değiştirmedim. Açıkçası oğlum büyümeden bu bölgede hiçbirşeyi değiştirmeyi düşünmüyorum :-)
Henüz tablo bile almadım. Eski evdeki tabloları buraya uygun görmedik, açıkçası içime sinmeyen birşeyi de duvar dolsun diye asmayı istemem, uysa da uymasa da sevmem lazım. Ailece resimi, fotoğrafı çok seviyoruz, sanırım zamanla dolacak duvarlar..

Hatta yemek masasındaki sandalyelerim ve berjer koltuğum eşimin çocukluğundan, yaklaşık 25 yıllık koltuklar..Onların boyalarını ve döşemeliklerini değiştirdim, harika oldular.
Yalnız tecrübelerime dayanarak söylüyorum: sık kullanılan bölgelerdeki tekstillerin "yıkanabilir" olmasında kesinlikle fayda var. 
Benim tüm kanapelerim kılıflı, lekelendiği an çıkarıp yıkamak inanın bana silmekten daha etkili..
Bundan sonraki mobilya seçimlerimde de büyük olasılıkla kılıflı olması önemli bir etken olacak.

Şimdi gelelim her zamanki gibi bizim salonun eski/yeni haline..
Öncelikle belirtmeliyim, salon neredeyse sıfır değişiklik yaptığımız nadir yerlerden biri..
Önceki ev sahibesi Wesna yalnız yaşadığı için salonu neredeyse hiç kullanmamış.
Biz kapıyı, pencereleri ve balkona açılan pencerenin şeklini değiştirdik. Bir de badana yapıldı tabii ki..
Salonun giriş kapısı böyleydi: 
Aslında kapı ve pencereler çok kaliteliydi ama biz yine de tercihimizi açık renkten kullandık ve kapı bu hale dönüştü:
Soldaki pencere balkona açılan kapıydı. 
Ancak burada perdelerin uzun göründüğüne bakmayın, boydan kapı yok, yarısı pencere yarısı kapı. Sanırım Wesna da görüntünün kötülüğünden dolayı böyle bir perde seçmiş.
Biz o pencereleri iptal edip, buraya kocaman bir kanatlı kapı yaptırdık. Böylece salon daha çok ışık almaya başladı.
Ve son hali de bu:
Bu vitrinin olduğu köşeyi biz yemek masası olarak değerlendirdik.
Hem yemek masası ortalığı kaplamamış oldu.
Burası da salonun en çok kullanılan köşesi.
Eşimle koltukları paylaştık :-)
Burası benim okuma ve TV izleme köşem :-)
Melekleri çok seviyorum..bana uğur getirdiklerine inanmaktan ziyade, şekillerini beğeniyorum..
Bu tablo benim için değerli.
Yıllardır görüşmediğim bir arkadaşımla yeniden görüşmeye başladık. 
Sonra kardeşinin Rodos'ta bu harika şeyleri ürettiğini öğrendim, ne kadar gurur duysam az!
Ben tablo tercih ettim ama kırlent, tepsi, yaka iğneliği gibi değişik seçenekler de mevcut..
Salonda yastık seviyoruz!
Bu da benim en sevdiğim :-)
Kimileri aynanın uğursuzluğuna inanır, ancak ben çok seviyorum..hele de böyle özel, dekoratif aynalarsa..
Maskeleri yıllar önce Venedik'ten almıştım, bende harika anıları var..keşke daha büyüğünü alsaydım diye hayıflanıyorum kendi kendime..neyse bir daha gitmem gerekiyor demek ki ;-)
Burası tamamlanmamış bir bölge olduğundan, ileride neler istiyorum burası için?
Şöminenin yanına eşimin keyif yapabileceği rahat bir koltuk ve puf olabilir..
Kesinlikle bir kütüphane istiyorum, çünkü büyük olasılıkla hobi odasındaki kütüphane bize yetmeyecek..
Küçülüp büyüyebilen bir yemek masası istiyorum, bizimkinin şu an çok yer kapladığını düşünüyorum.
Değişiklikler olunca sizinle yine burada paylaşırım;-)
Eğer varsa, tabii ki önerilerinize açığım!
Sevgiler
http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1";

8 yorum:

  1. canımm o melekleri nerden aldın acaba sorabilir miyiim ?? :)

    YanıtlaSil
  2. Evin hakkında iyi dileklerimi dile getirdim kulupte ama ekrarlamakan bıkaacagım sanırım,
    tam bir ev gibi olmuş, çok dengeli çok yerli yerinde, güzel güle oturun canım:)
    Bu arada bende misafir etmek isterim, takibe alıyorum hemen.

    YanıtlaSil
  3. @merhaba adsız :)
    sehpa üzerindeki melekli mumluğu birkaç sene önce Tepe Home'dan almıştım.
    cam olanları yurtdışından almıştım, tam Noel zamanıydı, o dönemde harika melekler bulabiliyorum..

    YanıtlaSil
  4. @Pembe Evren merhaba,

    Çok sevindim beğenmene!
    İyi dileklerin için teşekkür ederim!
    Vakit bulur bulmaz blogunu inceleyeceğim..
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. selam merhabalar, koltukları nereden aldınız sorabilir miyim acaba ?

    YanıtlaSil
  6. Adsız selam,
    Koltuk ve sandalyelerim yaklaşık 35 yıllık, aile yadigarı.
    Beyaz ve çiçekli kanapeler ise Ikea Ektorp modeli.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  7. mutfak büyükmüş dedim ama bu evde küçük bir yer yok ki :(( İstanbulda bu büyüklükte ev fiyatları muhiti saymazsak en az 800 bin den yani bu büyüklükte bir ev almam imkansız :( artık sizin dekorasyon fikirlerinizden 135 m2 olan evimi tekrar gözden geçireceğim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim ev 200 metrekare, boşver kıyaslama:)))

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...